*Mustafa Mutlu 30 Eylül 2009* *Yazara ulaşmak için :* [email protected] ‘Muhalefete aldırma, sen sen ol benim sözümden şaşma!’
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, ABD yönetimine, “Muhaliflerin baskılarına aldırma... Irak’ta bir tek bile ABD askeri bırakma” diyebilir mi? Derse, ABD yönetimi bunu “iç işlerine karışmak” olarak yorumlayıp, Türkiye’ye tepki göstermez mi? *** Bulgaristan Dışişleri Bakanı, ABD yönetimine, “Muhaliflerin baskılarına aldırma... 40 ayrı ülkedeki toplam 865 ABD üssü için her yıl harcadığın 250 milyar doları sakın kısma” diyebilir mi? Derse, ABD yönetimi bunu “iç işlerine karışmak” olarak yorumlayıp, Bulgaristan’a haddini bildirmez mi? *** Şili Dışişleri Bakanı, ABD yönetimine, “Muhaliflerini umursama... Küba’daki Guantanamo Üssü’nün arazi değeri 2.2 milyar dolar. Bu üssü satıp paraya çevir, ekonomini rahatlat. Böylece Küba’yla da siyasi ilişkilerini düzelt” diyebilir mi? Derse, ABD yönetimi bunu “iç işlerine karışmak” olarak yorumlayıp, Şili’ye tokat gibi bir yanıt vermez mi? *** Pakistan Dışişleri Bakanı, ABD yönetimine, “Afganistan’da işler iyiye gitmiyor. Gel, Cumhuriyetçi Parti’nin ne diyeceğini düşünmeden 50 bin kişinin öldüğü bu savaşı bitir” diyebilir mi? Derse, ABD yönetimi bunu “içişlerine karışmak” olarak yorumlayıp, Pakistan’ı da hedef tahtasına koymaz mı? *** Fransa Dışişleri Bakanı, ABD yönetimine, “Libya ile geçmişte yaşanan sorunları tamamen unut... Kaddafi’yle iyi ilişkiler kur ve bu ülke tarafından öldürülen vatandaşlarının ailelerini ve muhalefeti yok say” diyebilir mi? Derse, ABD yönetimi bunu “iç işlerine karışmak” olarak yorumlayıp, Fransa’ya nota vermez mi? *** Herkes çok iyi biliyor ki; ABD, hiçbir ülkenin yukarıda saydığım konularda öneride bulunmasına izin vermez... Deneyeni de anasından doğduğuna pişman eder... Peki; durum bu kadar açıkken... O zaman nasıl oluyor da Ermenistan ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla görüşen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, *“Ülkelerinizdeki muhalefete aldırmadan bu anlaşmada son noktaya gelin”* diyebiliyor? Hangi cesaretle Türk Dışişleri Bakanı’na dönüp,* “CHP’yle MHP’ye aldırmayın” * cümlesini kurabiliyor? Bu kadın daha düne kadar “Demokrat Parti”nin “başkan aday adayı” değil miydi? İktidarda Demokratlar yok mu? Bu nasıl “demokratlık”tır ki, bizim “devlet büyükleri”nin deyimiyle “millet iradesinin parlamentoya yansıması” olan CHP’yi ve MHP’yi bir çırpıda yok sayabiliyor? *** Sözü uzatmaya gerek yok; ben konuşana değil, konuşturana bakarım. Söyleyeni değil, söyleteni suçlarım. Acaba bir gün bizim de talimatçı ABD dışişleri bakanlarına haddini bildirecek bir Dışişleri Bakanımız olacak mı? --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
