*İlginç Yorumlardan ve doğru tespitlerden birisi... Biraz Obama'cı görünse de doğru tespitler...*
*Reha Muhtar * *Yazara ulaşmak için :* [email protected] [image: Increase text size] Abdullah'la Obama arasındaki görgü farkı... Elbette kimse Suudi Arabistan Kralı’nın Ankara ziyaretindeki görüntülerle, ABD Başkanı Obama’nın görüntülerinin arasındaki farkı sorgulamayacak bugün... *Oysa önce sorgulanması gereken Suudi Arabistan Kralı ile ABD Başkanı arasındaki görgü, nezaket, alçak gönüllülük, jest ve elbette siyaset farkıdır... * *Suudi Arabistan Kralı, Ankara’da Swiss Otel’in Concerto restoranının eşyalarını değiştirmiş ve kendisine bir çeşit mobil Suudi ikametgâhı yapmıştı... Duvara kendi resmini koydurtmuştu... Türkiye’nin Cumhurbaşkanı jest olsun diye oraya gidip, resim çektirmişti... * Hatırlayacaksınız, Suudi Kral’ı bir yanında Abdullah Gül diğer yanında Tayyip Erdoğan olduğu halde gerine gerine resim çektiriyordu... *** *Oysa ülkeyi ziyaret eden bir devlet başkanı ya da cumhurbaşkanıysa, ülkenin Başbakan’ı ona gider, amma velakin ülkenin Cumhurbaşkanı kendi makamında misafiri kabul eder... * Geri kalanı diplomaside “jest”e tekabül eder... Suudi Kral Abdullah Swiss Otel’de kendi resmini astığı duvarın önünde gerim gerim geriniyordu... *Oysa ABD Başkanı Obama, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı bile “Başbakanlık Konutu”nda ziyaret ederek, anlamlı bir tevazu ve alçak gönüllü bir jestte bulundu... * *Barack Obama’nın gösterdiği nezaketin anlamı büyüktür, çünkü Suudi Kral, Türk Cumhurbaşkanı’nın kendi oteline gelmesinde mahsur görmezken, ABD Başkanı hem Türkiye Cumhurbaşkanı’nın hem de Türkiye Başbakanı’nın makamına yani argodaki ağızla ayağına gitmekte sakınca görmedi... * *** Batılı ile Orta Doğulu arasındaki fark ne kadar açıktır, ne kadar geniş bu tabloya göre... Biri ABD Başkanı... Başbakanı kendi istediği yere çağıracağı halde, “Türkiye’yi ziyaret ediyorum... Onun çalışma ofisine gideceğim” diyor, Türkiye’yi onore ediyor... Diğeri Türk Başbakanı’nı kendi otel dairesine çağırdığı yetmiyormuş gibi bir de Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın da oraya gelmesini istiyor... Elbette kimin kime gittiği benim açımdan da önemli değil, ben de Orta Doğu’lu değilim... Ancak ve fakat gelen kişi ülkenin misafiridir... Onun Başbakanlığa gitmesi bir tevazu jesti, bir alçak gönüllüktür ve gittiği ülkeye verdiği önemi gösterir... Ötekinin misafir olduğu ülkede, herkesi oteline çağırması ise, kabalık göstergesi olarak anılabilir... *Üstelik Suudi Kral Anıtkabir’e de gitmeyi reddetmişti, Obama Anıtkabir’e gitti. * Atatürk’ün ne kadar önemli bir lider olduğunu söyledi... *** Ne acı tarih hiç değişmiyor... *Zamanında Libya lideri Kaddafi’nin Çadır’da yaptığı hakaretler konuşulurdu... Obama’nın davranışını gördükten sonra, Suudi Kralı Abdullah’ın davranışlarındaki çiğlik nasıl da göze batıyor... En kötüsü de şu... ABD Başkanı’nın ciddi güvenlik endişeleri var... Her yerde, hatta Amerika içinde bile onu öldürmek için tetikte bekleyen yüzlerce derin ve gizli örgüt var... Buna rağmen gidiyor Obama Başbakanlığa... * *** Siyahi olmak... Demokrat olmak... Empati yeteneği gelişmiş bir insan olabilmek... Fakir bir aileden, ırk ayrımcılığının göbeğinden gelip ABD Başkanı olmak böyle bir şey işte... Petrol zengini Şeyh’lere, Kral’lara, onların sonsuz zenginlikteki şımarıklıklarına benzemiyor... Hangisi olmak isterdin deseniz yüz bin kere Obama derdim... Suudi Kralı’nın milyarlarca doları onun olsun... Bir gün bile tamah etmezdim... Üstelik Kral’ın eşini hatırlamıyorum... Çocukları kimdir nedir bilmiyorum, çünkü doğru düzgün göstermediler onları... Oysa Michelle’i de biliyorum, Obama’nın dünya güzeli iki kız çocuğunu da... Başkan seçildiği günkü konserde kızıyla şarkı söylerken görmüştüm onu... Başkan olarak konuşmasını bitirdiğinde küçücük kızına dönüp “beğendin mi” diye sorduğunda da... İnsan olan şeyleri severim ben... Hoşgeldi Türkiye’ye Barack... ***** *OBAMA, ILIMLI İSLAM VE LAİK DEMOKRASİ...* Barack Obama dini özgürlükler açısından Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını Ankara’dan istedi... Ayrıca Avrupa Birliği’ne “Türkiye’yi üye yaparsanız İslam ülkelerine de doğru ve iyi mesajlar verirsiniz...” dedi... Barack Obama gayet açık bir şekilde ABD’nin İslam düşmanı olmadığını söylüyor... Türkiye’nin ülke bazında ziyaret ettiği ilk denizaşırı ülke olması da gösteriyor ki, “İslam dünyasına mesajı Türkiye üzerinden veriyor...” Obama... *** Bizim için güzel ve iyi bir gelişme olmakla birlikte Bay Obama bilmeli ki; Avrupa ile İslam ülkeleri arasında köprü olan Türkiye’nin Avrupalı ayağı son zamanlarda iyice yıpranmış durumda... Bir ülke köprü olabilmek için, iki tarafta da ayaklarını inşa etmek zorunda... Bilmiyorum Obama’ya ne, ne kadar anlatılıyor ancak Türkiye’nin Avrupalı yaşam biçimi gün geçtikçe mahalle baskısının altına giriyor, azınlık durumuna düşüyor ve gittikçe ötekileşiyor... *** Barack Obama’nın Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve hatıra defterine “Yurtta Sulh Cihanda Sulh ülkünüzü gerçekleştirmek için mücadele edeceğim” yazması büyük bir jest... Ve fakat, Mr. Obama bilmeli ki Anıtkabir’de yatan şahsiyetin “Çağdaş ve muassır medeniyetler seviyesindeki Türkiye” hülyasının bir de Batılı ve modern bir yaşam biçimi modeli vardı... Elbette demokrasi gelişti herkesin o modeli a’dan z’ye benimsemesi gerekmiyor ama, o Batılı yaşam biçimini yaşayanlar gittikçe tukaka oluyorlar... Türkiye’ye gelen ABD Başkanı’nın onlara vereceği destek kendisinin arzu ettiği “Avrupalı Müslüman Türkiye açısından” elzemdir... Avrupa Birliği’nin demokratik, laik standartlarını talep eden, Avrupalı Türkler fillerin tepişmesi arasında, dünyanın büyük kavgalarının stratejik çıkarları arasında bu derece ezilmemeliler... Sonuçta dünyaya Avrupalı bir Müslüman ülkenin mesajını veriyor Obama... Yok sadece bir İslam ülkesi mesajı vermek istiyorsa, Türkiye’ye gerek yok... Kronik müttefiki Suudi Arabistan var onu göstersin numune niyetine... ***** *MONSİEUR SARKOZY DE FRANCE...* Msonsieur Sarkozy; Görüyorum ki, ABD Başkanı’na şiddetle muhalefet etmektesiniz... Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmamalı diye diretmektesiniz... Alman Mercel’i de yanınıza almışsınız “Yürü ya kulum” demektesiniz... Siz aslen Cezayirli olduğunuz için mi Türkiye’nin Avrupalılaşmasına bu kadar karşısınız?.. *** Alttan alta, dipten dibe, “Avrupalı olması gereken Türkiye değil, Cezayirdir” duygusu mu genlerinizden bilincinize doğru sürüklenmekte, sizi bu ipe sapa gelmez politikalara sürüklemekte acaba?.. Nedir bu Fransızdan çok Fransız rasist (ırkçı) politikalarınızın nedeni?.. Çok yıllar önce İngiltere’ye öğrenci olarak gittiğimde havalanındaki pasaport polisi bana “anamdan emdiğim sütü burnumdan getirmişti?..” Olmayacak sorular sormuş, elimdeki okul aceeptance belgesini bile yeterli bulmamış, beni bekletip durmuştu... Hatırlıyorum, benim orada beklememden sonsuz bir haz alıyor gibiydi... Tek farkla ki o İngiliz pasaport polisi, Beyaz İngiliz değil, Hint kökenli ikinci kuşak muhtemelen bir göçmen ailesinin çocuğu idi... *** Türkiye’den gelen bana bu kadar çektirmesinin, beklememden ve üzülmemden gizli bir haz almasının nedeni, kendi çektiği ızdırapların yarattığı öfke ve intikam hissiydi... Yoksa diyorum siz de mi, Beyaz Fransız işgalinin Cezayir üzerinde yarattığı travmaların intikamını Türkiye’den çıkartmak istemektesiniz?.. Ne dersiniz Monsieur Sarkozy?.. Bu iş Carla’yı tavlamaya benzemiyor öyle değil mi?.. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
