** "*Tayyip Erdoğan benim idolümdür*" diyen eski Marksist yeni medya patronu *Ethem Sancak'*ın Star gazetesinde bügün *Şamil Tayyar'*ın " *HSYK'da Ergenekon şoku"* başlıklı yazısı oldukça dikkat çekici. ** Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) toplantıları gizli olduğuna göre bu bilgileri yandaş medyanın "*Ergenekon körükçülüğü"* işlevini üstlenen yazarlarından Şamil Tayyar'a kim sızdıyor?
Tayyar " *Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, bu önerilere tepki gösterdi. Kararnamedeki gecikmenin en önemli nedenlerinden biri, budur*." diyor. Buradan gizli toplantının sızdırılma kaynağı da ayan beyan ortaya çıkmış oluyor. Tayyar bakın daha neler neler söylüyor." *Adalet Bakanlığı, HSYK Başkanvekilinin önerilerine şiddetle karşı. Böyle bir kararnameye imza atmak niyetinde değil. Çünkü, böyle bir karar, Ergenekon ve diğer davaları Susurluk'a, Şemdinli'ye dönüştürür. Bakan ve müsteşar dışında 5 üye, istediği kararı çıkarma çoğunluğuna sahip. Ancak, HSYK, bakanlığın temsil edilmediği toplantıda karar alamıyor. Bakanlık, çoğunluğa tesir edemese de bu 'altın' oyu sayesinde sürece yön verebiliyor" * Tayyar böylece Adalet Bakanı ve müsteşarın iki oyla Anayasal güvenceyle "* bağımsız* " olduğu belirtilen yedi kişilik HSYK'nu *kilitleyebildiğini ve sürece yön verebildiğini* itiraf ediyor. Tayyar'ın yazdıkları Ergenekon tertibinin *fahri savcılığını* üstlenenlerin ve yönlendirenlerin de kimler olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor. Şamil Tayyar daha da ileri gidiyor ve HSYK üyelerine örtülü tehditte bulunuyor, bu da yetmiyor AKP Hükümetinin TSK ile ilgili Ağustos Şurasında bir tasfiyeye hazırlandığını müjdeliyor. Bakın bu konuda Tayyar'ın neler yazdığına: "*Daha doğrusu, HSYK'da bazı üyeleri bu kadar cesaretlendiren ne oldu? Bu soruya verilecek cevap çok önemli. Biliyorum, ilk aklınıza gelen, 'CHP'yi cesaretlendiren neyse, HSYK'yı cesaretlendiren de odur' cevabıdır. Doğruysa, çok vahimdir. Böyle bir durumda; askere sivil yargı yolunu açan yasaya tepkili TSK'nın 28 Şubat sürecindeki gibi tüm güç odaklarını harekete geçirmek istediği algısı oluşur ki, buna inanmak istemem. İlk manşetimizdeki gibi, 'inanılması güç bir söylenti' demeyi yeğlerim. Ama aksi olursa, yani söylenti doğrulanırsa, hükümet, Ağustos Şurası'nda büyük bir operasyona ihtiyaç duyabilir. Bazı komutanlara emeklilik yolu gözükebilir." * Yandaş medyadaki sızdırılmış bu yazıyı dikkatle değerlendirmek gerekiyor. Atlantik ötesinden Türkiye Cumhuriyetinin adım adım Anadolu İslam Federasyonu'na dönüştürülmesi için yargı ve TSK üzerinde de hızlı bir operasyon gerçekleştiriliyor. Ali Rıza Üçer ** http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/hsyk-da-ergenekon-soku-200973.htm *HSYK'da Ergenekon şoku * ** Biliyorsunuz, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), her yıl rutin olarak haziran ayı sonunda açıkladığı yaz kararnamesini, bu yıl geciktirdi. Bu gecikmeyle ilgili Başkent kulislerinde dile getirilen iddialardan biri, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar ve davanın görüldüğü mahkeme heyeti üyelerinin görev yerlerinin değiştirilmesi girişimiydi. Bu gelişmeyi, yargı muhabirimiz Lütfü Kaplan'ın imzasıyla 6 Temmuz günü *'İnanılması güç bir söylenti'* manşetiyle okuyucularımıza aktardık. Haber, özü itibariyle doğruydu. Ancak HSYK ile Adalet Bakanlığı arasında henüz masaya yatırılmamıştı. O nedenle gazete yönetimi ironik başlık kullanmayı tercih etti.. Ne var ki, algılama güçlüğü çeken kimi yazarlar, ironik başlık üzerinden Star'a sataşmayı yeğlediler, zeka pırıltısı taşımayan ifadelerle suçladılar. Bunların başında Hürriyet Yazarı Mehmet Yakup Yılmaz geliyordu. Maalesef, o söylenti gerçekleşti. HSYK'da Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ve mahkeme heyetini değiştirme girişimi, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den döndü. Görüş ayrılıkları giderilemeyince 2 binin üzerinde hakim ve savcının beklediği atama kararnamesi gecikti. Ergenekon davasına müdahale HSYK'daki kararname görüşmesinde bir üye, radikal önerilerde bulundu: *1-Ergenekon* soruşturmasını yürüten savcıların görev yerlerini değiştirelim. *2-Ergenekon* davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün ve bir hakim üyeyi başka mahkemeye atayalım. *3-KCK* operasyonlarını yürüten savcıları Diyarbakır'dan alalım. *4-Faili* meçhul cinayetlerle suçlanan Jandarma Albay Cemal Temizöz'le ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır'daki savcıları başka yere alalım. Bu ifadeler bire bir böyle değil aslında. Öneride, KCK ve Ergenekon gibi isimler geçmiyor. *Ancak Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel, Ercan Şafak, Murat Yönder, Fikret Seçen *ve *Nihat Taşkın*'ın görev yerlerini değiştiren teklif sunulunca, bakıyorsunuz hepsi Ergenekon soruşturmasında görevli savcılar. Niyet anlaşılıyor. Aynı şekilde, görev yerleri değiştirilmek istenen savcıların yürüttüğü soruşturmalara ve hakimlerin dava konularına bakınca KCK operasyonu, faili meçhul soruşturması ve Ergenekon davasını anlamak güç olmuyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, bu önerilere tepki gösterdi. Kararnamedeki gecikmenin en önemli nedenlerinden biri, budur. Tutuklama kararına başkası baksın HSYK üyesinin başka önerileri de oldu. Mesela, Ergenekon soruşturmasında verilen tutuklama kararlarına özel bir mahkeme heyetinin bakmasını, nöbetçi mahkeme uygulamasının kaldırılmasını istedi. Bu öneriye bakan ve müsteşarın yanı sıra 2 üye de karşı çıkınca, maksat hasıl olmadı. Öneri, 3'e karşı 4 oyla reddedildi. Aynı üyenin diğer ilginç önerisi *'operasyon ve tutuklama kararlarını ilgili illerdeki özel yetkili mahkemelerin vermesi'* yönünde oldu. Sözgelimi, Ergenekon soruşturması kapsamında bir isim Ankara'da gözaltına alınacaksa, bu kararı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermesi gibi... Bu öneri de HSYK'da kabul görmedi. HSYK'nın rotası neden değişti? 12 Haziran 2007 tarihindeki Ümraniye baskınıyla başlayan Ergenekon soruşturma sürecinde savcılara yönelik baskının hesabı yoktur. Defalarca görevden alınmaları istendi. Ama HSYK, bu taleplere, iddia o ki, kamuoyu baskısı yüzünden pek yanaşmadı. Şimdi birden bire, hem de kapsamı genişleterek son dönemin en derin operasyonlarına imza atmış savcıları ve hakimleri görevden alma niyetinin bu şekilde ifade edilmesinin çok özel anlamı vardır diye düşünüyorum. Daha doğrusu, HSYK'da bazı üyeleri bu kadar cesaretlendiren ne oldu? Bu soruya verilecek cevap çok önemli. Biliyorum, ilk aklınıza gelen*, 'CHP'yi cesaretlendiren neyse, HSYK'yı cesaretlendiren de odur'* cevabıdır. Doğruysa, çok vahimdir. Böyle bir durumda; askere sivil yargı yolunu açan yasaya tepkili TSK'nın 28 Şubat sürecindeki gibi tüm güç odaklarını harekete geçirmek istediği algısı oluşur ki, buna inanmak istemem. İlk manşetimizdeki gibi, *'inanılması güç bir söylenti'* demeyi yeğlerim. Ama aksi olursa, yani söylenti doğrulanırsa, hükümet, Ağustos Şurası'nda büyük bir operasyona ihtiyaç duyabilir. Bazı komutanlara emeklilik yolu gözükebilir. Şimdi ne olacak? Adalet Bakanlığı, HSYK Başkanvekilinin önerilerine şiddetle karşı. Böyle bir kararnameye imza atmak niyetinde değil. Çünkü, böyle bir karar, Ergenekon ve diğer davaları Susurluk'a, Şemdinli'ye dönüştürür. Bakan ve müsteşar dışında 5 üye, istediği kararı çıkarma çoğunluğuna sahip. Ancak, HSYK, bakanlığın temsil edilmediği toplantıda karar alamıyor. Bakanlık, çoğunluğa tesir edemese de bu *'altın'* oyu sayesinde sürece yön verebiliyor. Uzlaşma olursa, kararname bugün yarın yayınlanabilir. Aksi halde, 2 binin üzerinde hakim ve savcının dört gözle beklediği kararname, tümden riske girebilir. Bir bakarsınız, bu yıl kararname hiç çıkmaz. --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
