*Mustafa Mutlu *  *Yazara ulaşmak için :* [email protected]
Üniversiteye
hazırlanan gençler... Dershaneye değil, tarikatlara gidin! Cumhuriyet'ten
Orhan Bursalı dün çok ilginç bir hamleyi duyurdu:

YÖK Başkanlığı, üniversitelere 5806 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Af
Yasası'yla ilgili bir talimat göndermiş.

Bu talimat ve talimatın dayandığı yasa, kelimenin tam anlamıyla bir skandal!

Çünkü YÖK bu yasaya dayanarak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Polis
Akademisi'ne bağlı yükseköğretim kurumlarından atılan 800 öğrencinin
üniversitelere yerleştirilmesini istiyor!

Bu öğrencilerin yerleştirilecekleri fakülteleri de kendisi belirliyor.

Bu kapsamda; Türkiye'nin en seçkin üniversitelerinin başında gelen ve
üniversite sınavlarında ilk bine giren öğrencilerin bile girmekte
zorlandıkları Boğaziçi Üniversitesi'ne tam 20 öğrencinin yerleştirilmesini
istiyor!

1 öğrenci Makine Mühendisliği Fakültesi'ne...

1 öğrenci Elektrik Mühendisliği Fakültesi'ne...

18 öğrenci de Endüstri Mühendisliği Fakültesi'ne!

Dershane yok...

Çalışmak yok...

Stres yok...

Sınav yok...

Tercih yok!

Tek şart; 1995'ten sonra Harp Okulları'ndan ya da Polis Meslek Yüksek
Okulu'ndan atılmış olmak...

***

Bir öğrenci bu okullardan sadece üç nedenle atılır:

1) Başarısızlık.

2) Disiplinsizlik.

3) İrticai faaliyetler.

Bugüne kadar çok "öğrenci affı" gördük ama... Tarihte ilk kez "ödüllü bir
öğrenci affı" görüyoruz!

Çünkü "öğrenci afları"nda esas olan, öğrencinin okuluna geri dönmesidir.

Bu afta ise; diyelim ki "irticai faaliyet" nedeniyle Harp Okulları'ndan
atılan öğrenciler, rüyalarında bile göremeyecekleri üniversitelere
sınavsız-stressiz yerleştirilerek ödüllendiriliyorlar!

Tarikatlara bağlılıklarının karşılığını alıyorlar!

***

Bu uygulama, Anayasa'nın eğitimde fırsat eşitliği temel ilkesine aykırıdır!

Akademik özgürlüğe vurulan darbedir!

Yüksek öğretimin dibine dinamit lokumu koymaktır!

Haksızlıktır, kayırmacılıktır!

İrticai faaliyetleri, disiplinsizliği ve başarısızlığı teşvik etmektir!

Hepimize yazıklar olsun ki bu düzenlemeden, YÖK'ün üniversitelere gönderdiği
talimat mektubuna kadar haberimiz olmadı.

Haydi biz gazeteciler atladık; peki, Meclis'teki muhalefet nasıl oldu da
Anayasa'ya aykırı böyle bir uygulamaya seyirci kaldı?

Yasanın iptali için neden Anayasa Mahkemesi'ne başvurmadı?

***

"Bakın 7 yıl geçti, Türkiye'ye şeriat falan gelmedi" diye akıllarınca
bizimle dalga geçen liboş vatandaşlar:

Tamam; şeriat gelmedi ama... Ömrünüzde şeriatçılara, yasa-kural tanımazlara
bu kadar çok "kıyak" yapılan başka bir dönem gördünüz mü?

*****

*GÜNÜN SORUSU*

Çok sayın bir devlet büyüğünden sonra dün de Demokratik Toplum Partisi (DTP)
Genel Başkanı Ahmet Türk, "CHP ve MHP genel başkanları bu ülkede çobanlık
bile yapamaz" demiş...

Bu ülkede iyi siyasetçi olmanın yolu neden hep "çobanlık"tan geçiyor?


*****


*BU KEZ OKAN BAYÜLGEN'İN YANINDAYIM! ÇÜNKÜ...*


Okan Bayülgen'in eşi hamile... Doğum yapmasına saatler kala, genç kadın
alışverişe çıkmış. Yanına, elinde mikrofonla bir "sözde muhabir" yanaşıyor.
Önce; doğuma ne kadar kaldığını, sağlığını falan soruyor. Genç kadın bu
sorulara içtenlikle yanıt vermeye çalışırken, muhabir bombayı patlatıyor:

"Bazı internet sitelerinde Okan Bayülgen'in kanser olduğu yazıldı. Doğru
mu?"

***

Bu haberi önceki gece iki kanalda birden, buraya kadar seyrettim.

Genç kadının verdiği tepkiyi izlemeye gücüm yetmedi!

Ya o genç kadın böyle bir dedikoduyu hiç duymadıysa...

Ya Okan Bayülgen gerçekten kansere yakalandıysa ama hamile olduğu için bunu
eşinden saklıyorsa...

Oracıkta düşüp yığılmaz mı?

Bebeğinin hayatı riske girmez mi?

***

Magazin muhabiri kardeşlerim:

Okan Bayülgen'le kavganızda hep yanınızda yer aldım. Uğradığınız
saldırıları, işittiğiniz hakaretleri kınadım.

Ama öfkenin ve intikam duygusunun sizi iğrençleştirmesine izin vermeyin.

Eğer Bayülgen'in eşi, o densiz meslektaşınızın "kurşun" gibi sorusundan
sonra çocuğunu düşürseydi; bunun adı bal gibi "ölüme sebebiyet vermek"
olurdu.

Kendinize gelin ve insanlıktan çıkmayın!

 <http://www.glitter-graphics.com/>

.

__,_._,___



-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap