Denktaş'tan öneriler
D*enktaş,* Nisan 2003'te yaşanan tarihi gelişmelerin işaretini, 31 Mart'ta
yaptığı ve *"**Türk tarafının hazırlığı var**" *açıklamasıyla verdi.
Türkiye'nin Kıbrıs'ta 5'li konferans yapılması önerisini, Rum yönetimi 31
Mart'ta reddettiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 2 Nisan'da Kıbrıs Rum tarafına 6 maddeden oluşan
güven arttırıcı önerilerini sundu. Öneri, Kıbrıs'ın her iki tarafına
uygulanan her türlü kısıtlamaların karşılıklı olarak kaldırılmasını, Maraş'ın
yeniden iskâna açılması için Rumlara verilmesini, Türk tarafının Temmuz 2000
'den itibaren BM Barış Gücü'nün dolaşımıyla ilgili olarak uyguladığı
tedbirlerin kaldırılmasını ve iki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü
ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi kurulmasını
öngörüyordu. Öneri, paketin kabulü veya uygulamaya konmasının, tarafların
pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini
almayacağını belirtiyordu. Denktaş, *Papadopulos**'*a, önerisiyle birlikte,
görüşme çağrısı yapan bir de mektup gönderdi. Papadopulos, 3 Nisan'da
Denktaş'ın önerisini reddetti ve *"**Kendisiyle sadece BM çerçevesinde
görüşebilirim**" *yanıtını verdi. Denktaş, 4 Nisan'da Papadopulos'a ikinci
bir mektup göndererek görüşme çağrısını yineledi ve *"**Önerilerimiz masada
duruyor**" *dedi. Dışişleri Bakanı *Abdullah Gül *5 Nisan'da KKTC'yi ziyaret
etti ve KKTC'nin 2 Nisan'da Rum tarafına sunduğu önerilerini desteklediğini
belirtti.
BM Güvenlik Konseyi, 14 Nisan'da, Annan'ın Kıbrıs raporunu oybirliğiyle
onayladı. Raporda, çözüm çabalarının sonuçsuz kalmasından Türk tarafı
sorumlu tutuldu, KKTC rapora tepki gösterdi.
*Denktaş'tan Erdoğan'a **'Göreve çağrı mektubu'*
*Cumhuriyet*,* *KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, Başbakan *Tayyip Erdoğan*'a
yazdığı mektuba ulaşmış ve 5 Mayıs günü manşetten yayımlamıştı. *'**Göreve
çağrı mektubu**' *başlıklı* *haber şöyleydi:
*"**9 Mayıs**'**ta Kıbrıs**'**a gitmeyi kararlaştıran Erdoğan**'**ın
mesajlarını Türklerin yanı sıra Rumlar da merak ediyor. Rumların Erdoğan**'*
*dan, *'Bir miktar Türk askeri çekilecek' *mesajını beklediği öğrenildi.
Denktaş**'**ın 14 Nisan 2003 tarihini taşıyan mektubunu *Cumhuriyet *ele
geçirdi. Mektubun ilk bölümünde geçen 6 aylık süreci özetleyen Denktaş,
Türkiye**'**nin taraf olduğu, Türkiye**'**ye garantörlük rolü veren 1960
antlaşmalarını anımsattıktan sonra ikinci sayfada şu değerlendirmeyi yaptı**:
*'...Gözle görülebilen, Türkiye'nin temel bir hakkını ortadan kaldırmak
eylemi karşısında Türkiye'nin gereken şekilde dinamik bir reaksiyon
gösterdiğini söylememiz mümkün değildir. Şimdi de Rumlar açısından, 16 Nisan
'da Türkiye'nin bu temel hakkı AB üyelerinin de katkısı ile yok etme
merasimine Türkiye'nin katılması, bundan böyle, 1960 antlaşmalarına dayalı
müdafaamızın inandırıcılığını değil, geçerliliğini bile gündeme getirmiş
olacaktır. Türkiye, 1960 antlaşmalarından kaynaklanan bu temel hakka
tecavüzü *'**Ada**'**da kolordum var; ben rahatım; ada, ikiye bölünmüştür ve
KKTC**'**yi tanımak suretiyle yeni de facto bir durum vardır; bunu koruyup
idame ettirmek suretiyle pazarlığı yürüteceğiz**' *diyorsa, bu siyasetinin
gerektirdiği tedbirleri almak yükümlülüğü doğar.
Bu şık benimseniyorsa, o zaman KKTC'nin tanınmasına önem verilmeli, ekonomik
koşulları iyileştirecek tedbirlere öncelik verilmeli, KKTC vatandaşlarının
aynı zamanda TC vatandaşlığı teşvik edilmeli ve dünyaya, 1960 ortaklığı
yıkıldığına göre, Rum idaresinin AB müracaatı neticesinde alınacak
kararların sadece Güney Kıbrıs'ı kapsayacağı duyurulmalı; aldığı kararlarla
Kıbrıs sanki tek bir cumhuriyetmiş gibi davranan Güvenlik Konseyi'nin
*'**görüşmelere
devam**' *kararları karşısında daha dinamik bir müdafaa başlatılmalıdır.'
 'DARBE GİRİŞİMİ'
*Mektubunda Kıbrıs sorununun çözümlenmemesinin ana nedeninin, Güvenlik
Konseyi**'**nin *'meşru hükümet' *saydığı, Türk tarafını işgal altındaki
azınlıklar olarak dünyaya duyuran Rum yönetimiyle müzakerelere devam
edilmesi olduğunu vurgulayan Denktaş, bu sürecin Türk tarafına olan etkisini
şöyle aktardı**: *'Yıllarca devam eden ve sonuç getirmeyen müzakereler,
halkın bir kısmında *'**acele uzlaşma**' *beklentilerini besler hale gelmiş,
şu veya bu nedenle ekonomi darboğazlara girdikçe de verilen mücadelenin
daima karşısında olmuş olan siyasilerin telkin ve teşvikleri ile bu
beklenti, *'**her ne pahasına olursa olsun ve Türkiye**'**ye rağmen uzlaşma*
*' *istemini yaygın hale getirerek kutsal değerleri de hiçe sayan hatırı
sayılır grupların oluşmasına yol açmıştır. Kıbrıs'ta kendi çıkarları için *'
**Kıbrıs Cumhuriyeti vardır ve Rumlar bu cumhuriyetin meşru hükümetidirler**'
*siyasetini benimsemiş olan ABD, İngiltere, AB son yıl içinde, paraları ve
müdahaleleri ile içimizde darbe teşebbüsü denemeleri yaptıracak kadar ileri
gitmişlerdir. Annan planının referanduma sunulmaması karşılığı ve Türkiye'nin
de *'**olmazsa olmazlarımız**' *konusunda net mesajlar vermesi neticesinde
gittikçe anarşiye dönüşme görünümü veren bu gelişmeler şimdilik yatışmış
görünmektedir. Bunların peşinde koşanların bir kısmı, aldatıldığını
anlamaktadır. Ancak şimdi yeniden Annan planı çerçevesinde Kıbrıs'ta
görüşmelerin başlaması ile günlük gösteriler yeniden başlayacak, burada ve
Türkiye'de *'**AB doğrultusunda satın alınmış yazarlar ve medya**'
*harabiyetini
arttıracaktır.'
 'DE SOTO DEVAM EDEMEZ'
*Denktaş, mektubun üçüncü sayfasında, *'Önümüzde 1 Mayıs 2004'e, hatta
Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlayıp başlamayacağının belli olacağı
Aralık 2004'e kadar zaman vardır. Dolayısı ile derhal Annan planı
çerçevesinde görüşmelerin başlamasına gerek yoktur. Hele bizce
inanılırlığını ve güvenilirliğini tamamen yitirmiş olan *De Soto* ile
ekibinin gözetimi ve müdahaleleri ile aynı ortamın devamını düşünmemiz bile
bizi perişan etmektedir' *değerlendirmesi yaptıktan sonra şöyle devam etti:*'De
Soto'ya göre Annan planı çok nazik bir denge üzerine kurulmuştur. Bundan bir
tuğla çekip alsanız bütün plan yerle bir olacaktır. Dolayısı ile yapılacak
iş, planın çerçevesinde asgari, teknik tadilatlarla yetinerek boş sayfaları
doldurmaktır. Yani bize *'**yeni kuruluş**'*, Rumlara da *'**1960
Cumhuriyetinin devamı**' *olarak takdim edilebilen bu tefsire açık, haritası
ve mal-mülk konusundaki yaklaşımı ve içimize yerleştirilecek Rumlarla bizi
perişan eden, Türk garantisinin etkinliğini sıfırla çarpan bu planın
öngördüğü yasaları *'**müşterek komiteler**' *belirleyip hazırlayıp plana
belirli bir zaman içinde ekleyip tamamladıktan sonra, şimdiden belirlenecek
bir tarihte, *'**müzakere eden tarafların kabulü gerekmeksizin ve bunlar
mutabakata varmamışken**' *referanduma sunulması öngörülmektedir.
Böyle bir formatı kabul ettiğimiz takdirde, bunun sonucuna da katlanmamız
gerekecektir. Referanduma halkımızdan ret kararı çıksa da Rum tarafı *'**
Kıbrıs**' *adı altında AB'ye üye olabilecek, biz yine askıda kalmış suçlu
cemaat muamelesine tabi olacağız. Referandumda Rumlar ret kararı alsalar,
netice yine değişmeyecektir. Annan planına göre, sadece plan ortadan kalkmış
olacaktır. 40 yıldır devam eden adaletsizlik son bulmayacak, KKTC yine
tanınmayacaktır. Yani, Rum-Yunan ikilisinin Enosis için başlattığı Kıbrıs
meselesi Rumların *'**meşru hükümet**' *olarak AB üyeliği ile
taçlandırılmış şekliyle
devam edecektir. O halde müzakereye ne hacet? Ya teslim olacağız ya da
müzakerelerin dengelenmiş bir zeminde başlatılması için kendi
parametrelerimizi kabul ettirmek için uğraşacağız. Bunu yaparken de iki
devletin varlığından taviz vermeyeceğimizi, meselenin *'**uzlaşmaz bir
Denktaş meselesi**' *olmadığını, Türkiye'nin jeopolitik bir meselesi, Türk
ulusunun haklı bir davası olduğunu devamlı surette vurgulayacağız.
*'**Görüşülebilir, uzlaşılabilir, uzlaşmaktan yanayız**' *dedikçe sonu
gelmeyen müzakerelerde ömür tükettik ve Rumlara *'**Meşru hükümet azınlıkla
görüşüyor; azınlığa hiçbir ülkenin vermeyeceği hakları da veriyor, fakat
taksimci, uzlaşmaz odakların hizmetinde Denktaş her şeyi reddediyor**' *diyerek
puan toplamakta ve uluslararası mevkiini daha da güçlendirmektedir. Türkiye'nin
Kıbrıs'ta milli çıkarları olduğuna göre aynı oyuna devam etmelerine müsaade
edilmemelidir. Bizim buradaki direnişimiz Türkiye'nin Kıbrıs'ta çok önemli
ve 1960 antlaşmaları ile tescil ettirdiği milli çıkarları vardır inancına
dayanmıştır. Şimdi 1960 antlaşmasındaki hakların Rum-Yunan-İngiliz üçlüsü
tarafından ne şekle sokulduğunu ve bunun karşısında Türkiye'nin tereddüt
geçirdiğini gördükçe ne yapacağımızı biz de bilmez hale gelmekteyiz.'*"*

*Gül, zeytin dallı aile fotoğrafında Papadopulos'un arkasında yer
aldı. **Sınırdaki
geçişlerin serbest bırakmasının ardından Rumlar KKTC'ye akın etti.*
BAYKAL: TÜRKİYE
TAM TESLİM OLDU
*CHP lideri **Deniz Baykal**'**ın değerlendirmeleri 17 Nisan 2003 tarihinde
Cumhuriyet**'**te birinci sayfadan **'Türkiye tam teslim oldu'** başlığıyla
şöyle aktarılmıştı**: **CHP Genel Başkanı** **Deniz Baykal**, **İstanbul
Ticaret Odası** (**İTO) Başkanı** **Mehmet Yıldırım ve beraberindeki heyetle
görüştü. Baykal, bir soru üzerine, Kıbrıs Rum kesiminin AB**'**ye tam üye
olarak kabul edilmesinin hem Türkiye**'**nin hem de AB**'**nin bu konuda
izlediği politika açısından bir olumsuzluk çıktığını gösterdiğini söyledi.
Baykal şöyle konuştu:** '**AB**'**nin sadece Güney Kıbrıs**'**ı AB**'**ye
alması, AB**'**nin bütün müktesebatının, AB**'**nin kuruluşuna temel olan
bütün ilkelerin Kıbrıs devletinin altındaki hukuki zeminin Kıbrıs Devleti
Anayasası**'**nın tümüyle bir kenara bırakılması demektir. Hukuki sorunları
çözülmemiş bir coğrafyayı devlet gibi kabul ederek AB**'**ye almak durumunda
kalması, AB**'**nin izlediği politikanın iflas ettiğinin ifadesidir. Sadece
Güney Kıbrıs**'**ın AB**'**ye girmiş olması, bizim izlediğimiz politika
açısında da yenilginin ifadesidir. AB hukukunun Kuzeyde de geçerli olduğunu
söylemek demek, Kuzey**'**i işgale teşebbüs etmek demektir.**'*
Simitis, Rumların Birliğe girmesinin sevincini *'Enosisi başardık'* diyerek
dile getirdi
Güney Kıbrıs AB'de
Avrupa Birliği'nin 16 Nisan 2003'teki Atina zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi AB'ye
giriş sözleşmesini imzaladı. Bu gelişmenin sonrasında Yunanistan
Başbakanı *Kostas
Simitis*, 18 Nisan'da Rum kesimini ziyaret etti ve Rum kesiminin AB'ye giriş
sözleşmesini imzalamasıyla ilgili olarak *"**Enosisi başardık**" *ifadesini
kullandı.
Simitis, 19 Nisan'da KKTC'deki bazı muhalefet partilerinin yetkilileriyle
Rum kesimindeki Yunan Büyükelçiliği binasında görüştü. Bu, adanın yeni bir
dönemin başında olduğunun en önemli göstergesiydi.
Bu gelişme sonrası KKTC'den kritik bir diplomatik manevra geldi. KKTC
Bakanlar Kurulu, 21 Nisan 2003'te yaptığı olağanüstü toplantıda, KKTC ile
Rum kesimi arasındaki geçişlerin serbest bırakılması yönünde tarihi bir
karar aldı.
Rumlar böyle bir karara hazırlıksız yakalanmıştı. Rum yönetimi, Türk
tarafının böyle bir adım atmasını beklemiyordu. Rum Ulusal Konseyi, 22 Nisan
'da toplandı ve KKTC'nin serbest geçişlerle ilgili kararını tanımadığını,
ancak geçişleri engellemeyeceğini duyurdu. KKTC Bakanlar Kurulu'nun 21 Nisan
'da aldığı karar, 22 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlandı ve 23 Nisan sabahı
KKTC ile Rum kesimi arasında, belli kurallara bağlı olarak serbest geçişler
başladı.
 RUMLAR KKTC'YE GEÇMEK İÇİN SAATLERCE KUYRUKTA
İlk günlerde, beklenenlerin aksine, sınır kapılarına Kıbrıslı Türkler değil,
Rumlar yığıldı. Rumlar, KKTC'ye geçmek için saatlerce uzun kuyruklarda
beklemeyi göze aldı.
İlk iki haftada, gün içinde KKTC'ye geçen Rumların sayısı 30 bine kadar
çıktı.
KKTC Bakanlar Kurulu, 29 Nisan'da da Rumların KKTC'deki otellerde 3 gün
konaklamasına izin veren kararı aldı..
Rumların yoğun şekilde KKTC'ye geçmeleri ve buradaki otellerde
konaklamaları, Rum yetkilileri rahatsız etti. Diplomatik alanda mevzi
yitirmekte olduklarını anlayan Rumlar, karşı hamle yaptılar. Rum
milletvekilleri, KKTC'de eski sahibi Rum olan otellerde konaklayan Rumlara
para ve 2 yıl hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını Rum meclisine
sundu.
Bu noktada Türk tarafı bu kez uluslararası alanda diplomatik bir manevra
yaptı. KKTC Bakanlar Kurulu da mayısta Başbakan *Recep Tayyip Erdoğan*'ın
ziyareti öncesinde yine bir dizi karar aldı. Kararlar uyarınca, KKTC'nin
Temmuz 2000'den bu yana BM Barış Gücü'ne uyguladığı bazı kısıtlamalar
kaldırıldı.
 TÜRK TARAFINDA YENİ AÇILIMLAR
Sayısı daha sonra belirlenmek üzere, Rum öğrencilere KKTC'deki
üniversitelerde burs verilmesi öngörüldü. Telekomünikasyon Dairesi'ne Rum
tarafı ile telefon irtibatının sağlanması yönünde girişim yapması için yetki
verildi, KKTC'de faaliyet gösteren GSM şirketlerinin Rum tarafıyla *"**
rooming**" *anlaşmaları yapmalarına *"**yeşil ışık**" *yakıldı. Bütün bu
açılımlar, Türk tarafının *"**uzlaşmacı**" *tavrının göstergesi olarak
ortaya kondu.
Başbakan Erdoğan, 9 Mayıs'ta KKTC'ye yaptığı ziyarette, Ledra Palace Sınır
Kapısı'nı da ziyaret ederek, Yeşil Hat'a kadar gitti ve KKTC'ye giriş yapmak
için bekleyen bazı Rum ailelerle sohbet etti. Kıbrıs Rum yönetimi ise
Erdoğan'ın ziyaretinden kısa bir süre önce Kıbrıslı Türklere yönelik
önlemlerini açıklamıştı.
AB Komisyonu da 3 Haziran'da kendi paketini açıkladı. Bu pakette Rumların
izi açıkça görülebiliyordu. KKTC, AB paketini, *"**Rum patenti taşıyan paket
**" *olarak niteledi.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi *Günter Verheugen*, 17-18
Haziran'da Kıbrıs Rum Kesimi'ni ve KKTC'yi ziyaret etti, siyasi soruna
bakılmaksızın Rum tarafının Mayıs 2004'te AB'ye üye olacağını söyledi.
 TAKAS VE TAZMİNAT YASASI YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
Bu aşamada Türkiye de oldukça tartışmalı bir açılım yaptı. AKP hükümeti,
haziranda *Titiana Loizidu *isimli Rum kadına tazminatını ödeme kararı aldı
ve 2 Aralık'ta tazminatı ödedi.
KKTC, 2003 yılının yaz aylarında BM kanalıyla Rum kesimine çeşitli öneriler
sunarak yeni girişimlerde bulundu.
KKTC'nin, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mal-mülk sorununun takas ve
tazminatlar yoluyla halledilmesi amacıyla Türkiye ve Avrupa Konseyi'nin
desteğiyle hazırladığı Takas ve Tazminat Yasası, 1 Temmuz'da yürürlüğe
girdi. Rum yönetimi, vatandaşlarının Taşınmaz Malların Tazmini Komisyonu'na
başvurularını engellemeye çalıştı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 11 Temmuz'da BM Genel Sekreteri Annan'a mektup
göndererek Lefkoşa uluslararası havaalanı ve kapalı Maraş'ın BM kontrolünde
ortak kullanıma açılmasını önerdi. Papadopulos, Denktaş'ın önerilerini *"**
taktik**" *olarak niteleyerek reddetti.
Rum meclisi, 16 Nisan'da imzalanan AB'ye üyelik sözleşmesini 14 Temmuz'da
onayladı.
Denktaş, 24 Temmuz'da da serbest geçişlerin yoğun olarak yapıldığı Lefkoşa
ve civarının mayınlardan temizlenmesini önerdi.
 TÜRKİYE KKTC GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI
Türkiye-KKTC Ortaklık Konseyi toplantısı Girne'de yapıldı ve toplantının
sonunda, 8 Ağustos'ta iki ülke arasında Gümrük Birliği Anlaşması imzalandı.
KKTC, Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs'ta kalan gayrimenkulleriyle
ilgilenecek bir büro da oluşturdu ve büro, çalışmalarına 4 Eylül'de başladı.
ABD, Kıbrıs'ta yıllık askeri tatbikatların karşılıklı iptal edilmesi için
taraflara baskı yaptı; Toros ve Nikiforos tatbikatları yapılmadı. Yunanistan
Dışişleri Bakanı *Yorgo Papandreu*, Rum kesimine yaptığı ziyaret sırasında,
10 Eylül'de KKTC'deki sol görüşlü siyasi partilerin yetkilileriyle Ledra
Palas'ta bir araya geldi.
*Simitis, 19 Nisan 2003**'**de KKTC**'**deki bazı muhalefet partilerinin
yetkilileriyle görüştü.*
*(ARKASI YARIN)*

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap