Konu: Doktor Bana İzmir Yaz









DOKTOR BANA İZMİR YAZ

Doktor ben iyi değilim

Bana iki tertip izmir yaz

Yüreğim darda bozgundayım

Tütünüm acı tütmekteyim

Çatalkaya’nın dumanı gibi 

Bak benzim külbeyaz

 

            Doktor binsem bu gece bir trene

İnerim İzmir’e gün ışırken
Seçerim denize en yakın masayı 
Martılara gemilere günaydın derim
İskele kahvesinin tavşankanı çayı
Ve yahudi böreğiyle kahvaltı ederim
 

Sonra kalkar yürürüm keyfimce

Dönerim gümrük önünden

Hisarönü Havra Sokağı tilkilik

Gezerim dolaşırım aylak avare

Mavi ülkesinde ilkgençliğimin

Agora ayavukla Basmane

 

Derken sökün eder anılarım
Doktor gör bak nasıl özlemişlerdir beni
Ve nerden duymuşlarsa geldiğimi
Sarışıp koklaşır hasret gideririz
Ah başımın üstünde dönen akça martılar
Geldiğimi anılarıma siz mi müjdelediniz
 

Gülme doktor anıların da canı var

Ve anılar hayatın ziynetleridir

Eski gümüş kemerler elmas küpeler gibi 

Aşklarım anılarım ve izmir

Ya has bir ipek gömlektir benim için

Ya da bir taş plak şimdi

 

Doktor bana iki tertip İzmir yaz
  (Ozanını bilmiyorum!)
 
 
Bu da Hüseyin Yurttaş'tan.
eski bir izmir’den 

 


 
eski bir izmir’den geliyorum
isli duvarlarımda her dinden dualar
altın varak üstüne düşmüş gülüşüm
bakır para acı yeşil bakışım
sanki buğdayım öğünüyorum
pamuğum dokunuyorum
kervanlar köprüsünden geçmişim
dil buran şarabından içmişim
ovalarda rüzgârım dağlarda bulut
kuytuda yapayalnız bir zakkum
 
eski bir izmir’den geliyorum
ne haç kırgın ne hilal küskün
ikisinin arasında
ispanyol yalnızı Yahudiler
hepsini serinletiyor imbat
hepsine yağıyor yağmur
sevincin çıngırağı çınlatıyor sokakları
zarşılar çengi kıyamet
baharat kokuyor ortalık
türkü yükleniyor gemilere
bir çocuk gibi uyanıyor yaşamak
yine öyle mahmur
ve gevşiyor toprak
derinlere dalıyor tohum
 
eski bir izmir’den geliyorum
kordelia’dan kordon’a uzanan
o ışıktan kurdele denizde
tavernalarda şarkılar
bir düetten aşk sözleri her akşam
localarda kameriyelerde
çatalkaya’nın tutkunu ay
silmiş yıldızları, gece tenha
arka bahçelerde düş dalgınlığı
limonluklarda ürkek gölgeler
 
eski bir izmir’den geliyorum
zeytinyağı kokan sokaklardan
şıra kaynatılan ocaklardan
zamana bırakmışım yüzümü
toprağımı oymuş gözyaşlarım
sabrın sınırı o derin çizgiler
belirlemiş derviş suretimi
hepsinde bir uçurum
 
eski bir izmir’den geiyorum
kalpaklı günlerden, ebruli şafaklardan
atların kişnediği gökyüzünde
şaha kalkmış bulutlar
dumanı tütüyor yangınların
nasıl da sarsmış beni o depremler
büyük fay kırıkları içimde
insanım, ağlıyorum
 
eski bir izmir’den geliyorum
amansız kalabalığım, sonsuz yalnız
dilim tutuk, sözüm ağzımda eriyor
kime, ne anlatabilirim
işte gidiyorum!



-- 
suat yeşiltepe
_________________________________________________________________
Anılarınızı istediğiniz herkesle çevrimiçi paylaşın.
http://www.microsoft.com/turkiye/windows/windowslive/products/photos-share.aspx?tab=1
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap