*ÇARPITILAN ÖZGÜRLÜKLER KAVRAMI!..
-1-*<http://ozkanbostanci.blogcu.com/_ARPITILAN+OZGURLUKLER+KAVRAMI___+-1-/>
- Bir milleti meydana getiren kişilerin o millet içindeki her çeşit
hürriyeti, YAŞAMAK hürriyeti, ÇALIŞMAK hürriyeti, FİKİR ve VİCDAN HÜRRİYETİ
GÜVEN ALTINDA BULUNDURULMASI LAZIMDIR!..
FERDİN birinci HAKKI, TABİİ YETENEKLERİNİ serbestçe GELİŞTİREBİLMESİDİR!..
Bu gelişmeyi temin için, en iyi vasıta, ferde BAŞKALARININ benzer HAKLARINA
ZARAR VERMEKSİZİN, TEHLİKE VE ZARAR KENDİNE AİT OLMAK ÜZERE, KENDİ KENDİNİ
istediği gibi SEVK VE İDARE etmeye müsaade etmektir!..
ATATÜRK'ün El Yazısı Notları
***************************

Bu yazıyı ATATÜRK'ün el yazısı notlarından "özgürlükler" kavramını
çarpıtanlara cevap vermek amacıyla kaleme aldık!..

Burada ATATÜRK, YAŞAMAK, ÇALIŞMAK, VİCDAN ve FİKİR HÜRRİYETİ'nden
bahsetmiş...

Bunların GÜVEN altında olması gerektiğini söylemiş...

Kim güvene alacak?..

Tabii ki DEVLET!..

Peki, DEVLET "kendisini yıkmak" fikrini de mi "güven altına" alacak?..

"ÜLKE'yi bölmek, asker-polis vurmak, VATAN'ı satmak" fikirlerine de mi
"güven" sağlıyacak?..

"Esrar satanlar, mafya tipi örgüt kuranlar" da ÇALIŞMA HÜRRİYETİ kapsamında
mı?..

Adam öldürenler, çocuklara tecavüz edenler, VATAN'a bölmek için silaha
sarılanlar" başkalarının YAŞAMA HÜRRİYETİ'ne set çekmelerine rağmen, daha ne
kadar YAŞAYACAK?..

Daha önce başka yazımızda "DÜNYA'nın Robinson Crusoe'nun ISSIZ ADA'sı
olmadığını, insanlar ne kadar TOPLU halde yaşarlarsa, SERBESTİYET'lerinin o
kadar kısıtlanacağını" belirtmiştik...

Ayrıca YASALAR'ın aslında yapacaklarımızı değil; YASAKLAR'ı ortaya koyduğunu
anlatmıştık.

ATATÜRK'ün değişik zamanlarda yaptığı FİKİR JİMNASTİĞİ'nin bir sonucu olan
bu ifadelerin bir kısmına bağlanıp, en önemli PRENSİP'i ihmal etmek, ancak
politikacı ve "aydın"ların başvuracağı bir aldatmacadır!..

Elbette bu "hürriyet"lere bir sınır vardır ve bu sınırı gene ATATÜRK'ün
ağzından ifadeler ile nakletmek gerek..
İşte en önemli HAK!..

"- FERDİN birinci HAKKI, TABİİ YETENEKLERİNİ serbestçe
GELİŞTİREBİLMESİDİR!.. Bu gelişmeyi temin için, en iyi vasıta, ferde
BAŞKALARININ benzer HAKLARINA ZARAR VERMEKSİZİN, TEHLİKE VE ZARAR KENDİNE
AİT OLMAK ÜZERE, KENDİ KENDİNİ istediği gibi SEVK VE İDARE etmeye müsaade
etmektir!.. (ATATÜRK'ün El Yazısı Notları)"

Kimsenin üzerinde durmadığı, şimdiye kadar partilerin programlarında yer
vermedikleri, verseler bile gerek iktidarda gerekse muhalefette hiç üzerinde
durmadıkları bir HAK bu!..

HERKES KENDİNİ, KAABİLİYET ve TEMAYÜLLER'ine uygun, BAŞKALARINA ZARAR
VERMİYECEK ŞEKİLDE GELİŞTİREBİLMELİDİR!..

DEVLET, KENTTE VE KÖYDE HER BİR FERDE BU İMKANI SAĞLAMALIDIR!..

Hem fertlerin, hem de onları savunduklarını söyliyen kuruluşların ilk talebi
bu olmalıdır!..

Ama öyle mi?..

Neredesiniz "özgürlükçüler"?..

Neredesiniz "Atatürkçüler"?..

Bakın ATATÜRK, bunu BİRİNCİ HAK olarak görmüş!..

Hani sizin listeniz?..

Var mı orada?..

ATATÜRK ayrıca bütün diğer özgürlüklerin bu amaca hizmet için var olduğunu
belirtmiş.

Yani bunu hepsinin üstüne koymazsanız, diğerlerinin bir anlamı olmaz!..

Yine ATATÜRK, iktidarların ve DEVLET'in bu hizmeti sağlamadığı takdirde,
görevini yapmamış olacağını çok kesin belirtmiş...

Onun için hükümet ve partiler yüz tane "özgürlük" kanunu çıkartsa; bu HAKK'ı
sağlamadıkça, havanda su döğmüş olur sadece!..

Şimdi akşam "demokrasi" ile yatıp, sabah "kişi hak ve özgürlükleri" ile
kalkanlar arasında, bu esası hedef almış olan bir tek kişi veya parti var
mı?..

Yok!..

Öyleyse biz ne "hürriyet"inden söz ediyoruz?..

Peki, BAŞKALARININ HAKLARINA ZARAR VERENLER ne olacak?...

Elbette ki onların faaliyetleri ve imkanları kısıtlanacak...

Ve onlardan açılan sahaya kendine ve başkasına yararlı insanlar
yerleştirilecek!

Ama öyle mi?..

Elbette değil!..

Şimdi kendini ve ülkeyi geliştirmek istiyenlerin imkanları kısıtlanıp
ihtiyaçları karşılanmazken; BAŞKALARINA, ÜLKEYE, DEVLETE ZARAR VERMEYİ AMAÇ
EDİNENLER'in önü açılıyor...

Hapishanelerde bile her türlü ihtiyaçları karşılanıyor!..

Biz daha önce HÜRRİYET-ÖZGÜRLÜK-SERBESTİYET kelimelerinin tarifini
yapmıştık.

Kısaca tekrarlıyalım...

Kavram kargaşası BATI dillerinden geliyor...

Mesela İngilizce'de FREE kelimesi hem HÜR, hem SERBEST, hem de BEDAVA
anlamına gelir.

Baştan savma tercümeler yüzünden bizim politikaya hep HÜR şekliyle
girmiştir...

HÜR TEŞEBBÜS, HÜR SENDİKACILIK, HÜR BASIN gibi!..

Hep o Fransız İhtilali hayranı "aydın"larımız yüzünden!..

Fransa'da Orta Çağ'da Asiller, Rahipler ve Serfler vardı... ki, bu son grup
TOPRAK KÖLESİ idi...

Sonradan bazıları hürriyetini elde edip burjuva oldu ama, İhtilal'e kadar
yine hiç bir hakları yoktu.

İşte onun için İhtilal'in üç sloganından biri HÜRRİYET idi... Çok yerinde
bir talep!..

Ancak, böyle bir durum bizde asla söz konusu değildi...

Köle olarak satın alınıp saraya girmiş olanlar SADRAZAM, hatta PADİŞAH ANASI
SULTAN olabilirdi!..

Buna rağmen Jön Türkler cahilce bir taklitçilik ile "hürriyet" diye bağrışıp
durmuşlardır.

Bizce HÜR kelimesinin karşıtı KÖLE veya ESİR'dir...

Ancak düşman işgali var ise, HÜRRİYET'ten söz edilebilir...

Hürriyet öyle ayağa düşecek bir kavram değildir, gerçekten kaybedilmedikçe
kıymeti bilinmez.

Bir kayboldu mu da, kolay bulunmaz.

Türkiye'de çoğu zaman kullanılan "hürriyet" kelimesiyle kastedilen şey,
SERBESTİYET'tir!..

Kısıtlı, tahditli, kontrollü olmanın karşıtıdır...

TÜRKİYE ve TÜRKLER'e ALLAH ESARET yüzü göstermesin!..

Biz zaten daima HÜR olmuş, son saldırıda da zincirleri esir tüccarlarının
boynuna dolamış bir MİLLET'iz! Bunu da sağlam DEVLET anlayışımıza borçluyuz.

Böyle bir DEVLET'e karşı, bir mahkumun bile HÜRRİYET'ten söz etmesi,
terbiyesizliktir!..

Onun kaybettiği, (işlediği suçtan dolayı) SERBESTİYET'idir!..

HÜRRİYET'in ne olduğunu ancak Ermeniler'e esir düşen AZERİLER; Sırplar'ın
tahakkümü altında yaşamak zorunda olan BOŞNAKLAR, ARNAVUTLAR;
Bulgaristan'dan kaçan POMAKLAR bilir!..

Onlar SERBEST'çe dolaşsalar da, HÜR değillerdir.

Bu yüzden HÜR TEŞEBBÜS, HÜR SENDİKA, HÜR BASIN OLMAZ!..

SERBEST TEŞEBBÜS, SERBEST SENDİKA ve SERBEST BASIN OLUR!..

ESİR TEŞEBBÜS VAR MI Kİ, HÜR'Ü OLSUN?..

Önce TÜRKÇE'mizi düzeltelim...

Bu oyunu bir tek FREE MARKET kavramında yapamamışlardır...

HÜR PİYASA, HÜR PAZAR çok komik olacağı için SERBEST PİYASA ve SERBEST PAZAR
diye doğrusunu kullanırlar.

ÖZGÜRLÜK kelimesi ise her İKİ anlama da gelir, bu yüzden de kavram
karışıklığını çözmez.

Aslında yukarda sıralananlar için HAK kelimesini kullanmak en doğrusudur...

YAŞAMA HAKKI, ÇALIŞMA HAKKI gibi!..

Çünkü bu kelime daima VAZİFE ve MESULİYET ile birlikte kullanılır.

Yani YAŞAMA dahil her HAK, bir VAZİFE ve MESULİYET getirir.

Yağma yok!..

Bir İMTİHAN MAHALLİ olan dünyaya gelmiş herkes, TANRI'nın, TABİAT'ın,
DEVLET'in kendisine sağladığı bu HAKLAR MANZUMESİ karşılığında OTOMATİKMAN
bazı SORUMLULUKLAR üstlenmek zorundadır.

HAK arttıkça, SORUMLULUK ta artar!..

Mesela çölde doğmuş ve yaşamak durumunda olan bir insanın üstlendiği
sorumluluk ile, bağlık bahçelik yerde doğmuş olanın üstlendiği sorumluluk
farklıdır...

İkincisi en azından bulunduğu mekanı tahrip etmemekle yükümlüdür!..

İşte "özgürlükler"den bahsedenler, bu hakikati gözlerden gizlerler. Onlar
her zaman "Rabbena, hep bana!" anlayışı ile hareket ederler.

Yeni "özgürlükler" talep ederler!..

Peki, "karşılığında ne vereceksin?" desen, "Ne demek??? Hürriyet'in
karşılığı mı olurmuş?" diye diklenirler!..

Elbette olur!..

Her şeyin olduğu gibi onun da bir BEDEL'i vardır!..






-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap