*Mutluluk, yaz yağmuruna benzemez, umulmadık anda birden bire boşanmaz
insanın tepesinden. Azar azar gelir. İnsanın hayata ve çevresine karşı
davranışları getirir mutluluğu, azar azar, birike birike. Gerçek mutluluk
böyle doğar."
(Toprak Ana / Cengiz Aytmatov)

......"Hayatının sürekli tekrar ettiğini düşün. Şu an yaptığın şey seni
mutlu etmiyorsa bir dahaki sefere tekrarladığında yine mutlu olamayacaksın.
Bunun için eğer mutlu bir hayat geçirmek istiyorsan seni mutlu eden, iyi
hissetmeni sağlayan şeyleri yapmalısın."
(Nietsche Ağladığında / Irwin Yalom)


Yalnızdı, yalnızlığın yorgunluğundaydı. Dudaklarındaki gülümsemenin
sahteliğini anlmak için psikolog olmaya gerek yoktu. Gönül gözü bakmak
anlamak için yeterliydi.

Aslında o da farkındaydı oynadığı rolün. "Neşeli, mutlu, yeterli, güvenli",
ama sıkılmıştı da bu oyundan. Oyunun hep aynı perdesini tekrarlayan oyuncu
gibiydi. Bir türlü diğer sahneye geçemiyor, gerçekleri seyirciye
gösteremiyordu sanki.

Sahneye her yeni oyuncu katılışında, gözlerinde bir an ışık parlıyor, "tamam
bu işte, şimdi her şey değişecek" duygusu uyanıyor, sonra hayal kırıklığı
ile omuzları çöküyordu. Sorun para ya da iş değildi ki, "geçer gider,
çalışır çözerim" desin.

Saygı ya da sevgi de değildi. İstediğince olmasa da, dilediğince
yaşayamayacağını kabul ederek, tattığı sevgilerle yetinmeyi çoktan
öğrenmişti. Hissettiği yalnızlığın ve karmaşanın bir ucunun buna dayandığını
bilmekle beraber, bu karmaşanın bundan daha öte anlamları olduğunu da
seziyordu.

"Hayatın anlamını" düşünüyordu o. "Niye yaşıyorum?" sorusunun karşılığı
yoktu zihninde. Yoo, öyle intihar fikri falan yoktu. Sadece varlığının
amacını, var oluşunun anlamını sorguluyordu. Anlayamadığı, kavrayamadığı bir
süreçti işte bu.

Kimi zaman, sıradan sıkıntıların ya da hoşlukların arasında kaynayıp gitse
de bu soru, hiç kaybolmuyordu. Bazen, sevgiliyle paylaşımlarında veya güzel
bir filmde ya da kayalıklardan denizin kokusunu ciğerlerine çektiğinde,
"hayat bu işte" diye sevindiği oluyordu, ama kısa bir zaman sonra soru
yeniden başlıyordu.

Anlamak için, kitaplar okuyordu. Öğrendiklerini zihninde süzüyor,
konuşabildiği birkaç insanla tartışıyor, bir sonuca ulaşmaya çalışıyordu.
Bir işi ve sevdiklerinin olmasının, zar zor elde ettiklerinin ötesinde bir
anlamı olmalıydı hayatın, hayatının. Hayır bunlar olamazdı sorunun
karşılığı. Daha derin bir anlamı olmalıydı insan olmanın. Peki, bir gün, hem
de ne zaman olacağını bilmediği bir gün sona erecek yaş****** bu sorunun
karşılığını arayarak mı geçirecekti? Hayır, böyle yaşamak istemiyordu.

"Doğduk işte, ölünceye dek ne yapsak kardır" da uygun değildi zihin
yapısına. Sanki sorun yokmuş gibi de davranamazdı, var olanı nasıl yok
saysındı ki?

Sorulara boğulduğu bir gece kitapları karıştırırken, o herkesin her zaman
dilinde olan bir şiir ile buluştu yeniden.

"Yaşamak şakaya gelmez
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak."

Düşündü, cevap buydu.

Ne yaşıyorsan, farkında olarak yaşamak. Soluk aldığında havanın bedenindeki
yolculuğunu hissetmek, laf olsun diye değil kocaman öpmek uzanan yanağı, en
kötü anda şükredebilmek yaşadığına. Bencillikten uzaklaşıp, bireyselliğini
yaşarken diğerlerinin de farkında olmak. Paylaştıkça çoğalacağını hissetmek
ve daha çok insanı içeren hedefler koyabilmek.

Karşına her an yeni bir şeyin çıkacağını bilmek, bir kamyonun her an
çarpabileceğini düşünmek örneğin. Taş da çıkabilir açılan kapıdan, balonlar
da ama ne çıkarsa çıksın, ansızın geleni güzellikle karşılamak. En kötünün
bile iyiye dönüşeceğini kavramak, yeterince çabalandığında.

Umut etmek, umudu büyütmek ve yaşarken yaşatmak, fakat sadece umut edilenin
gerçekleşmesini beklemek de değil. Var olan her neyse, onu yaşamak
olabildiğince..*
*www.isimsizsevda.com* <http://www.isimsizsevda.com/>* Tıkla ol aşkın şiir
ve paylaşımın yeni adresi paylaşım kalitesine ve sayısına göre yönetimde yer
alabilirsiniz*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap