Atatürk devrimlerinden kopmaya, uzaklaşmaya başlamamız yeni bir gerçek değil!.. İlk adım, 1946 seçimlerinden sonra işbaşına gelen Prof. Şemsettin Günaltay hükümeti tarafından atıldı. İlk imam okullarının açılması, Türkçe ezana son verilmesi, ilahiyat fakültesinin kurulması... Ardından yeni seçimler oldu. Demokrat Parti işbaşına geldi. Atatürk döneminin politikacıları ydılar. Bayar ve Menderes, Koraltan, Köprülü!.. Ama onlar da CHP'nin başlattığı gerilemeye daha da çok hız verdiler!.. Bugün AKP varsa, Tayyip'ler ve arkadaşları ülkeyi çağdaşlıktan koparıp geriliklere götürmeyi büyük başarı sayıyorlarsa, sorunun tohumları altmış yıl önce işte böyle atılmıştı. Gelişe gelişe geldik bugünlere; derken Ergenekon'lara?.. Bugün okurlarıma bir yazı sunmak istiyorum: 15 Haziran 1950 günü Yaprak dergisinde çıkan bir yazıyı... Yazan Orhan Veli Kanık... Gelecekte olacakları o günden görmüş! Bizlere daha ilk günden uyanın.. uyursanız başınıza gelecekleri, benden öğrenin dercesine!.. *** "Salt bir ezan meselesi olmaktan çıkıyor iş. Daha bir sürü geriliğin başlangıcı, daha bir sürü geriliğe göz yummanın işareti oluyor. Bu düşüncemizin doğru olup olmadığını anlamak için belki biraz beklemek gerekecekti. Ama ona hacet kalmadı. Başbakanın demecini duyar duymaz sarıklarla, cüppelerle sokaklara fırlayan softalar düşüncemizin doğruluğunu çarçabuk ortaya koydu. Sarıkla cüppeyi de mühim saymayalım. Ama işin bu kadarla kalmayacağına da kalıbımızı basabiliriz. Daha neler olabilir diye düşünüyoruz da aklımıza şunlar geliyor..." Orhan Veli'nin yazısı şöyle bitiyor: "İşte Ramazan'a giriyoruz. Oruç yemenin kâfirlik olduğunu düşünen kimseler tarafından pekâlâ taşa tutulabiliriz. O kimseler çoğalabilir. Memleket yararına görmek istediğimiz işler bu gün nasıl komünistlik oluyorsa, o gün kolaylıkla kâfirlik olur. Hep birden ayaklanırlar. 'Milli heyecan'ın yerini 'dini heyecan' alır. Hükümet o heyecanı yatıştırmaktan acizdir. Dini heyecan her istediğini yaptırmaya başlar. Sonu nereye varır bu işlerin? Görmek istemeyiz, ama her halde çok kötüye..." Orhan Veli, bu yazısından sonra çok yaşamadı; 14 Kasım 1950'de öldü? Ama, bizlere bıraktığı bildiri yepyeni duruyor! Hem de tam altmış yıl sonra!.. Dedikleri olmadı mı? Olmuyor mu? Kim var iktidarda, Anayasa Mahkemesi'nin "Laikliğe karşı odak" olmuş saydığı bir hükümet değil mi? Metin Eloğlu'nun, aynı sayıda çıkan "Zurnanın zırt dediği yer" adlı şiirinin son dizeleriyle bitirmek istiyorum: "Peki ama bir çaresi yok mu bu işin? Ha, şöyle Düşünmeye alışın." OKTAY AKBAL
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
