*Taha Aksoy'a mektup...*




<http://www.kentyasam.com/yazara_ulas.php?yazar_id=44><http://www.kentyasam.com/yazara_ulas.php?yazar_id=44><http://www.kentyasam.com/yazara_ulas.php?yazar_id=44><http://www.kentyasam.com/yazara_ulas.php?yazar_id=44><http://www.kentyasam.com/yazara_ulas.php?yazar_id=44>
Sevgili Taha Aksoy;

Göndermiş olduğunuz mektubunuzu dün itibariyle posta kutumdan almış
bulunuyorum. "Özgürce yaşamaktır İzmir" dizesi ile başlayan ve "Asaleti,
nazı, edası kadınlarında gizli... Değişilmez şehirdir, İzmir" dizeleri ile
sona eren şiiri beğeni ile okudum. Altında herhangi bir şairin imzası
olmadığı için bu güzel mısraların size ait olabileceğini düşündüm.
Kaleminize sağlık, ne güzel anlatmışsınız...

Mektubunuzu okuduktan sonra uzun uzun düşündüm. Demişsiniz ya "değişilmez
şehirdir İzmir" diye, sonuna kadar katılıyorum, ancak eklemek istediğim bir
şey daha var,  aynı zamanda değiştirilemez şehirdir İzmir...

Beyefendi tavrınızı takdir etmiyor değilim, ancak bir bağımsız aday edası
ile gerçekleştirdiğiniz söylemlerinizi anlayamıyorum.  Adayı olduğunuz
AKP'nin yaptıklarını ve yaptırımlarını biz İzmir kadınlarına nasıl
unutturacaksınız, merak ediyorum.

Biz İzmir kadınları düşkünüzdür özgürlüğümüze. Türkiye ortalamasının
üzerinde ekonomik özgürlüğümüz  vardır. Kariyer sahibiyizdir, başarıya
odaklıyızdır. Oysa AKP'nin sosyal güvenlik ve iş yasalarındaki
düzenlemelerine baktığımızda kadını iş yaşamından koparmaya yönelik olduğu
aşikardır. İş Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapan yeni yasayla,
çalışan kadınların önüne engeller koyarak onları ev yaşamına mahkum
bırakmaya çalıştıklarını nasıl unutabiliriz ki?Genel başkanınızın her
gittiği yerde "üç çocuk yapın" mesajları partinizin kadına bakışını özetler
halde.

"Mustafa Kemal Atatürk'ün hem İzmir'e hem de kadınlara verdiği değer
çıkacaktır karşınıza..." diyorsunuz. Kuşkusuz bu doğrudur. Ancak unutmayalım
ki Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Türkiyesi'nin temel
taşlarından biridir laiklik. Ve bizim için tartışılması dahi mümkün
değildir. Oysa belediye başkan  adayı olduğunuz AKP, Anayasa Mahkemesi'nin
 11 üyesinden 10'u tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak
tescillenmemiş midir?

"İçine düşürüldüğü durumdan yakınmadan ayakta kalmaya çalışan güzel İzmir'i
ışıltılı günlere kavuşturmak; ekonomi, bilim ve kültürün kalbi haline
getirmek İzmir'e olan borcumuzdur..." diyorsunuz... Doğrudur. AKP
Hükümeti'nin adeta üvey evlat muamelesi yaptığı, İzmirli'den aldığı
vergileri yatırım olarak geri yollamadığı apaçık ortadır. Bu durumda
bizlere  hükümetin  borcu  vardır. Ancak bu borcu ödemeleri için illa AKP'ye
mi oy vermemiz gerekmektedir? Bu bir üstü kapalı tehdit midir? Mazur görün,
ben anlayamadım...

Biz İzmir kadınları güzelliğimizden öte zekamızla anılmayı tercih ederiz. Ve
zekanın en önemli unsurlarından biridir hatırlamak... Şimdi kısa bir yakın
geçmiş yolculuğuna çıktığımda AKP Genel Başkanınız ile ilgili
hatırladıklarım şunlardır;

"Ananı da al git... Askerlik yan gelip yatma yeri değildir... Türkiye
terörle yaşamaya alışmak zorundadır... Hem Müslüman hem laik olunmaz. ya
Müslüman olacaksın ya laik... Referansım  İslam'dır... İki koyun gütmeyenler
liderlik yapamazlar... İş bırakma eylemeleri zulümdür, kriz teğet geçti... "

Ve daha onlarcası. Nasıl unutacağız tüm bu sözleri?

Sevgili Taha Aksoy;  fakirin her gün fakirleştiği İslami kodamanların
kendilerine ve çeşitli modellerle yapılmış türbanlı eşlerine aldıkları siyah
büyük arabaları gördüğümde sinirleniyorum. Küçük esnafın besmelesiyle açtığı
kepengini siftahsız kapadıklarını duyduğumda içim sızlıyor.  Mahalle
aralarında bir oy için dağıtılan erzaklarla açlık üzerinden siyaset
yapıldığına tanık olup kahroluyorum. Gemiciklere eklenen pırlanta
şirketlerini  ve bunlara sağlanan imtiyazları işittiğimde tepemin tası
atıyor. Her gün yeni bir arkadaşımın işten atıldığı haberi geldiğinde
ailelerini nasıl geçindirecekler kaygısı ile uykularım kaçıyor. Soykırım
suçlusu Ömer El Beşir'in Atatürk'ün masasında yemek yediğini öğrendiğimde
midem bulanıyor.  Krizin bizi dibe çektiği şu günlerde memleket meselelerini
bir kenara bırakıp meydanlarda vekilleriyle beraber laf yarıştırma telaşına
kapılan bir başbakanı gördüğümde ise neden AKP'ye oy vermemem gerektiğini
bir kez daha hatırlıyorum.

Tüm bunların dışında kocaman bir soru işareti var kafamda; laiklik karşıtı
onca söylemi ve eylemi olan, demokrasiyi kendi kafasına göre yeniden
tanımlayan, yazarlara çizerlere açtığı rekor sayıda davanın altına davacı
olarak imza atan, kadını ikinci sınıf vatandaş haline getirmeye çalışan,
insanlarını bizler ve onlar diye ikiye ayıran  bir lidere sahip partiden,
gerçek bir İzmirli neden ve nasıl aday olur? İşte ben  bunu anlayamıyorum.

SEVGİ VE SAYGILARIMLA...

*Ayşe Başak Kaban*







-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap