Bu yazıyı mutlaka sonuna kadar okuyun... İ.Melih'in  adaylığının bile neden 
son anda ilan edildiğini de
anlayacaksınız ve Sayın Kılıçtaroğlu'nun can güvenliğinden endişe duyarak, 
millet olarak da neden
kesinlikle desteklememiz gerektiğini, her koşulda yürekli insan 
Kılıçtaroğlu'nun takipcisi olmamızın şart
olduğunu anlayacaksınız. ..
Herşeyin altına bakacaksın, bir de 'altın'a
Makarayı üç yıl geriye sarıyoruz.Tarih: 25 Mayıs 2006. Yer: İstanbul Atatürk 
Havaalanı kargo
bölümü.Yangın çıkar.Önce yangının elektrik kısa devresinden çıktığı 
söylenir. İstanbul Vali
Yardımcısı Vedat Müftüoğlu, HAVAŞ'ın kullandığı kargo bölümünde, kaynak 
yapımı
sırasında sıçrayan kıvılcım nedeniyle çıktığını açıklar. HAVAŞ kendisine ait 
kargo bölümünde
çıktığını yalanlar.Kargo depolarında bulunan kimyasal/nükleer maddelerden 
çıktığı da öne
sürülür, görgü tanıklarından patlama gördüğünü söyleyenler de olur.Çıkış 
sebebi ve noktası konusunda
'rivayet muhtelif' olmakla birlikte ortada ciddi bir yangın vardır. İstanbul 
İtfaiyesi külliyen su olur
havaalanına akar. Söndürme uçakları 180 sorti yapar.---Milletvekili ortağı 
da var İstanbul Altın
Rafinerisi (İAR) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Halaç, Atatürk Havalimanı`ndaki 
yanan kargo terminalinde;Amerika
ve başka ülkelere gönderilmek üzere çok miktarda işlenmiş altın, 400 
kilogram gümüş ve bir kasada
uluslararası banka işlemlerinde kullanılmak üzere yaklaşık 14 milyon Dolar 
civarında para bulunduğunu
söyler.Halaç'ın beyanına göre; Yangından hemen önce, Atasay Kuyumculuk 2.5 
milyon Dolar değerinde
altının kargodan giriş işlemlerini yaptırmıştır.
Erimiş olması ihtimali vardır ama Atasay altınları sigorta 
kapsamındadır.Ancak Atasay`dan bir yetkili,
'Yurtdışından gelen bir miktar altınımızı kargodan çekmiştik' der.400 
kilogram gümüş de
Sistem Lojistik`in kargo binasında erimiştir.---Ömer Halaç, 1996 yılında 
devlet tarafından kurulan İstanbul
Altın Rafinerisi AŞ`nin (İAR) çoğunluk hissesini 2002 yılında satın alan 
altın sektörünün 'altın
çocuğu', lideridir.İstanbul Altın Borsası, Hazine Müsteşarlığı ve 
Vakıfbank`ın da ortak olduğu
İstanbul Altın Rafinerisi`nin yüzde 99 hissesi Halaç`a aittir (Hatırlatma: 
Deniz Feneri'ne gemi alımı için
1,7 Euro krediyi de Vakıfbank vermişti. Zekeriya Karaman Vakıfbank Şube 
Müdürlüğü'nden emekli. Deniz
Feneri davasında Vakıfbank çok önemli. İstanbul Belediyesi de parasını 
Vakıfbank'ta tutuyor).Efendim,
altın sektörünün iplerini elinde tutan Ömer Halaç'ın en büyük arzusu 
Afrika'daki altını
çıkartıp, ham altını rafine etmektir...Bu bilgiyi de koyun kenara.Bugünlerde 
Sayın Kılıçdaroğlu'nun
(Y.N. Herkese 'Sayın' diyemediğimin farkındasın değil mi Aziz&Azize okur!) 
Başvekil'e
'Tanıyor musun, oğlunun iş ortağı' dediği Ekrem Tosun, Cihan Kamer'in mali 
müşaviri. Cihan Kamer
Atasay ve Atagold Kuyumculuk'un sahibi . Atagold'un yüzde 50 hissesi 
Başvekil'in mahdumu Bilal ve zevcesi
Sema Erdoğan'a ait.Cihan Kamer Başvekil'in yurtdışı gezilerinde yanından 
ayırmadığı,
'yakın dostu'.Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin, 1 Ağustos 2004'te KDV 
yasasını
değiştirip, elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, gibi değerli 
taşların KDV'sini yüzde
18'den sıfıra indirmesiyle kalkınan kuyumculardan.İlaç, makarna, ekmek, 
simit alırken
ödediğimiz KDV'yi altına, pırlantaya, elmasa ödemeyenlerden.Başvekil'in 
mahdumlarına düğünde
takılan altınlar mutlaka Cihan Kamer'in Atasay Kuyumculuk'undan satın 
alınıyor. Daha sonra Başvekil
bu altınları Atasay'da bozduruyor.Cihan Kamer, 'Başbakan'ın kuyumcusu' ya da 
'gayrı
resmi ekonomik danışmanı' olarak tanınıyor. Recep Bey ve çocuklarının 
'portföyünü' o
yönetiyor.Yani, Cihan Kamer Recep Bey'in mali müşaviri, Ekrem Tosun da Cihan 
Kamer'in. Ekrem
Tosun'un, Güneydoğu'daki yeraltı madenlerinin yağmalanmasında, altın, çinko, 
bakır, krom vs. nin
yabancı şirketlere ve din tüccarlarına devredilmesinde çok önemli rolü 
var.Başvekil Recep Bey "Son günlerde Sayın Kılıçdaroğlu şahsımın ismini
zikrederek kamuoyunda esrarengiz bir hava yaratmaya çalışmaktadır" diyor ya, 
Kılıçdaroğlu'nun
birşey eklemesine gerek yok, olaylara, bağlantılara zoom yapınca herşey 
esrarengiz bir hal alıyor.Mesela,
"Havaalanı yangınından hemen önce Atasay altın getirmişti" diyen, altın 
sektörünün lideri Ömer
Halaç, tam da Afrika ülkelerinde altın çıkartmak üzereyken, oradan 
getirilecek ham altını rafine edecek
çalışmalar yaparken 38 yaşında, İstanbul'da bir hastanede küt diye sıtmadan 
ölüyor (Mayıs
2008).Halaç'ın ailesi 'teşhiste gecikme' nedeniyle hastaneye 12 milyon YTL 
tazminat davası
açıyor.Koç Allianz, havaalanı yangınından zarar gören 55 müşterisine 
milyonlarca YTL sigorta ödemesini
yapıyor, fakat Koç da konuyu yargıya taşıyor.---Yeraltı dedik, maden 
dedik... Az daha geri
gidip filmi 2005 yılına saralım.Cihan Kamer, Güney Afrika'da 'karbon' 
çıkartma işine de
soyunuyor.Ahaliden 'elmas'ın saf karbon olduğunu bilen çıkabilir 
düşüncesiyle, 'Elmas yok, sırf
kömür işi' diyor..Cihan Kamer'in Güney Afrika'daki ortağı Sumo Colliery S.A 
şirketinin Genel
Müdürü Vuslat Bayoğlu. 2005 yılında Güney Afrika'ya giden Başvekil Recep Bey 
onuruna
Johannesburg' daki Fethullah Gülen okulunda verilen davette, kömür madeni 
işleten, Cihan Kamer'in
ortağı Vuslat Bayoğlu da var.Sumo Colliery firması 360 Dolar sermaye ile 
kurdurtulmuş ve daha sonra Melih
Gökçek'in Vakıfbank Genel Müdürü'ne kurdurduğu VAK-BEL'e kömür satmış bir
şirket.Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sumo'dan kömür ithali için önce 
VAK-BEL'i, daha sonra Cayman
Adaları'nda, 10 bin Dolar sermayeli Black Diamond adlı bir şirket kuruyor. 
Black Diamond, Sumo'dan aldığı
kömürü üzerine kâr payı koyarak VAK-BEL'e satıyor.Cayman Adaları, vergi 
kaçıranların gizli
offshore hesaplarının bulunduğu cennetlerden.Milliyet yazarı Serpil Yılmaz, 
3 Mart 2005 tarihli yazısında
diyor ki;"Terör uzmanı Ali Köknar, "PKK'nin Güney Afrika Cumhuriyeti' ndeki 
İlişkileri"
raporunda VAK-BEL'den bahsediyor:Türkiye'ye silah ambargosu uygulayan Güney 
Afrika ile ilişkiler
kötüydü.1998'de Melih Gökçek'in daveti üzerine Pretoria kentinin Belediye 
Başkanı Joyce Ngele
Ankara'ya geldi. Ankara Belediyesi'ne bağlı Belko'nun, Güney Afrikalı bazı 
aracılara fahiş
komisyonlar ödeyerek, milyonlarca dolarlık kömür aldığı göz önünde 
bulundurulursa, maksat kolayca
anlaşılır."---Başvekil Recep Bey'in yakınındaki işadamları, Türkiye kesmeyip
Afrika'daki altın, elmas, bakır, krom, kömür madenlerini de hallaç pamuğu 
gibi atar, bir yandan Afrika,
Cayman Adaları üzerinden belediyeleri soyarken, 2008 yılında Dışişleri 
Bakanlığı '2009 yılı sonuna
kadar Afrika'daki 15 ülkede diplomatik misyon açmaya' karar veriyor.Cihan 
Kamer diyorsun, hamisi
Başvekil Recep Bey.Ekrem Tosun diyorsun Recep Bey'in mahdumunun iş 
ortağı.Vakıfbank diyorsun, Recep
Bey'in partisinin fena halde batağa saplandığı Deniz Feneri'nin 
sponsor/aracı bankası.Melih Gökçek desen
hâkeza, arkasında kapı gibi Recep Bey.Güney Afrika'da çıkarttığı kömürü 
Ankara
Belediyesi'ne fahiş fiyata satan da, 'Elmas değil kömür ithal edeceğim' 
diyen de, şu an altın
piyasasını elinde tutan da, Fetullah da, PKK da hepsi elele bir çember 
olmuş, çemberin merkezinde Adalet ve
Kalkınma Partisi.Eylül ayında Safile Usul "Dün içime birden Kemal 
Kılıçdaroğlu'nun korunması
gerektiği hissi geldi" yazdığında "Yok canım sen de..." diye 
düşünmüştüm.Sayın
Kılıçdaroğlu'nun can güvenliği konusunda artık ben de fena halde 
endişeliyim.Umarım her türlü fiziki
güvenliği sağlanmıştır.Hiçbirimiz Akepe'nin yaptığı hakkında, ne 
bilmediğimizi henüz bilmiyoruz.
Sayın Kılıçdaroğlu tek başına, ilmek ilmek söküyor. Şaban Dişli'yle Mir 
Dencır'da kolları
sökmüştü. Şimdi belden çekti ipliği, yukarı doğru çıkıyor. Kıymet Nadir 
Bindebir Milletvekili ortağı da
var Atasay Kuyumculuğun sahibi Cihan Kamer'in pırlantada KDV'nin 
kaldırıldığı ve Resmi
Gazete'de yayınlandığı 31 Temmuz 2004 tarihinden 36 gün sonra, "Atasay 
Kıymetli Madenler Anonim
Şirketi" isimli bir şirket kurduğu ortaya çıktı. Şirketin kurucu 
ortaklarından Abdulkadir Emin Önen, 2007
seçimlerinde AKP'den Şanlıurfa milletvekili seçildi.
Şirketin diğer bir ortağı ise Önen'in eşi Pınar Önen oldu. Pınar Önen, 2006 
yılında üç yıl süre ile
Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi. Pınar Önen, daha sonra Ağustos 2007'de 
yönetim kurulu üyeliğinden
istifa etti. Milletvekillerinin ve eşlerinin bir şirkette ortak olmasının 
önünde yasal engel bulunmuyor.Şirketin,
10 Eylül 2004 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ana 
sözleşmesinde, şirketin 6 Eylül
2004'de kurulduğu ilan edilirken, çalışma alanının bir bölümü, şöyle 
aktarıldı: "İşlenmemiş
kıymetli madenler ile işlenmiş veya işlenmemiş kıymetli taşların ithalini, 
işlendikten sonra mamul ve
yarı mamul kıymetli eşya ve taş ihracını yapmak." Şirketin, 2006 yılında 
yaptığı olağanüstü genel
kurul kararı 25 Ocak 2007'de Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandı. Bu 
kararla, şirketin 500 bin
YTL olan sermayesi 3 milyon 750 bin YTL'ye çıkarıldı. ÖNEN: ORTAĞIM 
YOK(!)Önen, dün konuyla
ilgili olarak, Atasay Kıymetli Madenler Anonim Şirketi'nde kendisinin ve 
eşinin ortaklığının
bulunmadığını söyledi. "2007 yılında eşiniz Yönetim Kurulu üyeliğinden 
ayrılmış, son yapılan
sermaye artırımında da sizin ve eşinizin ismi ticaret sicil kayıtlarında 
görülüyor. Ancak ortaklıktan
ayrıldığınıza dair bir bilgi ticaret sicilde görünmüyor. Ortaklıktan ne 
zaman ayrıldınız?"
sorusuna ise Önen; "Ayrıldığı tarihi hatırlamıyorum" karşılığını verdi. 
(Hürriyet)
 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap