**
"*Tayyip Erdoğan benim idolümdür*" diyen eski Marksist yeni medya
patronu *Ethem
Sancak'*ın Star gazetesinde bügün *Şamil Tayyar'*ın " *HSYK'da Ergenekon
şoku"* başlıklı yazısı oldukça dikkat çekici.
**
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) toplantıları gizli olduğuna göre bu
bilgileri yandaş medyanın "*Ergenekon körükçülüğü"* işlevini üstlenen
yazarlarından Şamil Tayyar'a kim sızdıyor?

Tayyar " *Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, bu
önerilere tepki gösterdi. Kararnamedeki gecikmenin en önemli nedenlerinden
biri, budur*." diyor. Buradan gizli toplantının sızdırılma kaynağı da ayan
beyan ortaya çıkmış oluyor.

Tayyar  bakın daha neler neler söylüyor." *Adalet Bakanlığı, HSYK
Başkanvekilinin önerilerine şiddetle karşı. Böyle bir kararnameye imza atmak
niyetinde değil. Çünkü, böyle bir karar, Ergenekon ve diğer davaları
Susurluk'a, Şemdinli'ye dönüştürür.

Bakan ve müsteşar dışında 5 üye, istediği kararı çıkarma çoğunluğuna
sahip. Ancak,
HSYK, bakanlığın temsil edilmediği toplantıda karar alamıyor. Bakanlık,
çoğunluğa tesir edemese de bu 'altın' oyu sayesinde sürece yön verebiliyor"
*

Tayyar böylece Adalet Bakanı ve müsteşarın iki oyla Anayasal güvenceyle "*
bağımsız* " olduğu belirtilen yedi kişilik HSYK'nu *kilitleyebildiğini ve
sürece yön verebildiğini* itiraf ediyor. Tayyar'ın yazdıkları Ergenekon
tertibinin *fahri savcılığını* üstlenenlerin ve yönlendirenlerin de kimler
olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor.

Şamil Tayyar daha da ileri gidiyor ve HSYK üyelerine örtülü tehditte
bulunuyor, bu da yetmiyor AKP Hükümetinin TSK ile ilgili  Ağustos Şurasında
bir tasfiyeye hazırlandığını müjdeliyor. Bakın bu konuda Tayyar'ın neler
yazdığına: "*Daha doğrusu, HSYK'da bazı üyeleri bu kadar cesaretlendiren ne
oldu? Bu soruya verilecek cevap çok önemli. Biliyorum, ilk aklınıza gelen,
'CHP'yi cesaretlendiren neyse, HSYK'yı cesaretlendiren de odur' cevabıdır.

Doğruysa, çok vahimdir. Böyle bir durumda; askere sivil yargı yolunu açan
yasaya tepkili TSK'nın 28 Şubat sürecindeki gibi tüm güç odaklarını harekete
geçirmek istediği algısı oluşur ki, buna inanmak istemem.

İlk manşetimizdeki gibi, 'inanılması güç bir söylenti' demeyi yeğlerim.

Ama aksi olursa, yani söylenti doğrulanırsa, hükümet, Ağustos Şurası'nda
büyük bir operasyona ihtiyaç duyabilir. Bazı komutanlara emeklilik yolu
gözükebilir."

*
Yandaş medyadaki sızdırılmış bu yazıyı dikkatle değerlendirmek gerekiyor.
Atlantik ötesinden Türkiye Cumhuriyetinin adım adım  Anadolu İslam
Federasyonu'na dönüştürülmesi için yargı ve TSK üzerinde de hızlı bir
operasyon gerçekleştiriliyor.

Ali Rıza Üçer

**


http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/hsyk-da-ergenekon-soku-200973.htm



*HSYK'da Ergenekon şoku  *
**


Biliyorsunuz, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), her yıl rutin olarak
haziran ayı sonunda açıkladığı yaz kararnamesini, bu yıl geciktirdi.

Bu gecikmeyle ilgili Başkent kulislerinde dile getirilen iddialardan biri,
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar ve davanın görüldüğü mahkeme
heyeti üyelerinin görev yerlerinin değiştirilmesi girişimiydi.

Bu gelişmeyi, yargı muhabirimiz Lütfü Kaplan'ın imzasıyla 6 Temmuz
günü *'İnanılması
güç bir söylenti'* manşetiyle okuyucularımıza aktardık.

Haber, özü itibariyle doğruydu. Ancak HSYK ile Adalet Bakanlığı arasında
henüz masaya yatırılmamıştı.

O nedenle gazete yönetimi ironik başlık kullanmayı tercih etti..

Ne var ki, algılama güçlüğü çeken kimi yazarlar, ironik başlık üzerinden
Star'a sataşmayı yeğlediler, zeka pırıltısı taşımayan ifadelerle suçladılar.
Bunların başında Hürriyet Yazarı Mehmet Yakup Yılmaz geliyordu.

Maalesef, o söylenti gerçekleşti.

HSYK'da Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ve mahkeme heyetini
değiştirme girişimi, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den döndü. Görüş
ayrılıkları giderilemeyince 2 binin üzerinde hakim ve savcının beklediği
atama kararnamesi gecikti.

Ergenekon davasına müdahale

HSYK'daki kararname görüşmesinde bir üye, radikal önerilerde bulundu:

*1-Ergenekon* soruşturmasını yürüten savcıların görev yerlerini
değiştirelim.

*2-Ergenekon* davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Köksal Şengün ve bir hakim üyeyi başka mahkemeye atayalım.

*3-KCK* operasyonlarını yürüten savcıları Diyarbakır'dan alalım.

*4-Faili* meçhul cinayetlerle suçlanan Jandarma Albay Cemal Temizöz'le
ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır'daki savcıları başka yere alalım.

Bu ifadeler bire bir böyle değil aslında. Öneride, KCK ve Ergenekon gibi
isimler geçmiyor.

*Ancak Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel, Ercan Şafak, Murat Yönder, Fikret
Seçen *ve *Nihat Taşkın*'ın görev yerlerini değiştiren teklif sunulunca,
bakıyorsunuz hepsi Ergenekon soruşturmasında görevli savcılar.

Niyet anlaşılıyor.

Aynı şekilde, görev yerleri değiştirilmek istenen savcıların yürüttüğü
soruşturmalara ve hakimlerin dava konularına bakınca KCK operasyonu, faili
meçhul soruşturması ve Ergenekon davasını anlamak güç olmuyor.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, bu önerilere tepki
gösterdi. Kararnamedeki gecikmenin en önemli nedenlerinden biri, budur.

Tutuklama kararına başkası baksın

HSYK üyesinin başka önerileri de oldu. Mesela, Ergenekon soruşturmasında
verilen tutuklama kararlarına özel bir mahkeme heyetinin bakmasını, nöbetçi
mahkeme uygulamasının kaldırılmasını istedi.

Bu öneriye bakan ve müsteşarın yanı sıra 2 üye de karşı çıkınca, maksat
hasıl olmadı. Öneri, 3'e karşı 4 oyla reddedildi.

Aynı üyenin diğer ilginç önerisi *'operasyon ve tutuklama kararlarını ilgili
illerdeki özel yetkili mahkemelerin vermesi'* yönünde oldu.

Sözgelimi, Ergenekon soruşturması kapsamında bir isim Ankara'da gözaltına
alınacaksa, bu kararı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermesi gibi...

Bu öneri de HSYK'da kabul görmedi.

HSYK'nın rotası neden değişti?

12 Haziran 2007 tarihindeki Ümraniye baskınıyla başlayan Ergenekon
soruşturma sürecinde savcılara yönelik baskının hesabı yoktur. Defalarca
görevden alınmaları istendi. Ama HSYK, bu taleplere, iddia o ki, kamuoyu
baskısı yüzünden pek yanaşmadı.

Şimdi birden bire, hem de kapsamı genişleterek son dönemin en derin
operasyonlarına imza atmış savcıları ve hakimleri görevden alma niyetinin bu
şekilde ifade edilmesinin çok özel anlamı vardır diye düşünüyorum.

Daha doğrusu, HSYK'da bazı üyeleri bu kadar cesaretlendiren ne oldu? Bu
soruya verilecek cevap çok önemli. Biliyorum, ilk aklınıza gelen*, 'CHP'yi
cesaretlendiren neyse, HSYK'yı cesaretlendiren de odur'* cevabıdır.

Doğruysa, çok vahimdir. Böyle bir durumda; askere sivil yargı yolunu açan
yasaya tepkili TSK'nın 28 Şubat sürecindeki gibi tüm güç odaklarını harekete
geçirmek istediği algısı oluşur ki, buna inanmak istemem.

İlk manşetimizdeki gibi, *'inanılması güç bir söylenti'* demeyi yeğlerim.

Ama aksi olursa, yani söylenti doğrulanırsa, hükümet, Ağustos Şurası'nda
büyük bir operasyona ihtiyaç duyabilir. Bazı komutanlara emeklilik yolu
gözükebilir.

Şimdi ne olacak?

Adalet Bakanlığı, HSYK Başkanvekilinin önerilerine şiddetle karşı. Böyle bir
kararnameye imza atmak niyetinde değil. Çünkü, böyle bir karar, Ergenekon ve
diğer davaları Susurluk'a, Şemdinli'ye dönüştürür.

Bakan ve müsteşar dışında 5 üye, istediği kararı çıkarma çoğunluğuna sahip.
Ancak, HSYK, bakanlığın temsil edilmediği toplantıda karar alamıyor.
Bakanlık, çoğunluğa tesir edemese de bu *'altın'* oyu sayesinde sürece yön
verebiliyor.

Uzlaşma olursa, kararname bugün yarın yayınlanabilir. Aksi halde, 2 binin
üzerinde hakim ve savcının dört gözle beklediği kararname, tümden riske
girebilir.

Bir bakarsınız, bu yıl kararname hiç çıkmaz.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap