*BEKİR COŞKUN'DAN OLAY YARATACAK İTİRAF: AYDIN DOĞAN 'TASFİYE LİSTESİ
GELDİ' DEDİ
**06.11.2009 17:31:00*

*Bekir Coşkun, Hürriyet'ten ayrılma sürecinde gündeme gelen Aydın Doğan'a
"tasfiye listesi" verildiği iddiasını doğruladı. MediaCat'ten Selin
Akıncı'ya konuşan Coşkun bu konuda bakın ne dedi...*

 *Selin Akıncı/MediaCat*
*"Aydın Doğan 'tasfiye listesi geldi' dedi"*
O, Türkiye'nin en çok okunan yazarlarının başında geliyor. Hürriyet deyince
Bekir Coşkun gelir akla bu ülkede. Bu yüzden Habertürk transferinin ötesi,
berisi didiklendi de didiklendi. Çok mu para aldı, tasfiye listesinde adı mı
vardı, son yazısı mı yayınlanmadı, kovuldu mu? "Emin'le Cumhuriyet'e gittik
vaktinde, bizi almadılar" diyen Coşkun'la ayrılığı konuştuk.
Dikiş istediği kadar iyi olsun, kumaş sağlam değilse dikiş tutmazmış. Bekir
Coşkun'un hem kumaşı iyidir hem de dikişinden ödün vermez yıllardır.
Okuyucusunun kafasına cuk diye oturan giysiler diker o. Elinden çıkan dikişi
gören, şıp diye bilir terzisini; etikete gerek yoktur onun yazılarında.
Kavga etmez, tartışır. "Aman nolur somurtuk, sert bakışlı çıktıysam o
resmimi basma. Güleç bir adamım ben, öyle görünmek isterim" dedi. Çekilen
son reklam filminde kimi görüyorsanız o işte. Bekir Coşkun'u nasıl umduysam,
öyle buldum, mış gibi yapanlardan değilmiş. Acaba'sız, tereddüt etmeden
konuştu Coşkun. Göstere göstere konuştu! Röportaj boyunca gözleri dolu
doluydu; hüzünden ziyade, yaşamın kendisinden.
*Başka herhangi bir gazeteye gitmeyi düşünmediniz mi? *
Bunu ilk defa sana açıklıyorum: Cumhuriyet'ten bizi istemediler. Emin
Hürriyet'ten kovulduktan bir kaç ay sonra beraber Cumhuriyet'e gitmeye
kalktık. Bir masanın başında çok açık ve resmi bir görüşme yaptık.
*Kimler vardı bu görüşmede?*
İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Emin Çölaşan ve ben.
*Neden istemediler sizi?*
İlhan Abi bizimle bir saatlik bir konuşma yaptı. O konuşmadan çıkan özet
kibarca şuydu: "Çocuklar gelmeseniz daha iyi olur." Bunu kasteden bir şeyler
söyledi. Hatta arabaya bindiğimizde Emin anlamamıştı. "Anlamadın mı Emin?
Gelmeyin dedi bize" dedim.
*Peki problem neydi? Ücrette mi anlaşamadınız?*
"Sizden bir masa, bir sandalye, bir de yazımı yazacağım köşe istiyorum
sadece. Herhangi bir muhabire ne veriyorsanız, bana da o parayı verin yeter"
dedim ben. Cumhuriyet'i Hürriyet dağıtıyor ve oraya gitseydim sorun
çıkabilirdi anladığım kadarıyla.
*Nedir sizin Hürriyet'ten gitmenize sebep olan gerçek problem?*
Onu söyleyemem, yarın manşetlerde kıyamet kopar. İnsanın bazı sırları
taşıması gerek. Ama şunu demiştim: Ormanda yangın çıktığında kirpi de yanar,
çınar da, toprak da. Hürriyet'te yangın çıktığında Emin Çölaşan da yandı,
ben de yandım, "Aydın Doğan da yanar dikkat edin" dedim. Ormanı ateşe
verdiler çünkü. Bu siyasi iktidar, Türkiye'nin laik cumhuriyetini ateşe
verdi. Kimse bunun farkında değil. Bu alevin önünden kaçamayız hiç birimiz,
hepimiz tek tek yanıyoruz. Ben çıkarken Hürriyet'e hiç darılmadım. Tek bir
duygunun esiriydim oradayken, ki bu çok zor bir şeydir, "Acaba kalıp da
zarar mı veriyorum? Acaba ben gidersem bazı şeyler düzelir mi?" duygusu.
Diğer taraftan gelip diyorlardı ki: "Bu durumlar biraz senin yüzünden..." Bu
gidiş benim tüm kariyerim içindeki en büyük olaydır.
*Aydın Doğan'a tasfiye listesini sordunuz mu ayrılmadan önce?*
Sordum. "Böyle bir liste geldi mi?" dedim. Geldi, dedi.
*Sizin adınız da var mıymış listede?*
Adımı sormayı gereksiz gördüm.
*Kaç kişilik bir liste gelmiş?*
Bilmiyorum, sormadım.
*Ahmet Hakan bunun tersini yazmıştı...?*
Evet, başbakandan böyle bir liste gelmemiş diye yazdı. Ama ben sordum Aydın
Doğan'a ve bana "var" dedi. Başbakandan gelmemiştir belki ama gelmiş. Ben
Aydın Doğan'ın yerinde olsam, böyle bir güç olsa elimde,  iktidar yalakası
bütün yazarların işine bir gecede son veririm ve ertesi gün siyah
başlıklarla çıkarım. Türk toplumunu vicdanlı olmaya, görmeye çağırırım. Aynı
şey bütün gazeteler için geçerli. Bugün Aydın Doğan'ın başına gelenlere ses
çıkarmayan tüm gazetelerin başına gelecek bir gün aynı şey. Kimsenin
kurtuluşu yok bundan! Dinci gazetelere de sıra gelecek. Onlara isim
vermeyecekler mi? Verecekler.
*Eyüp Can'ın getirileceği konuşuluyor Ertuğrul Özkök'ün yerine. Nasıl bir
karar olur bu sizce?*
Hata ederler. Ertuğrul Özkök iyi bir gazetecidir ve bu kadar yıldır
Hürriyet'i yönetiyor. Ama patron açısından çok zorunluysa, Ertuğrul iktidara
ters geliyorsa eğer o başka. Gerçi o da iktidara ters gelmemek için Umreye
falan gitti ama... Faydası olduysa iyi. Aman canım olmadıysa da bir de Hacca
gider, olur biter! Zaten eğer gönderirlerse Ertuğrul'u, o zaman benim ne
kadar haklı olduğum ortaya çıkar.
*Asker nasıl görünüyor gözünüze şu anki tabloda?*
Askerin canını okudular, ben size söyleyeyim. Asker, hiçbir zaman bu şekilde
bir duvara çarpmamıştır. Asker, şu anda yumruk yiyen boksör durumunda.
Güçten düştü. Her yeni gün özel hayatlarıyla ilgili şeyler yayınlanırsa
hangi kurum çökmez söyler misin bana? Darbe konusunu önlemek isterken,
askerin tüm kademelerine o korkaklığı, ruhsuzluğu, bıkkınlığı
yerleştirdiler. Ve bu kötü, sağlıksız bir şey. Lazım olduğunda ne yapmayı
düşünüyorlar acaba? Tek tek insanların özel hayatına giriyorlar,
karılarının, kızlarının, oğullarının ne yaptığına bakıyorlar. Yatak
odalarının içine kadar sızıp gözetleyebiliyorlar. Orgeneraller, yüksek
düzeyde bürokratlar tuvalete giderken bile huzurlu değiller. Biliyorum,
anlatıyorlar bana çünkü. Herkes korku ve panik içinde. Bunun tek adı vardır:
Faşizm.

<http://windows.microsoft.com/shop>

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap