Doğan Dostluklar»
«Doğan Dostluklar»




Ev sahipliğini Fehmi Koru'nun yaptığı islami kesimin faslı muhabbet
gecesinin "onur konuğu" vergi rekortmeni, vergi cezası rekortmeni, medya
patronu Aydın Doğan ve dostları(!)nın vergi stresini attıkları gece...

ANKARA, 24 Şubat 2009 Salı

Rahat Oku ArşivleBu Haberi arkadaşına gönder

İslami kesimin önde gelen isimlerinden yazar Fehmi Koru'nun ev sahipliğini
yaptığı ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in sponsorluğunda tertip
edilen gece, cuma akşamı Eresin Hotel'de düzenlendi. Geceye ağırlıklı olarak
muhafazakar kesimden gazeteciler katıldı. Fasılın "onur konuğu" ise bizzat
Koru tarafından davet edilen, vergi kaçırdığı gerekçesiyle 826 milyon TL
ceza kesilen Aydın Doğan oldu.

Ceza sonrası tertiplenen buluşmaya Doğan ile birlikte yazar Ahmet Hakan da
katıldı. Ahmet Hakan'nın izlenimlerine göre muhafazakar kesimin «düşük
profilli bir kıraathanede» başlayan fasıl eğlencesi gitmiş. Yerine «beş
yıldızlı bir otelde, hiçbir masraftan kaçılmamış, yemekli, isteyene alkol
ikram edilen, dört başı mamur ve şatafatlı bir eğlence» gelmiş.

RTÜK Başkanı Zahid Akman'nın hava muhalefetini gerekçe göstererek
katılamadığı geceye :
Nazlı Ilıcak, Mustafa Karaalioğlu (Star ve Kanal 24 Grup Başkanı), Yusuf
Ziya Cömert (Yeni Şafak Yayın Yönetmeni), Selahattin Sadıkoğlu (Bugün TV
Yayın Yönetmeni), Atilla Koç (Eski Kültür Bakanı), Candan Karlıtekin (THY
Yönetim Kurulu Başkanı), Samime Sanay, Sezen Cumhur Önal, Erhan Çelik (Kanal
7), Metin Yurdagül (Ülker İstişare Kurulu Üyesi), Ali Bay- ramoğlu, Ömer
Erdem (TRT İstanbul TV Müdürü), Hakan Peker, Elif Çakır (Taraf yazarı),
Aylin Taşçı (Sanatçı), Ergün Diler (Yeni Şafak Yayın Koordinatörü), Prof.
İskender Pala da
yer aldı.

Bir daha ki toplantının sırası gereği Aydın Doğan tarafından yapılacağı
düşünülüyor.

Habere konu olan geceden izlenimleri Hürriyet'ten Ahmet Hakan, Taraf'tan
Elif Çakır köşelerinde bizlere aktarıyor.

Ahmet Hakan'ın İzlenimleri
Aydın Doğan'la bir fasıl gecesi


CUMA günü Aydın Bey aradı...

Dedi ki:
«Fehmi Koru beni aramış... Eresin Otel'de fasıl yapacaklarmış... Sen de
davetliymişsin... Beraber gidelim mi?»

Aydın Bey daha cümleyi bitirir bitirmez, kafamda «başlıklar» uçuşmaya
başladı:

«Aydın Doğan muhafazakar camiaya açılıyor...»

Bulduğum ilk başlık buydu...

Sonra içimden «Ama davet Fehmi Koru'dan gelmiş» diye geçirdim...

Ve başlığı şu şekilde revize ettim:

«Muhafazakar camia Aydın Doğan'a açılıyor.»

Ben başlıklara dalmışken...

Aydın Bey'in sesiyle kendime geldim:

«Ne diyorsun?»

Kendimi toparlayıp cevap verdim:

«Tabii Aydın Bey... Gideriz...»

Epey bir süredir aksatmıştım fasılları... Aylar sonra ilk kez gidecektim...
«Bakalım bizim eski mahallenin aylık popüler eğlencesi nasıl bir hal almış»
diye düşündüm ve akşamı beklemeye başladım...

* * *

Ve Cuma akşamı... Saat 20.00...

Aydın Doğan'la birlikte Topkapı'daki Eresin Oteli'nin kapısındayız...

Yanımızda kadim dostumuz ve sosyal ilişkilerin efendisi Taylan Bilgel var...

«Bu üçlü çok güçlü» edasına zerre kadar prim vermeden içeri girdik...

Manzarayı görünce az kalsın küçük dilimi yutacaktım...

Nasıl yutmayayım?

Fehmi Koru, Erhan Köknar, Nuray Mert, Ahmet Hakan, Mustafa Karaalioğlu,
Levent Güntekin gibi isimlerden oluşan «çelik çekirdek» in Tophane'deki
hayli mütevazı bir kıraathanede başlattığı «düşük profilli» fasıl eğlencesi
gitmiş...

Yerine beş yıldızlı otelde, hiçbir masraftan kaçılmamış, yemekli, hatta
isteyene alkol ikram edilen, ünlü sanatçıların da teşrif ettikleri dört başı
mamur ve şatafatlı bir eğlence gelmiş...

İşin şekli değişmiş:

Amatör heyecan, yerini profesyonel kurumsallaşmaya bırakmış...

Eskiden muhafazakar gazetelerden birkaç arkadaş ile alçakgönüllü takılmayı
şiar edinmiş birkaç bürokrat Tophane'deki kıraathanede buluşurduk...

Derken yüzüne bakıldığında insana «itimat» ve «sükûnet» telkin eden Dr.
Deniz Adnan Çoban, uduyla gelir ve bizden gelen istek şarkı ve türkülere
sabırla karşılık verirdi...

Oysa yeni «fasıl konsepti» şöyleydi:

Geniş bir salon... Şık masalarda yemek... İsteyene şarap... Ustalardan
oluşan bir fasıl heyeti... Söylenecek şarkıların listesi... Dev ekranda
şarkıların notalarının belirmesi falan...

* * *

Aydın Doğan gecenin hem «onur konuğu» , hem de «ilgi odağı» idi...

Fakat muhafazakar dostlarımız, yine de «ilgi» ile bunaltmadılar onu...

Haberin büyüklüğünün farkındaydılar ama bu fark ettirmeme nezaketinden de
zerre kadar taviz vermediler...

Arada baktım:

Aydın Bey gayet mutlu ve mesut görünüyordu...

Hele Samime Sanay'ın seslendirdiği ve beni 12 Eylül sonrasının apolitik
günlerine götüren «Bir sevgi istiyorum» şarkısını dinlerken Aydın Bey'in
şarkıya eşlik edişini görünce...

Son günlerde yaşadığım depresyon nedeniyle kendimi antidepresanlara
vurduğumu hatırlayıp, «Maliye'den cezayı biz mi aldık, yoksa Aydın Bey mi?»
diye sordum kendime...

Gelelim muhabbete:

Kimse «netameli» konulara girmedi... Biraz «matbuat dedikoduları» , biraz
«yerel seçimlere dair saptamalar» falan...

Aydın Bey, her zaman olduğu gibi yine «önemsiz» gibi görünen sorular sorarak
«önemli» bilgiler aldı muhataplarından...

Muhatapları da Aydın Bey'e «netameli» olmayan sorular sordular...

Ve böylece ilk gerginlikler çabucak atlatıldı ve muhabbet kıvamına geldi...

Bu arada ben bazı konuklarla Aydın Bey'i tanıştırmak için işgüzarlık yapmaya
kalktım...

Bir de ne göreyim?

Aydın Bey'le tanışmayan yok gibiydi...

Yani «bir açılım» dan ziyade, bir «buluşma» idi gerçekleşen...

Eksik kalmış, gecikmiş bir buluşma...

Geceden notlar

BİR: Gecede «Maliye» , «Vergi» , «Haksızlık» , «Doğan Yayın Holding» gibi
sözcüklerin hiçbiri geçmedi...

İKİ: Gecenin keyfini en fazla çıkaran ismi Aydın Doğan oldu...

ÜÇ: Hanendeler ve sazendeler işlerini acayip ciddiye aldılar...

DÖRT: Fehmi Koru temas ve mesafeyi mükemmel ayarlayarak iyi bir ev sahipliği
yaptı...

BEŞ: Gecenin sosyal kaynaştırmayı sağlama ve sohbeti ilerletme görevini
Nazlı Ilıcak üstlendi...

ALTI: Benim oturduğum masada Nazlı Ilıcak ve Aydın Doğan şarap içmeyi tercih
etti... Diğer masalardaki alkol durumu saptanamadı...

YEDİ: Centilmenlik had safhadaydı: «Yandaş medya» lafına şaka yollu olsa
bile yer verilmedi...

SEKİZ: Gecenin en sempatik ismi Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah
Demircan idi... Demircan, bir sonraki «fasıl gecesi» nin sponsorluğuna talip
oldu...

DOKUZ: Gecenin sponsoru Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, seçim
kampanyasının etkisindeydi... Hem işlerin aksamaması için özen gösterdi, hem
de Fatih'teki çalışmalarını fırsat buldukça anlatmaya çalıştı...

ON: THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin protokolden uzak durdu...

ON BİR: Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert gecenin
en kafa dengi konuğuydu...

ON İKİ: Edebiyat profesörü İskender Pala, etrafındakilere ağır şarkıların
sözlerinin anlamını açıkladı...

ON ÜÇ: Fasıl gecelerinin organizasyon işini yürüten «Yeni Şafak Spor'dan»
Erhan Köknar, detaycılığı ve iş bitiriciliğiyle göz doldurdu...

Fasıl gecesinde kimler vardı

AYDIN Doğan, Taylan Bilgel, Mustafa Demir (Fatih Belediye Başkanı), Fehmi
Koru, Nazlı Ilıcak, Mustafa Karaalioğlu (Star ve Kanal 24 Grup Başkanı),
Yusuf Ziya Cömert (Yeni Şafak Yayın Yönetmeni), Selahattin Sadıkoğlu (Bugün
TV Yayın Yönetmeni), Atilla Koç (Eski Kültür Bakanı), Candan Karlıtekin (THY
Yönetim Kurulu Başkanı), Hamdi Topçu (THY Yönetim Kurulu Üyesi), Bircan
Eresin (Eresin Oteli'nin sahibi), Mehmet Ali Akben (Türkiye Finans Genel
Müdür Yardımcısı), Samime Sanay, Ahmet Misbah Demircan (Beyoğlu Belediye
Başkanı), Sezen Cumhur Önal, Alaattin Kaya (Zaman Gazetesi'nin eski
sahiplerinden), Erhan Çelik (Kanal 7), Metin Yurdagül (Ülker İstişare Kurulu
Üyesi), Ali Bayramoğlu, Ömer Erdem (TRT İstanbul TV Müdürü), Hakan Peker,
Elif Çakır (Taraf Yazarı), Aylin Taşçı (Sanatçı), Ergün Diler (Yeni Şafak
Yayın Koordinatörü), Prof. İskender Pala...


Elif Çakır'ın İzlenimleri
İstanbul'da fasıl gecesi


Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül «köşk sofrası» kurmuşsa, İstanbul'da da
Fehmi Koru «fasıl sofrası» kurmuştur.

Ve bizlere şahane bir fasıl gecesi yaşatmıştır.

Galata'yı, Yeni Camii'yi ve Topkapı Sarayı'nı gözünüzün önüne seren bu
Kapı'yı bulmak için kapı kapı, sokak sokak dolaşmaya değdi doğrusu. Kapı
dediysem, Ağa Kapısı'ndan bahsediyorum. Süleymaniye Camii'nin hemen
arkasında, Fetva Yokuşu'ndaki Cafe... Sokağıyla, çevresindeki binalarla tam
bir izbeliğin ortasında hiç tahmin etmediğiniz bir mekanla
karşılaşıyorsunuz...

Bilenler bilir, manzarası kadar tarçınlı kurabiyesi de meşhur olan cafe,
kesme taşlarla döşenmiş zemini ve telkari avizeleriyle adeta eski İstanbul
kahvehanelerinden birinde olduğunuzu hissettiriyor...

Hele eski İstanbul havasını tamamlayan taş plaklardan kopup gelmiş şahane
sesiyle Dr. Adnan Çoban'ı artık nerede olsa dinlemeye giderim.

En büyük talihsizliğim elbette Fehmi Koru'nun tam karşısına geçip oturmak
olmuştur, en büyük talihim de Nuray Mert'in yanımda olması.

Fehmi Koru'nun meşhur cep telefonundaki şarkı sözleri repertuarını görmüştüm
görmesine ya, o geceki 41 şarkının hepsini, TRT sanatçısı Dr. Adnan Çoban'ın
da sesini bastırarak keyifle söylemesi, bütün dikkatleri üzerinde topladı.

Koru'nun, Ahmet Hakan'ın birkaç kez «gül bülbüle demiş ki» içerikli
şarkıları istemesine aldırış etmeden fasılı yönetmesi görülmeye değerdi.

Ahmet Hakan, -sabote amaçlı da olabilir- «gül bülbüle demiş ki» içerikli
şarkı isteklerini yerine getirmeyen Koru'ya «Fehmi ağabey olmuyor ama» larla
da yüklendi, ve nihayet «Üsküdara gider iken» şarkısı söylenince muradına
erdi. Şarkılara eşlik etmekten ziyade etrafı gözlemekle vakit geçiren Ahmet
Hakan, gözlendiğinin farkına uzunca bir süre varamadı.

TMSF'nin bütün ağırlığı o gece Ahmet Ertürk'ün üzerinde kendisini
hissettirdi. Ne ağır şarkılarda, ne de hareketli şarkılarda mırıldanması
bile işitilmedi.

Nuray Mert'in de hem repertuar hem de şarkılara eşlik etmek bakımından
Koru'dan aşağı kalır yanı yoktu. Adeta yarıştılar gece boyunca.

Yasin Aktay, Ankara'dan geceye yetişti, ayağının tozuyla fasıldaki yerini
aldı...

Mevlana İdris, mekanı asıl keşfeden kişi olup gece boyu ney'iyle fasıla
ayrıca güzellik kattı.

Elbette ki benim durumum içler acısıydı. Söylenen şarkıları, Sadun Aksüt'ün
güfteler kitabından buluncaya kadar zaten diğer şarkıya geçiliyordu.
Durumuma acıyan Yeni Şafak Gazetesi'den nam-ı diğer «spordan Erhan» ,
güfteler kitabını elimden alarak bana yardım etti de biraz olsun işi
kolayladım...

Ama ne zaman ki artık «huysuz ve tatlı kadın» , «yar saçların lüle lüle» «şu
gelen atlı mıdır» şarkılarına geçildi, elimdeki güfteler kitabını bırakarak
söylemeye ve keyif almaya başladım.

Kimler yoktu ki fasıl sofrasında...

Gazetesine 80 bin traj kazandırmasıyla nam salan Levent Gültekin (Star),
Salih Tuna -biz ona daha çok Davut ağabey deriz-, Yeni Şafak Gazetesi'nin
Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Kanal 7'nin anchormanı Erhan Çelik, Kanal
24 Genel Koordinatörü Cengiz Er, Bugün gazetesinden Ali Teker, Vakit
gazetesinden Sacit Özen, Nazlı Ilıcak'ın kızı Aslı Ilıcak, eski haber
spikeri Rana Elik (gece boyunca Lale Devri'ni istedi durdu ama şarkıyı bilen
kimse olmayınca «benim sesim de güzeldir» deyip kendisi solo yaptı)...

Her gün gazete ve televizyonlarda Türkiye ve dünya gündemine ilişkin
yorumlarıyla ciddi yüzlerini gördüğümüz kişiler, sanki bütün meselelerden
azadeydiler.

Siyaset yoktu, kulis yoktu.

Hep birlikte, Urfa'nın sıra gecelerini aratmayan bir İstanbul fasıl gecesi
yaşadık Ağa Kapısı'nda...

-- 
http://groups.google.com.tr/group/vatansizim

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap