Mehveş Evin [email protected]
<http://www.aksam.com.tr/2009/10/22/yazdir_yazar/14832/mehves_evin/nefes__hala_agliyorum.html>
[image: kategori2] Nefes: Hala ağlıyorum
Nefes: Vatan Sağolsun filmine bilet alırken, neyle karşılaşacağımı çok da
bilmiyordum. Filmi izleyen bir arkadaşıma sordum, 'Anlatılmaz, izlenir'
demekle yetindi. Haklıymış...

Hayatımda ilk defa bir filmin 10'uncu dakikasında hüngür hüngür ağlamaya
başladım. Mendillerim bitti. Neyse ki sonra sakinleştim, hatta yer yer
gülümsedim... Fakat 2 saat 17 dakikalık film bitip de Beyoğlu'nun insan
denizine katıldığım anda tekrar başladı lanet gözyaşı seli.
Buna rağmen, klasik ağlak Türk filmi kategorisinde değil 'Nefes'.
Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız çünkü; 25 yıldır yaşanan savaşın,
'Güneydoğu' sorununun bir parçasının, olağanca sertliğiyle beyazperdeye
yansıması had safhada sarsıcı bir deneyim. O taş yığını, o dağların
tepesindeki küçük karakol, o çocukların gece yataklarından fırlayıp yere
basan çıplak ayakları, o avurtları çökmüş yüzler, o hasret dolu telefon
konuşmaları, o ölümle yaşam arasındaki espriler, bana göre en kanlı, en
gerçekçi çatışma sahnelerinden daha etkili.

Güneydoğu'yu ilk konu alan film değil Nefes. Yazı Tura mesela, bu anlamda
muhteşem bir filmdi. Nefes'i farklı kılan, siyasi söylem kurbanı olmadan,
sınırda aylarca nöbet tutan Türk askerinin ruh halini olağanüstü bir
doğruculukla anlatması. Yine de PKK baskını sahnesini, insani tiplemeleri
'kahraman Türk askeri' kimliğine yakıştıramayanlar da çıkacak, Atatürk ve
bayrak sembolü üzerinden yapılan göndermeleri 'milliyetçi' bulanlar da...

*Bir star doğuyor
*Reklam filmi yönetmeni Levent Semerci'nin ilk uzun metraj film denemesi,
büyük bir başarı, bizim 'Full Metal Jacket'imiz. Oscar'a aday adayı
gösterilen 'Güneşi Gördüm' filminin karikatürize tiplemeleri ve sahneleri,
'Nefes'in yanında çocuk oyuncağı gibi kalıyor. Ancak 'Nefes'in belki de tek
kusuru, yönetmenin bazı sahnelere kıyamamış olması; özellikle ikinci yarıda
şairanelikler, gereksiz uzunlukta.

Filmin kahramanı, yer yer anlatıcısı (Tanrım o ne ses!) karizmatik komutanı
canlandıran Mete Horozoğlu'nun müthiş oyunculuğu ise emin olun uzun yıllar
konuşulacak. Horozoğlu deneyimli bir tiyatrocu, çeşitli filmlerde de rol
almış ancak şimdistar olacak, bunu da yazın bir kenara. En güzeli de
karakoldaki 40 askeri oynayan çocukların Türkiye'nin farklı illerinde okuyan
konservatuar öğrencilerinden seçilmesi... Hepsi tek kelimeyle müthişler!
Yaralarımızı sarmak, birbirimizi anlamak, son 25 yılın muhasebesini yapmak,
hatta 'açılım'ı anlamlı kılmak için 'Nefes' gibi filmlere ihtiyacımız var.
İşte bu nedenle film ekibi, şehit çocuklarının sinema okumasını desteklemek
için gişe gelirlerini burs olarak verecekmiş.
Şimdi müsaadenizle, bir kez daha ağlamak istiyorum.
*Damardan sahneler*
'İÇTİMA: Filmin başındaki içtima sahnesinde komutan, 'Sen öldün' diye
başlıyor konuşmasına: 'Uyudun, öldün... Süslü bir karı televizyonda çıkıp
ölümünü anlatacak. 45 saniyeliğine kahramansın.'
'DOKTOR: Kod adı 'doktor' olan PKK'lı ile komutan, zaman zaman telsizden
konuşup birbirlerinin sinirini bozuyorlar:

- Komutan git buralardan... Bu dağlar benim... Yengeyi göremeyeceksin...
- Hadi ordan p.şt, bu ülke hepimizin. Hayvan gibi dağlarda dolaşıyorsun
yıllardır. Bekliyorum seni, gel.'
- SEVGİLİ: Komutan, telefonda terk edilen askerine sorar:
- Nereli sevgilin?
-  İstanbullu, komutanım.
- İstanbul ha... Büyükşehirlilere aşk küçük gelir. Aldatacak oğlum seni!

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap