"Ergenlik" dedi, "Ne zor bir süreç, hem genç için hem aile için." Çünkü başının böyle bir tatlı belası vardı ve bazen ne yapacağını şaşırıyordu. Ergenlikle ilgili yazılıp çizilenler dikkatini çekiyor, bunları eşine de gösteriyor ve onun da okumasını istiyordu. Ne var ki, okuduklarını uygulama konusunda hep sınıfta kalıyorlardı. "Haklısın" dedi, arkadaşı, "Haklısın, ama bunu her genç yaşıyor. Kimi kolay kimi ise zor geçiriyor. Yapılması gereken, kolay geçmesi için destek olmak." "Asıl kolay olan, söylemek; senin başında yok tabii. Başına gelsin de o zaman görüşürüz." dedi. Kahkahalar birbirini izledi.
Sonra düşündü, kendi gençliğini gözünün önüne getirmeye çalıştı. Zorluklar ve sıkıntılar içinde geçen o yıllarda, ergenlik dönemini nasıl geçirdiğini, başından neler geçtiğini hatırlamaya uğraştı. "Yok yok!.." dedi, kendi kendine. "Ben ergenlik dönemi yaşamadım ki!.." Çünkü, şimdi oğluyla yaşadığı sorunların benzerlerini hiç hatırlamıyordu. Ağız tadıyla ergenlik dönemini yaşamaya fırsatı olmamış, kendini hep okulla çalışma hayatı arasında bulmuştu. Doğrusu o günlerde "ergenlik", üzerine düşülen bir konu da değildi herhalde. Yaşadığı aile içi sorunlar onun, hayata erken atılmasına sebep olmuş ve ergenlik dönemini farkına bile varmadan, belki doğrusu farkına varılmadan atlatıvermişti. Daha ilkokul yıllarında evin geçimine katkı sağlamak, kendi harçlığını kazanmak için mobilya imalathanelerinin bulunduğu bölgede, sıcak yaz aylarında bardağı elli, üç bardağı yüz kuruşa su satmıştı. Bir köfteci büfesinin yanında, avını bekleyen bir aslan çevikliğinde, hangi binadan "Sucu!" sesinin geleceğine kulak kesilirdi. Akşama kadar defalarca suyu biten güğümünü tekrar tekrar doldurur getirir, bu arada buzunu da eksik etmezdi. Aile ortamında, yaptığı bu işten dolayı takdir edildiğini hiç hatırlamıyordu. Hoş, aile denebilecek dört başı mamur bir ortama da sahip değildi. Her şeyi, canından oğlunun canına can katan, kendini sanki ona adayan annesiydi. Çocukken belki de hiç oyuncağı olmamıştı. Üç tekerlekli bisikleti olmasını çok isterdi; ama o da olmamıştı. İçinde büyüdüğü ortamda, çocuk gönlündeki arzularını ileteceği bir imkân da bulamamıştı. Üniversite yıllarına kadar babası, onun hangi okullarda okuduğunu dahi bilmemişti. Hayata erken atılmak, demek ki böyle bir şeydi. Ortaokul yıllarında, mahallelerinde bulunan bir kahvehanede çalışmak zorunda bırakılmıştı. Daha sonra ağabeyinin devraldığı ve işlettiği bu kahvehanede geçen yılları (yaklaşık üç yıl) en üzüntülü ve sıkıntılı yılları olmuştu. On üç on dört yaşlarında sevgiye, güvene ve desteğe en çok ihtiyacı olduğu bir dönemde o, sevimsiz, kötü ve bazen pis kokulu bir ortamda çalışmak zorundaydı. Kahvehanenin önceki sahibi Tuncay, tombul, tembel ve ayyaş bir adamdı. İçer içer ve çayın demlendiği ocak kısmında bir sandalyenin üzerinde sızardı. Onun horlamasına, pis pis kokmasına saatlerce dayanmak zorunda kalırdı. Ortaokul ikinci sınıftaydı. Zorluklara rağmen başarılı bir öğrenciydi. Okula yeni bir öğretmen gelmişti. Ders onun dersiydi. Bir ara arkasındaki sıradan bir gülme sesi duyuldu. Yeni öğretmen, yerinden kalkarak onun yanıbaşına geldi ve ayağa kalkmasını istedi. Ayağa kalkmasıyla yüzüne inen tokatla tekrar yerine çökmesi bir olmuştu. Sınıftan "Öğretmenim, o gülmedi." sesleri arasında, öğretmenin gülen öğrenciyi kulağından tutarak tahtaya çıkartıp dayak atışını hâlâ unutmamıştı. Dersten sonra kendisini yanına çağıran yeni öğretmeniyle o gün başlayan dost ilişki hâlen devam etmekteydi. Kahvehanede çalıştığı günlerde, öğretmeni ziyaretine gelir; hâlini hatrını sorar, gönlünü alırdı. Onun da buna o kadar çok ihtiyacı olurdu ki. Bahar ve yaz aylarında, öğretmeninin öğrencilerle birlikte pikniğe gittiği zamanlarda o, bu gezilerin çoğuna katılamayıp gönülsüzce kahvehanede çalışmaya devam ederdi. Bu durumlarda mahzunlaşır, yalnız kalışına kahrederdi. Kötü bir ortamın içinde iyi olarak kalabilmesinde, öğretmeninin payı çok büyüktü. Tanıştığı gençleri yalnız bırakmayan ve onlara güzel değerler kazandırmak için gayret eden öğretmeni, kısa zamanda çevrede kendini sevdirmiş ve tanınmıştı. Daha sonra öğretmeni ve diğer arkadaşlarıyla birlikte çalışmalarını bir vakıf altında sürdürmeye devam etmişlerdi. Lise yıllarında bir tuz fabrikasında çalışmaya başlamıştı. Fabrika sahibi Mehmet Ağabey, Elazığlı kalender, hoş sohbet bir adamdı. Biraz medrese tahsilinin yanında, okuyup kendini yetiştirmiş ağzı lâf yapan ve Sezai Karakoç hayranı bir adamdı. Ortaokul yıllarındaki basmakalıp bilgilerden sonra ilk defa çok farklı ve derinlikli olarak Yunus Emre'yi, Mehmet Âkif'i Sezai Karakoç'tan okudu. O yıl boyunca Karakoç'un birçok eserini, Sütun'u, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü'nü okudu. Mehmet Ağabey, ona çok güveniyor, hesap işlerini ona yaptırıyordu. Bazı günler ve akşamlar, öğretmeni ve arkadaşlarıyla bir araya geliyor, kendilerini geliştirecek etkinlikler yapıyorlardı. O yıllar hayatının en hareketli, en bereketli yıllarıydı. Aynı duyguları daha sonra, üniversite öğrencisiyken de yaşamıştı. Millî Türk Talebe Birliğini lise yıllarında tanımış ve faaliyetlerine katılmıştı. Kendi muhitlerinde Birliğin şubesini kurmuşlar ve yönetiminde görev almıştı. Tekrar düşündü ve kendi kendine, "Haydi söyle bakalım, sen hangi aralıkta ergenliğini yaşadın, hangi sorunlarınla ailenin başını ağrıttın?" diye sordu. Sonra yaşadığı bugünkü gerçekleri gözünün önüne getirdi. Mukayese etmenin bir anlamı yok, dedi. Oğlu on beş yaşındaydı ve geçen sene sesinin değiştiğinin, kalınlaştığının sonradan sonraya farkına varmıştı. Boyu birden bire uzamış, bıyık bölgesi esmerleşmeye yüz tutmuştu. Yüzünde sivilcelerin çıkmaya başlaması, en belirgin habercisiydi artık yetişkinliğe doğru adım atmakta olduğunun. *www.isimsizsevda.com* <http://www.isimsizsevda.com/> Tıkla *ol aşkın şiir ve paylaşımın yeni adresi paylaşım kalitesine ve sayısına göre yönetimde yer alabilirsiniz* --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
