Zülfü Livaneli yorumu.

Buyurun,
Mp3   14 mb

http://rapidshare.com/files/109223788/Seyh_Bedrettin_Destani_Zulfu_Livaneli.rar

===========================================
B İ L G İ L E N M  E K   H E R K E S İ N   H A K K I D I R
===========================================

>> ŞEYH BEDREDDİN

>> Akdeniz yakası aydın elleri
>> Kuşlar gider bizim dede sultana
>> Cemalin görünce yürüdü dağlar
>> Taşlar gider bizim dede sultana
>>
>> Duyduk ki Mustafa huruç eylemiş
>> Aydın elinde Karaburun da.
>> Bedreddin'in kelamını söylemiş
>> köylünün huzurunda.
>>
>> Duyduk ki
>>
>> Bu işler duyulur da durmak olur mu?
>> Bir sabah erken,
>> Haymana ovasında bir garip kuş öterken,
>> Sıska bir söğüt altında zeytin danesi yedik.
>>
>> Varalım,
>> dedik.
>> Görelim,
>> dedik.
>> Yapışıp
>> sabanın sapına
>> şol kardeş toprağını biz de bir yol
>> sürelim dedik.
>>
>> Düştük dağlara dağlara,
>> aştık dağları dağları...
>>
>> Bedreddin yiğitleri ufka baktılar.
>> Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu
>> fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla.
>> Oysaki onlar bu toprağı,
>> bu kayalardan bakanlar, onu,
>> üzümü, inciri, narı
>> tüyleri baldan sarı,
>> sütleri baldan koyu davarları,
>> ince belli, aslan yeleli atlarıyla,
>> duvarsız ve sınırsız,
>> bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.
>>
>> Katardan ayrılan turna sürüler
>> Her andıkça sinelerim sızılar
>> İrili ufaklı emlik kuzular
>> Koçlar gider bizim dede sultana
>>
>> Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun karşısına
>> çıktılar.
>> Dikişsiz ak libaslı
>> baş açık
>> yalınayak ve yalın kılıçtılar.
>> Mübalağa cenk olundu.
>>
>> Aydının Türk köylüleri,
>> Sakızlı Rum gemiciler,
>> Yahudi esnafları,
>> On bin mülhid yoldaşı Börklüce Mustafa'nın
>> düşman ormanına on bin balta gibi daldı.
>>
>> Hep bir ağızdan türkü söyleyip
>> hep beraber sulardan çekmek ağı,
>> demiri oya gibi işleyip hep beraber,
>> hep beraber sürebilmek toprağı,
>> ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
>> yarin yanağından gayrı her şeyde
>> her yerde
>> hep beraber!
>> diyebilmek için...
>>
>> On binler verdi sekiz binini...
>> Yenildiler.
>> Yenenler, yenilenlerin
>> dikişsiz, ak gömleğinde sildiler
>> kılıçlarının kanını.
>> Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi
>> hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak
>> Edirne sarayında damızlanmış atların
>> eşildi nallarıyla.
>>
>> Ve teker teker,
>> bir an içinde,
>> omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri,
>> yüzleri kan içinde
>> geçer çıplak ayaklarıyla yüreğime basarak
>> geçer Aydın ellerinden Karaburun mağlupları...
>>
>> Baba Musa'mızdan almış cehtini
>> Gördün mü Kaygusuz zulmün vaktini
>> Padişahlar tacı ile tahtını
>> Yoklar gider bizim dede sultan'a
>>
>> Satırı çaldı cellat
>> Çıplak boyunlar yarıldı nar gibi,
>> Yeşil bir daldan düşen elmalar gibi birbiri ardınca düştü başlar.
>> Ve her bas düşerken yere
>> çarmıhından Mustafa
>> baktı son defa.
>> Ve her yere düsen başın kılı depremedi:
>> İriş
>> Dede Sultanim iriş!!
>> dedi bir,
>> başka bir söz demedi.
>>
>> Aydın'da, Ortaklar, Karaburun'da,
>> Kılıç ceran oldu, oynuyor kında,
>> Bir elim harmanda, bir elim kanda,
>> İriş Dede Sultan, gazaya iriş,
>>
>> Bir elim harmanda, bir elim kanda
>> İmdi can günüdür, gazaya giriş...
>>
>> Bedreddin gülümsedi.
>> Aydınlandı içi gözlerinin,
>> dedi:
>> - Mademki bu kerre mağlubuz
>> netsek, neylesek zaid.
>> Gayrı uzatman sözü.
>> Mademki fetva bize aid
>> verin ki basak bağrına mührümüzü..
>>
>> Velim aydur dört kitaptan evveli
>> Şeyh oğlu Bedrettin Bektaş-i veli
>> Ortaklar adına didemin seli
>> Çağlar gider bizim Dede Sultan'a
>>
>> Yağmur çiseliyor,
>> Serezin esnaf çarşısında,
>> bir bakırcı dükkânının karşısında
>> Bedreddinim bir ağaca asılı.
>>
>> Yağmur çiseliyor.
>> Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
>> Ve yağmurda ıslanan
>> yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
>> çırılçıplak etidir.
>>
>> Yağmur çiseliyor.
>> Serez çarşısı dilsiz,
>> Serez çarşısı kör.
>> Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
>> Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
>>
>> Yağmur çiseliyor.
>>
>> Hep bir ağızdan türkü söyleyip
>> hep beraber sulardan çekmek ağı,
>> demiri oya gibi işleyip hep beraber,
>> hep beraber sürebilmek toprağı,
>> ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
>> yarin yanağından gayrı her şeyde
>> her yerde
>> hep beraber!
>> diyebilmek için...


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
B İ L G İ L E N M  E K   H E R K E S İ N   H A K K I D I R
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

--

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.


Cevap