*SEVMEK İÇİN TANIMAK VE  ANLAMAK GEREK*


*Toplumun eğitim ve sosyal durumundaki bozukluğa bağlı olarak demokratik
yapımızda yaşanan temsil zafiyeti, bölücü ve dinci kesimin tarihte
görmedikleri bir azıtma ortamını da beraberinde getirdi.*

*Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmak için AB ve ABD desteğinde bulunmaz bir
fırsat ele geçirdiklerine inanan bu güruh; hiçbir zaman sevemedikleri ve
karanlık emellerine ulaşmada en büyük engel olarak gördükleri iki hedeften
TSKyı yıpratarak etkisiz hale getirmek, Atatürkü de kötüleyerek unutturmak
hayali içinde akılsızca ve ahlaksızca eylemler sergilemekten çekinmez
oldular.*

*Yabancı ülkelerin ders kitaplarında öğrencilere tanıtılan, hayranlıkla
anlatılan Yüce Önderimiz, büyük emeklerle kurup emanet ettiği Cumhuriyetin
ekmeğini yiyen, makam koltuklarını işgal eden gafiller tarafından ders
kitaplarından çıkarılmak ve yavaş yavaş tarihten silinmek isteniyor. Olacak
şey mi?*

*Oysa bu zavallılar ve onların yoldaşı bölücüler ve 2nci Cumhuriyetçiler, o
Yüce Önderin her şeyden önce insan tarafını tanımak ve Onu anlamak için
birazcık okumak, öğrenmek gayreti içinde olsalar, şartlanmış beyinlerinde,
hınç dolu ruhlarında yeni bir pencerenin açıldığını hissedecekler, yavaş
yavaş ta olsa akıl, bilgi ve duyguyla harmanlanmış bir dehanın çağdaş
aydınlığına doğru yol alarak Onu sevmeyi öğreneceklerdir.*

*İşte;*

*Her gün geçtiği yolunun üzerindeki iğde ağacının kesildiğini görünce
ağlayan,*

*Çok sevdiği köpeği Foks öldüğünde matemini tutan,*

*Yalovada köşke zarar veren ağacın dalı kesilmesin diye köşkü kızaklarla
kaydırtan,*

*Savaş sonrası Çankayada ücretle çalıştırılan ve ayrılışlarında çantalarında
Gazi markalı sigara çıktığı için görevli personel tarafından dövüldüklerini
gördüğü Yunan esirlerinden  özür dileyerek sigara ve para ile onları
uğurlayan,*

*İçki içmeyen ve beş vakit namaz kılan Mareşal Fevzi Çakmak yemekte olacağı
zaman masaya içki koydurmayıp limonata ile yetinen,    *

*Ramazanlarda Hafız Yaşar Okuyana, gündüzleri Hacı Bayram Veli ve
Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhu için hatim okutan, akşamları da
huzurunda okuttuğu sureleri derin bir hazla dinleyen,*

*Ankaralı lar tarafından kendisine hediye edilmek istenen Çankayadaki evin
tapu tescilini, 1.İnönü savaşını kazanan orduya bağışlanmak üzere M.S.Bye
yaptıran*

*Yurt gezilerinde, Kara Fatma, Satı Kadın gibi Kurtuluş Savaşının kahraman
Türk kadınlarını buldurup ellerini öpen,*

*vefalı, şefkatli, merhametli, inançlı, saygılı, dürüst, yüreği sevgi dolu
bir insan olan Atatürk.*

*Her şeyimizi borçlu olduğumuz böyle bir Önder nasıl sevilmez ?*

*Onun; parasal yardım yaparken dahi, ne kadar zarif bir tutum sergilediğini
Yaveri Muzaffer Kılıçın aşağıdaki anısı ne güzel anlatıyor.(1)*

**

*Bir gün Atatürkle beraber Abidinpaşadan gelip Samanpazarı yoluyla Ulusa
geçiyorduk.*

*O zamanlar Samanpazarında bulunan üç beş dükkan dan birisi Ali Efendi
isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı
asılmış duruyordu. Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde, hele
Ankarada böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu halı
Atatürkün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.*

*Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı Atayı görünce, Buyurun Paşam diyerek
heyecanla bir Emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı  çok güzel
bulduklarını ifade ettiler. Kitapçı;*

*-Paşam, bu halı bir müşterimin.Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için
bana bıraktılar.
Benimle bir ilgisi yok dedi.*

*Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı sahibinin
nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle;*

*-Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler, müsaade
ederseniz ismini söylemeyeyim **dedi.*

*Bu sefer Atatürk daha çok merak edip;*

*-Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek
isteriz **dediler.*

*Kitapçı;*

*-Paşam 40 lira istemişlerdi*

*deyip yine halı sahibinin ismini vermedi. Atatürk halı sahibini iyice merak
edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;*

*-Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam **dedi.*

*Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak
Mecliste görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel
konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen, Akıllı, sevimli, hoş sohbet, özü sözü
doğru bir kişiydi.*

*Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40 lira
bırakmamı emretti.*

*Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya
koyuldu.*

*Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendinin kişiliğinden övgüyle bahsederek;*

*-Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama,
kapısını kimseye kapamıyor*

*diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;*

*-Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendinin evine
yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek
için geleceğimizi söyleyiniz.*

*Dediler. Kitapçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken, arabaya binip
uzaklaştık.*

*Aynı akşam Abdülhalim Efendinin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapısında
karşıladı.*

*Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı
evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.*

*Abdülhalim Efendi;*

*-Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi. Müsaade ederseniz,
arabanıza koyduralım. **Dedi. *

*Atatürk de;*

*-Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve
içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz.*

*Diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.*

*Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi
kapıya kadar uğurlayarak;*

*-Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı….. *

*derken  Atatürk sözünü keserek mütebessim,*

*-Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu
burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz.*

*Diyerek veda edip ayrıldılar.*

*Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendiye, kitapçıya bile belli etmemeye
çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı almamışlardı.    *

*Bu ibret verici anı; O büyük asker, devlet adamı ve  liderin, en az bu
nitelikleri kadar*

*Büyük olan insanlığını anlatmasının yanı sıra Onun, gerçek dindar ve
üstelik bir tarikat mensubu olan Çelebiye saygısını göstermek bakımından da
ayrı bir önem taşıyor. *

*Ayrıca; Herkese açık sofrasını sürdürebilmek için halısını satan bir
tarikat ehlinin, dini siyasete  alet ederek para, mevki ve güce ulaşan, yurt
içinde ve dışında saf  ve eğitimsiz vatandaşları sömürerek trilyonluk mal
varlıklarının sahibi olup sefa süren günümüz din ve tarikat bezirganlarından
farklılığını da ortaya koyuyor.*

*Tabi anlayana ve anlamaktan yana nasibi olanlara !*

**
 **
****
***(1)Atatürkten Hiç Yayınlanmamış Anılar*
*-Prof.Yurdakul Yurdakul*

  __._,

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap