[image: Beyaz İhtilal Belgeseli-Can Dündar]
*





















Beyaz İhtilal Belgeseli-Can Dündar
*



*Beyaz İhtilal*
*14 Mayıs 1950'de yapılan seçim, Siyasi tarihimize "Beyaz İhtilal" olarak
geçmişti.*
*Can Dündar dan Beyaz İhtilal Belgeseli.*


http://rapidshare.com/files/227764467/belgesel_beyaz_ihtilal.wmv
14 Mayıs 1950


TÜRKİYE'nin tarihinde ilk defa hakim teminatı altında, tek dereceli çok
partili kapalı oy, açık tasnif esasına dayalı bir genel seçim 14 Mayıs 1950
tarihinde yapıldı. Bunun sonucunda yine Türkiye'nin tarihinde ilk defa
iktidar kansız, kavgasız, hilesiz, entrikasız ve darbesiz bir şekilde el
değiştirmiş oldu. Bunun için 14 Mayıs tarihimizin en önemli 'ilk'lerinden
bir tanesidir. 14 Mayıs'a Türkiye kolay bir şekilde gelmemiştir. Burada
tarih boyunca toplumumuzun demokratikleşmesini ve milletimizin demokrasi
özleminin gelişimini anlatmayacağız. Sadece 1946'dan, 14 Mayıs 1950'ye kadar
geçen zamana şöyle bir bakmak Türkiye'ye demokrasinin hem nasıl ve hem de
hangi zorluklarla geldiğini göstermek için yeterli olacaktır.
7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti Celal Bayar, Adanan Menderes, Fuat
Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kurulmuştur. Milletimiz tarafından çok
büyük bir heyecanla karşılanmış ve büyük bir destek görmüştü. Demokrat
Parti'nin gösterdiği hızlı gelişme ise Tek Parti yönetimini rahatsız
etmişti. Demokrat Parti'nin teşkilatlanması ve olağan bir siyasal mücadele
vermesinin önü her yola başvurularak kesilmek isteniyordu. Bu arada Tek
Parti yönetimi Demokrat Parti'yi hazırlıksız ve bütün teşkilatlandırmasını
henüz bitirmeden yakalamak için 23 Temmuz 1946'da bir erken ve baskın genel
seçime karar verdi. Bu seçimlerde oylar sandığın yanında duruyor ve herkesin
hangi partiye oy verdiği açıkça belli oluyordu. Buna mukabil, sandıklar
kapanınca sayım kapılar kapatılıp sadece sandık kurulları tarafından
yapılıyordu. 1946 seçimleri her yerde her türlü baskı ve hilelerle dolu
geçmişti. Tarihimiz için tam bir yüz karası olmuştur.
Seçimlerin böyle yapılmış olması bütün halkta büyük bir infal uyandırdı. Tek
Parti yönetiminin ise tutumunu değiştirmeye hala niyeti olmadığı
görülüyordu. CHP'nin en sert ve en otoriter milletvekili Recep Peker
Başbakanlığa getirildi.
'Sine-i millete dönmek'
BUNA mukabil Demokrat Parti'de demokrasinin gelmesi için ısrarlı olmakta
kararlıydı. DP'nin 1. Büyük Kongresi, iktidar demokrasinin yolunu açmadığı
ve seçim kanunu değiştirmediği taktirde DP milletvekillerinin istifa ederek
'sine-i millet dönmesini' karar altına alıyordu. Bu çok ciddi bir ikazdı.
Buna demokratik bir ültümaton da denebilir. Demokrat Pari tek parti
yönetimine baskılarını en azından belli bir ölçüde hafifletmez ve hür ve
adil seçimi getirmezsen seni biz oynamak istediğin göstermelik demokrasi
oyununda yalnız bırakır ve bu oyunun asla bir parçası ve figüranı olmayız.
Biz BMM'den çekildiğimiz vakit, zaten 46 seçimlerinin ağır şahibesi altında
olan iktidarımızın meşruiyetinin son dayanağı da ortadan kalkmış olur.
Aradan biz çekiliriz, milletle başbaşa kalırsınız ve başınızın çaresine
bakarsınız diyordu.
Bu güçlü, haklı ve kararlı ikaz görevini yerine getirmiştir. Tek Parti
yönetimi gerekli mesajı almıştı. Yumuşamaya ve bunun sinyallerini vermeye
başladı. İktidar baskı yapmaktan ve idare taraf tutmaktan uzaklaşmasada
sonuçta seçim kanununda gerekli değişiklikler yapıldı. Demokrat Parti'nin ve
milletimizin kararlılığı 14 Mayıs'ın yolu açılmış oldu.
Ne dış baskı, ne yönetimin lütfu
TÜRKİYE'DEKİ demokrasiye geçişi kimileri dış baskılara, kimileri ise bunu
tek parti yönetiminin adeta millete bir lütfu ve ihsanı olarak göstermek
istemişlerdir. Bunlar yanlıştır. Türk milletinin demokrasi için verdiği
mücadeleyi ve kararlılığı küçültmek ve örtmek niyeti taşımaktadırlar. Sadece
1946'dan 1950'ye kadar geçen zaman diliminin olaylarına şöyle bir bakmak
dahi demokrasinin milletimizin eseri olduğunu ortaya koyacaktır.
Bu cümleden olmak üzere şu husus da asla unutulmamalıdır. Türkiye
Cumhuriyeti'de Türk Demokrasisi'de ortak bir köke sahiptirler. Bir başka
ifade ile Cumhuriyet'in temel öğelerinin en önemlilerinden bir tanesi ile
Demokrasinin istinad ettiği temel öğe aynıdır. Bu da Egemenlik kayıtsız
şartsız milletindir ilkesidir. Yeter söz milletin demek egemenliğin kayıtsız
şartsız millete ait olduğu ilkesinin artık uygulama zaman geldi, bu daha
fazla ertelenemez anlamına gelmektedir.
Cumhuriyet'in temelinde var olan Egemenlik milletindir ilkesi aynı zamanda
Devletin millete, demokrasiye geçileceğinin vaad edilmesi demektir. Keşke
demokrasiye 1950'den önce geçseydik. Ancak bu ayrı bir konudur. Geçiş 14
Mayıs 1950'de gerçekleşebilmiştir. Devlette, milletine vermiş olduğu vaadi
yerine getirmiştir. Bu açıdan bakınca 14 Mayıs 1950, Cumhuriyet'in
kuruluşunun da tamamlanması anlamına gelmektedir.
Bunun içindir ki 14 Mayıs 1950 Türk Milleti'nin, Demokrasi ve Milli irade
bayramıdır.





-- 
Sen bana
Sen desen de, demesen de olur.
Ama ben sana diyeceğim.
Düşün dur...


♥ DileK ♥

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap