---------- Forwarded message ----------
From: ismihan ismihanli

   'Farklı bir hukuka tabiyim'    *Cumhuriyet yazarı Prof. Erol Manisalı,
hakkındaki iddialara ilişkin açıklama yaptı*

Ergenekon operasyonu kapsamında İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra
tutuklanan İstanbul Üniversitesi (İÜ) emekli öğretim üyesi ve Cumhuriyet
yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı, 2. iddianamede yer alan "Jandarma Genel
Komutanı Şener Eruygur'un talimatıyla Tuğgeneral Levent Ersöz ve Kurmay
Albay Atilla Uğur ile görüştüğü ve bu görüşmeye katılan kişilere, hükümete
karşı medya, sendika ve akademisyenlerin nasıl yönlendirileceğine ilişkin
bilgi verdiği" iddialarını yalanladı.

Manisalı ayrıca, Taraf Gazetesi yazarlarına da bir mesaj gönderdi.

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Manisalı, avukatı aracılığıyla yaptığı
açıklamada, Taraf gazetesinin 23 Mart 2009 tarihli sayısında manşetinden
yayımladığı "Hocasından Ergenekon Dersleri" haberinin tamamen yalan ve
uydurma olduğunu belirtti. Taraf gazetesine, habere ilişkin doğru bilgileri
belirten açıklama gönderdiğini, aynı zamanda Cumhuriyet gazetesindeki
köşesinde de 27 Mart tarihinde bu konuyu yazdığına dikkat çeken Prof.
Manisalı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi. "Ben ne dersem diyeyim.
Kendisine, 'demokrasi, insan hakları ve özgürlükler şampiyonu', 'demokrat',
'liberal' gibi tanımlamaları uygun görenler için haberde verilen bilgi
doğruydu. Ben ne yapabilirim ki?.. Hakkımda, olmayan, uydurma gerçek dışı
bilgileri yalanladım. Başka ne yapmalıydım? Öyle ya, bana inanacaklarına,
ortada her şeyi tüm çıplaklığı ile anlatan, temel başvuru kaynağı dev bir
eser vardı. İkinci Ergenekon iddianamesi. Ona bakmak yeterliydi: Bu
iddianamede, gazetenin haberine kaynaklık ettiği anlaşılan bölüm şu şekilde
yer alıyordu:

'12 Şubat 2004 günü saat 12.00'de Harbiye Ordu Evi lobisinde Erol Manisalı
ile buluşulduğu, restoranda öğle yemeği ikramını müteakip, 1007 numaralı
odada görüşmeye başlanıldığı, bütün görüşme süresince kendisinden habersiz
ses kaydı yapıldığı, Erol Manisalı'nın konuları dikkat, ilgi ve takdirle
dinlediği, her konu ile ilgili görüşlerini açıkladığı belirtilmiştir...'

İddianamede, benim 12 Şubat 2004'te Harbiye Orduevi'nde bir odada askerlerle
görüştüğüm ve gazete haberinde yer alan değerlendirmeler yaptığım, bu
görüşmenin benden habersiz ses kaydının yapıldığı, daha sonra görüşme
içeriğinin bir rapora bağlandığı ve bu raporun da Şener Eruygur'da yapılan
arama sırasında ele geçirildiği yazıyor. Neresini düzelteyim bilmem ki.
Meşhur meseldeki gibi 'İsa Değil, Musa...' diye başlamam gerekiyor.

*'FARKLI HUKUKA TABİYİM'*

Şimdi, adı üzerinde bir iddiadan ibaret olan iddianamedeki bu çarpık,
uyduruk ve tümüyle yalan bilgi birileri tarafından özellikle kamuoyunun
belleğine nakşediliyor ki, ben ağzımla kuş tutsam, bunun altından
kalkamayayım diye. İyi de bu iddiaların tamamı yalan diyorum, uydurma
diyorum. Daha ne diyeyim?.. Olmayan bir şeyin olmadığını nasıl ispatlayayım?
Hukukçulara soruyorum. Diyorlar ki, siz değil iddia eden ispatlayacak. Bir
kişinin, kendisine atfedilen ve esasen olmayan bir şeyi ispatlaması -çok
özel durumlar dışında- mümkün olamaz. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır
diyorlar.

*'GÖRÜŞMENİN KAYDI YOK'*

Benim ne Şener Eruygur ile ne de adı geçen diğer askeri personel ile
belirtilen bağlamda bir görüşmem olmadığını açıkça söyledim. Şener
Eruygur'la, Jandarma Genel Komutanı iken bir kez, resmi bir yazıyla
konferans vermek üzere Ankara'ya davet etmesi nedeniyle Ankara'da Türkiye-AB
ilişkileri konulu konferansta karşılaştığımı, bunun dışında bir kez de ADD
başkanı seçildikten sonra İstanbul'da Harbiye Orduevi'nde öğle yemeğinde
birlikte olduğumu Cumhuriyet'teki yazılarımda belirttim. Levent Ersöz ve
Atilla Uğur isimli asker kişilerle ise yaşamımın hiçbir döneminde
tanışmadığımı ve konuşmadığımı da ifade edeyim. Yine birileri için çok anlam
ifade etmese de söyleyeyim. Benim iddianamede belirtilen şekilde bir görüşme
yaptığıma dair kuru gürültü, yakıştırma dışında bir dayanak yok. Ben
soruyorum şimdi: Hani nerede bu görüşmenin ses kaydı, nerede video kaydı?
Olmayan bir görüşmenin kaydı nasıl olabilir ki?

*GAZETECİLERE SESLENDİ*

Taraf gazetesi ve onun malum bazı köşe yazarları ile buradaki haberden ya da
iddianameden alıntı yaparak, olmayan bir şeyi varmış kabul eden diğer köşe
yazarlarına, belki adalet, hak, hukuk, ahlak, vicdan denilen kavramların
kırıntısına denk getiririm diyerek bir kez daha sesleniyorum: Sizce, sizden
farklı düşündüğüm için ben her suçlamaya, yargısız infaza, her türlü cezaya
müstehak mıyım?

*OKURLARINA MESAJ*

Peki ey okur, ya sizce?.. Ben bu açıklamaları yapmak zorunda mıydım? Yoksa,
haberi yazan ve benim bu şahıslarla ilgim, irtibatım, ilişkim olduğunu
söyleyenler mi bunu ispatlamalıydı? Ergenekon denilen cadı kazanı
kaynadıkça, hukukun ortaçağda bile kabul gören en temel kurallarının hiçe
sayıldığı, herkesin 'masum olduğunu ispatlamak' zorunda kaldığı ilkel
dönemlere döndüğümüz görülüyor. Üstelik bu acımasız durumu ve koşulları
yaratanlar ile kullananların kendilerine 'demokrat', 'liberal' sıfatları
yakıştıranların olduğunu gördükçe, insan söyleyecek sözü seçmekte de
zorlanıyor..."

*- Cumhuriyet -*
_
.

__,_._,___


-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com
www.sihirperisi.com

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap