> ÇOK YÜREKLİ VE KUTLANACAK BİR YAZI, AĞZINA SAĞLIK ; MUTLAKA KENDİSİNE
> ULAŞMIŞTIR. MERAK ETTİĞİM BU YAZIYI YAZAN KİŞİNİN(F. SİBEL YÜKSEK) NE ZAMAN
> ERGENEKON KAPSAMINA GİRECEĞİ VEYA BAŞKA BİR MUAMELEYE UĞRAYACAĞI.... ŞİMDİDEN
> GEÇMİŞ OLSUN...
>
> Seni Bu Yamyam Kibrin Bitirecek
>
> Billboardlardaki resimlerine baktım; güya "kudretli" görünesin diye en çılgın
> bakışlı fotoğraflarını seçmişler. Kontrolsüz bir adrenalin ile geldiği yeri
> hazmedemeyişi harmanlayan deli bakışları.
>
> Ne yapsan olmuyor.
> Kültürsüzlüğün, görgüsüzlüğün, basitliğin, açlığın her şeyin önüne geçiyor.
> Sadece çalma, çırpmaya, vebal almaya işleyen kıt aklın bile durup durup sana
> "Saygı görmüyorsun, sende bir şeyler eksik" diye fısıldıyor. Bu fısıltıyı
> duydukça iyice kontrolden çıkıyorsun. "Bana saygı duyun, önümde eğilin.
> Eteklerimi öpün" diye tepiniyorsun ama olmuyor.
> Olmuyor işte.
>
> En yakınındakiler bile senin iflah olmaz kifayetsizliğ ine, insanlıktan
> çıkmış öfkene, Allah'a şirk koşma noktasına gelmiş kibrine dayanamıyorlar.
>
> En uyanıklar ile kullanım tarihinin tamamen sona gelmesini bekleyenler kaldı
> sadece çevrende. Bir de bir delinin gölgesi ardında kirli oyunlarını
> yürütenler.
>
> Boşsun, bomboşsun.
> Bir genelev fedaisi kadar ruhsuz ve hoyratsın.
> Kabadayılığın da hikâye, dobralığında yalan, "delikanlılığın" da naylon.
> Hak, hakkaniyet, adalet, merhamet gibi kavramlar kapından bile geçmemiş.
> Alım-satım ustalığından, ticari uyanıklıktan dem vurarak örtmeye çalışıyorsun
> bu büyük eksikliğin üzerini.
>
> Sahi kimsin sen?
>
> Hep aynı yerden servis edilen üç adet gençlik, çocukluk ve askerlik
> fotoğrafından başka neden görüntün yok senin?
> Hangi okulları bitirdin, kimlerle aynı sıralarda oturdun? İlkokul öğretmenin
> kim?
> Neden bir kişi bile çıkıp seninle ilgili bir tek anısını anlatmıyor? Seda
> Sayan'ın bile mahalle yıllarından bir fotoğraf çıkıp geliyor da, senin
> geçmişin neden bu kadar sis perdelerinin ardında gizli?
> "Olmayan" biri misin yoksa sen; laboratuarda mı imal edildin? Hangi
> merkezlerde programlandı hastalıklı beynin?
>
> Bütün değerlerden neden bu kadar yoksunsun; en kutsal kavramların içini
> boşaltmada nasıl bu kadar maharetlisin? Hurafe, iftira, şirret ve cehaletten
> beslenen dilin; hırstan ve doymamışlıktan ibaret kişiliğin, bir ağaç
> kovuğundan başka hiçbir şey olmayan fani bedeninle tarihin onurlu
> sayfalarında yer almaya soyunma cesaretini nereden buldun.
>
> Duyduk ki şimdi de "padişahçılık" oynuyormuşsun. Şah oldun, sıra şahbaz
> olmaya geldi. Her mevki ve makamı tattın, geriye "padişahlık" kaldı öyle mi?
> Senin montaj ürünü kimlik ve bedeninden kuşkusuz bir Fatih, bir Yavuz, bir
> Kanuni olmaz ama Deli İbrahim-Vahdettin karışımı bir kukla, pekâlâ
> olabilir. Seni bütün bu defolarınla sahnede tutanların işine fazlasıyla yarar
> böyle acınası bir bez bebek.
>
> Esiyorsun, gürlüyorsun, tepiniyorsun.
> Pazarcı gibi tiz çığlıklar atıyorsun.
> Deli bakışlarını devire devire, boyun damarlarını şişire şişire
> höykürüyorsun.
>
> İyi de sen ne istiyorsun?
>
> Karun oldun. Çocukların ülkedeki simit tablalarından bile haraç alıyor,
> gudubet karın ipek kumaşlara, paha biçilmez mücevherlere büründü.
> Şakşakçıların ceylan derisi koltuklarda basen büyütüyor. Bu kadarı da olmaz
> ki diyen kim varsa işinden aşından ettin, zindanlara attın, ailelerini açlığa
> mahkûm ettin. Gencecik üniversite mezunları işsizlikten intihar ediyor.
> Doktorlar, öğretmenler, polisler, subaylar açlık sınırında yaşıyor; emekliler
> pazarlardan sebze artığı topluyor. Şehit katilleri Meclis'te suratımıza
> çemkiriyor. Sen hâlâ üstündeki pahalı elbiselerin, özel yapım som altın kol
> saatin, ipek kravatınla karşımıza geçip kusuyorsun da kusuyorsun.
>
> Kime bu kinin?
> Nereye doğru gittiğini bir gün olsun düşündün mü? Olmayan vicdanınla bir gün
> olsun kendine "Acaba biraz ileri mi gidiyorum" diye sordun mu?
> İtikadın da yalan biliyoruz.
> Ama bir gün olsun "Ya hesap günü varsa" diye endişelendiğin oldu mu?
>
> Evet var.
> Hesap günü var.
> Ve sanki bu saldırganlığın, bu doymazlığın, tamah etmez azmışlığın, O hesap
> gününü biraz daha yaklaştırıyor. Artık Allah'ın gözüne batıyorsun birader!
> Fazla parazit yapıyorsun, ortalığı hacminden fazla kirletiyorsun. Elde
> ettiklerinle şükür etmeyi, biraz da başkalarını düşünmeyi başaramadın. Böyle
> bir kapasiten yok çünkü.
>
> Dünyaya yemeye, içmeye, dışkılamaya, kin ve nefret aşılamaya gelmişlerdensin.
> Üste bir de kibir yapıyorsun, işte bu hiç çekilmiyor...
>
> Senin sonunu da bu yamyam kibrin getirecek...
>
> FATMA SİBEL YÜKSEK - KENT GAZETESİ
_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.
http://windows.microsoft.com/shop
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.