2 yıl önceki operasyonun perde arkası
*Olmert, Erdoğan’ı aradı: Esad’a söyle onları vurduk*

*VATAN DIŞ HABERLER*
------------------------------


*İSRAİL’İN 2 YIL ÖNCEKİ SURİYE OPERASYONUNUN PERDE ARKASI*

2 yıl önce İsrail jetlerinin Suriye’ye bomba attığı ve dönerken de Hatay’a
boş bir füze tankı düşürdüğü operasyonun perde arkasını Alman dergisi Der
Spiegel ortaya çıkardı. İşte, Olmert, Erdoğan ve Esad arasındaki gizli
konuşmalardan İranlı casuslara ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlarına kadar
filmlere taş çıkaran ’Meyve Bahçesi’ operasyonu...

6 Eylül 2007 gecesi İsrail jetleri Suriye’nin Deir El Zor kentindeki El
Kibar tesislerini bombaladı. Bu olay, iki ülkeyi de bir anda savaşa
sürükleyebilir, Ortadoğu’yu bu kez işin içinden çıkılamaz bir kaosa
sokabilirdi. Ancak gizemli bir şekilde, iki taraf da bu olayın üzerini
kapamayı seçti. Alman haber dergisi Der Spiegel’in iki muhabiri Ericsh
Follath ve Holger Stark, 2 yıl sonra onlarca Amerikan ve İsrailli kaynaklara
ve ismini açıklamadıkları onlarca yetkiliyle görüşerek “Operasyon Meyve
Bahçesi” adı verilen bu olayın perde arkasını aydınlattı. Muhabirler,
İsrail’in saldırıyı gerçekleştirdikten sonra Başbakan Ehud Olmert’in ilk
olarak Başbakan Erdoğan’ı aradığını ve Suriye lideri Beşar Esad’a El Kibar
tesisini vurduklarını haber vermesini istediğini, Esad’ın da kabul etmesi
halinde, bu olayın üzerini kapatmayı tercih ettiklerini söylediğini yazdı.
İşte baştan sona okunduğunda Ortadoğu’daki son iki yılki gelişmelerin
anlaşılmasını sağlayan, casus filmlerine taş çıkaran dosyadan öne çıkanlar:

*İsrail ordusu: Böyle bir operasyon hiç olmadı *

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, 6 Eylül 2007’de gece yarısı 02:55’te
abonelerine İsrail’den gelen jetlerin, Akdeniz üzerinde Suriye hava sahasına
girdiğini, Suriye savaş uçaklarıyla karşılaşınca kaçtıklarını bu sırada çöle
birkaç cephane düşürdükleri haberini verdi. Olayda, can ya da mal kaybı
olmamıştı. Sabah 06:46’da da İsrail Ordu Radyosu, böyle bir olayın
yaşanmadığını ve Suriye’nin yalan söylediğini açıkladı. Sonraki aylarda,
olayın sıradan bir kaza olmadığı, İsrail’in bilerek ve planlayarak
Suriye’nin El Kibar tesisine saldırı düzenlediği anlaşıldı. Peki neden? El
Kibar’da neler oluyordu? İsrail, bu tesisin varlığını nasıl öğrenmişti. Ve
böyle bir operasyonun emrini kim vermişti?

*Suriye-Kuzey Kore telefonları uyduya takıldı*

MOSSAD KARAGAHI, TEL AVİV, 2004 BAHARI... İsrail askeri istihbaratından
gelen bilgilere göre, Suriye nükleer çalışmalar yapıyordu. 2004 baharında
Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), uyduları yardımıyla Suriye ile Kuzey
Kore arasında artan bir telefon trafiği belirledi. Başkent Pyong Yang ile
Suriye’de çölün ortasında küçük bir tesis olan El Kibar arasında çok sayıda
telefon görüşmesi yapılıyordu. NSA, bunu İsrail ordusunun radyo dinleme ve
keşif bölümü olan “Birim 8200’e bildirdi. Böylece istihbarat dünyasında
söylendiği gibi El Kibar için, “bayrak kaldırılmış” oldu.

*Her şeyi otel odasında unutulan laptop başlattı*

2006 sonlarına doğru, İsrailli ajanlar El Kibar’la ilgili İngiliz
meslektaşlarının da fikrini almak için Londra’ya gitti. Tam bu sırada da üst
düzey bir Suriyeli yetkili, Londra’nın lüks bölgelerinden Kensington’da bir
otele yerleşti. MOSSAD’ın takibinde olan adamın çok tedbirsiz olduğu ortaya
çıktı: Dışarı çıkarken, laptop’unu odada bırakıyordu. İsrailli ajanlar bu
fırsatı değerlendirdi ve bilgisayara bir ‘Truva atı’ yerleştirerek onlarca
fotoğraf ve belgeyi ele geçirdi. Fotoğraflarda El Kibar tesisinin yapım
aşamaları gözüküyordu. Uydular tarafından fark edilmemesi için “düz tavanlı”
inşa edilen binanın içinde, nükleer çalışmalar yapılıyordu.

*Ve büyük balık İstanbul’da yakalandı*

İSTANBUL’DA BİR EV, ŞUBAT 2007... İran Devrim Muhafızları Tugayı Komutanı
Ali Rıza Asgari’nin hayatı, ters düştüğü Ahmedinecad’ın iktidar olmasıyla
tehlikeye girdi. En yakın arkadaşı ve bir zamanlar İran’ın Lübnan’daki Basın
Ataşesi olan Emir İbrahimi’ye göre Asgari, bir kaçakçıyla birlikte katır
üzerinden Türkiye’ye kaçtı. İstanbul’da CIA’e teslim oldu. Kısa bir süre
sonra MOSSAD ve CIA Asgari’nin önemli bilgilere sahip olduğu keşfetti.
Asgari ABD’ye İran’ın Natanz’daki reaktör dışında, Suriye’de ikinci bir
reaktör inşa ettiğini, bunu da Kuzey Koreliler’le yaptığını anlattı.
İbrahimi’ye göre, ortadan kaybolması tüm dünyada olay yaratan ve İran’ın
‘Kaçmadı, MOSSAD tarafından öldürüldü’ dediği Asgari, şimdi Teksas’ta CIA
tarafından kendisine verilen yeni bir kimlikle yaşıyor.

*İsrail’den Suriye’ye ilk operasyon*

OLMERT’İN REZİDANSI, KUDÜS, AĞUSTOS 2007... İsrail Başbakanı Olmert’in 3
danışmanı, El Kibar’da Suriye ve Kuzey Kore’nin nükleer çalışma yaptığına ve
bu çalışmalarda İran’ın da parmağı olduğuna dair ellerinde güçlü kanıtlar
olduğunu açıkladı. Ayrıca Ahmedinecad’ın 2006’daki Suriye ziyaretinde Esad’a
çalışmalar için 1 milyar dolar vaat ettiğini de öne sürdüler. Bu kanıtlarla
desteklenen Olmert emri verdi. Ağustos 2007’de İsrail’den kalkan
helikoperler, El Kibar tesisin yakınına komandoları indirdi. Amaçları toprak
numunesi toplamaktı. Ancak devriyelere yakalanınca, operasyon yarıda
kesildi. İsrail’in elinde hala güçlü bir kanıt yoktu. Tel Aviv’deki
‘şahinler’ toprak numunelerinde yapılan incelemelerde, yeterli kanıt
olduğunu öne sürüyordu. Olmert de böylece El Kibar’ın direkt bir tehlike
olduğuna dair güçlü bir kanıt olmadan, saldırı emrini verdi. ‘Operasyon
Meyve Bahçesi’ başlamıştı.

*Olmert’ten Başbakan Erdoğan’a telefon*

RAMAT DAVID HAVA ÜSSÜ, 5 EYLÜL 2007.. Hayfa’daki Ramat David Hava Üssü’nden
11:00’da on F-5 savaş uçağı, “Akdeniz üzerinde tatbikat” için havalandı. Bu
uçaklardan üçü, bir süre sonra eve döndü. Kalanlar, Suriye sınırında alçak
uçuşa geçti. Önce bir radar istasyonunu etkisiz hale getirdiler. 18 dakika
sonra da Dar el Zor’a ulaştılar. El Kibar’ın koordinatları zaten
bilgisayarlarına kayıtlıydı. Bombalama saniye saniye filme alındı. Olmert,
yetkililerden “Hedef yok edildi” onayını alır almaz, Türkiye Başbakanı
Erdoğan’ı aradı. Olayı anlattı ve ona Esad’a İsrail’in bir başka nükleer
tesise izin vermeyeceğini, ancak yeni bir saldırı planlanmadıklarını
söylemesini istedi. Olmert, Erdoğan’a İsrail’in bu saldırı üzerinde artık
durmayacağını ve Şam ile barış görüşmeleriyle hala ilgilendiklerini söyledi.
Ve Esad bu saldırı hakkında sessiz kalırsa, kendisinin de aynı şeyi
yapacağını ekledi. Böylece çöldeki o olayla ilgili gizemli bir sessizlik
başlamış oldu. Fakat kapalı kapılar ardında, Suriye’den bir misilleme
bekleniyordu.

*Hizbullah liderine cipinde suikast*

KAFAR SUSSA MAHALLESİ, ŞAM ŞUBAT 2008... Hizbullah’ın ünlü lideri İsmail
Mugniye, Şam’daki İran Büyükelçiliği’nde bir toplantıya katılmak için 12
Şubat 2008’de Mitsubishi Pajero marka cipini parketti. İsrail, Mugniye’nin
El Kibar’a yapılan saldırıya misilleme için İsrail’in yurtdışındaki
elçiliklerine saldırı planı yaptığını öğrenmişti. Toplantıya katılanlar
arasında Hamas lideri Halit Meşal ve Suriye’nin nükleer çalışmalarından
sorumlu General Muhammet Süleyman vardı. Akşam 22:30’da Mugniye, son
portakal suyunu da içti. Arkadaşlarını öperek cipine doğru yürüdü. FBI
tarafından başına 5 milyon dolar ödül konulan adam, cipindeki patlama sonucu
hayatını kaybetti. Hizbullah intikam yemini verirken, İsrail olayı ne
üstlendi ne de ilgisi olduğunu inkar etti. İsrailli güvenlik uzmanı Uzi
Mahnaimi’ye göre, MOSSAD ajanları, cipin koltuklarının baş koyma bölümüne
bir devre yerleştirmişti. Mugniye’nin başı değince bomba patladı. Bir başka
uzman Ronen Bergman’a göre de, ajanlardan birinin patlamadan sonraki ilk
sözü ise şuydu: “Yeni Pajero’ya yazık oldu.”

*General Süleyman’a yattan gelen ölüm*

AKDENİZ KIYISI, TARTU KENTİ, 5 AY SONRA... Suriye’nin nükleer konularda
temsilcisi olan General Muhammet Süleyman, Mugniye’nin suikastından sonra
tehlikedeydi. Bu yüzden ülkesinin zenginlerinin tatil merkezi Tartous’taki
yazlığında dinlenirken de zırhlı araçla geziyor, korumaları onu denizde bile
yalnız bırakmıyordu. Deniz o gün sakindi. Yatlar her zamanki gibi usul usul
yol alıyordu. Bir yatın kıyıya 50 metre yaklaşması, iskeleden denize atlayan
Süleyman’ın korumalarını tedirgin etmedi. Hiç kimse silah sesini duymamıştı.
Ancak üç kurşun Generalin kafasını, göğsünü ve boynunu delip geçti. Süleyman
oracıkta ölmüştü. Yat, salına salına uluslararası sulara çıktı ve gözden
kayboldu. Şam’da çıkan dedikodularda, bu cinayetin Suriye içinde bir güç
savaşı olduğu, Süleyman’ın bu kadar güçlenmesini istemeyenler tarafından
öldürüldüğü hatta emri Esad’ın kendisinin verdiği bile iddia edildi. Ocak
ayında Spiegel’e konuşan Beşir Esad, vurulan tesisin nükleer bir tesis
olmadığını, eski bir askeri tesis olduğunu iddia etti. “Karşılık
verebilirdik. Savaşa girmek için bizi provoke ettiler. Ama tuzağa düşmedik”
dedi. Bölgede bulunan uranyum kalıntıları için de “İsrailliler bizi suçlu
duruma düşürmek için bırakmış olabilirler” dedi ve hiçbir şekilde nükleer
çalışmalarının bulunmadığını söyledi.

Der Spiegel’e göre Türkiye’de ortadan kaybolan ve CIA’e teslim olduğu iddia
edilen İran Devrim Muhafızları Tugayı Komutanı Ali Rıza Asgari ile 2008’de
Şam’da cipine yerleştirilen bir bombayla öldürülen Hizbullah’ın ünlü lideri
İsmail Mugniye de bu operasyonun bir parçası.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap