From: [email protected]
Subject: FW: İlt: FIKRA BAHCESINDE GEZININ
Date: Fri, 27 Mar 2009 18:59:53 +0000




 









Temel dava açmış ve ilk duruşmada hakim sormuş:
- Nedir şikayetin?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya, benle Fadimeyi ağızlarına
dolamışlar, bizi rezil ediyorlar. Hepsinden davacıyım. Kim fıkra diye 
bizi anlatıyorsa onlardan da tazminat talebim olacak.
- Senin adın Temel mi?
- Evet, Temel.
- İyi de, binlerce Temel var. O fıkralar neden senin için anlatılmış olsun.
- Hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar. 
Hakim, Temel'i iyice süzdükten sonra "Bak ama" der:
- O Temel fıkralarının çoğu belden aşağı. Oysa sana bakıyorum çelimsiz
ve yaşını almış bir Temelsin. O fıkralar senden çok daha genç, güçlü 
kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor. Seninle hiç ilgisi yok;
bu dava düşer.
- Hakim bey, madem siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok. Demek
tevatürmüş, ben değilmişim.
- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar. Sana sıra gelene kadaaar. 
- İyi hoş da Hakim bey, bu dava için köyden kalktım buralara kadar
geldim, boş dönmeyeyim. Hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana
bir fıkra anlatayım hakim bey.
- Anlat bakalım.
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel, hakimlerin karılarına çok düşkünmüş. 
- Hop, hop, hop... Dur, dur be, ne diyorsun sen..
- N'oldu hakim bey?
- Daha ne olacak? Benim Hakim olduğumu bile bile "Temel hakim
karılarına meraklıymış" diyorsun. Ağzından çıkanı kulağın işitmiyor 
galiba!
Temel "Rica ederim Hakim bey" der:
- Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var. Asliyecisi var,
sulhçusu, ağır cezası var. Seninkine sıra gelene kadar; daha çoook
var. 
 
 
 
 
YUZYILIN FIKRASI (ADAY) 
  Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar.  
Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, 

  silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: 
  'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur kibiz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay 
icmeyiz'
 Ingiliz de bunun uzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis
  ve ates ederek bardagi parcalamis:
 'Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir 
ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' 
 Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini 
cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus...
 'Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni 
adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...
 
 
 
İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı ,
Birinci ihtiyar :
-'Su güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum ' dedi.
Diğer ihtiyar;
- Neden...??? Diye sorunca ekledi ;
'Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza
sıçıyorlar...'  şerefsizler.....!
 
 
 
Çok matrak bir adam günün birinde bir bara girer. Barda
> çok çekici bir
> kadının oturduğunu gördüğü gibi kadının yanına
> gider ve oturur. Meraklı bir
> şekilde sürekli olarak kol saatine bakmaya başlar.
> Yanında oturan kadın bir
> süre sonra dayanamaz ve :
> - "Randevunuza gelecek arkadaşınız geç mi
> kaldı?..." diye sorar. Adam :
> - "Hayır. Sadece günümüzün en modern ürünü
> olan bu saati yeni satın aldım.
> Test ediyorum... "
> - "En modern saat mi? Ne farkı var bu saatin?.."
>
> - "Benimle beyin dalgalarını kullanarak iletişim
> kurabiliyor. "
> - "Simdi ne diyor?.."
> - "Sizin iç çamaşırı giymediğinizi söylüyor.
> "
> - Kadın kıkırdayarak;
> - "Öyleyse saat arızalı olmalı. Çünkü benim iç
> çamaşırım var... "
> Adam mütebessim :
> -"Evet sanirim haklisiniz, bu cihaz yine bir saat
> ileriyi gösteriyor..."
 
 
 
 
Kadıneve gelen kocasina dedi ki:
-Son yillardaki basagrilarim gecti artik biliyormusun??
-Yaa, ne oldu ki????
-Angie beni bir hipnotizma uzmanina goturdu. O da bana, ayna karsisina
gecip kendi kendime "Benim basim agrimiyor.... benim basim agrimiyor.."
dememi soyledi.. Ise yaradi inanirmisin?? Artik basim agrimiyor....
-E bu harika!!
-Aslinda... Kusura bakma ama....sen de son zamanlarda yataktaki
performansin konusunda onunla gorussen ... belki ise yarayacak bir seyler
soyler!!!
Adamin keyfi kacar ama, karisindaki sonuc orada!!!  Randevusunun akabinde
adam eve gelir, hemen soyunur, karisini yataga tasiyip :
_"Sakin kipirdama, geliyorum" dedikten sonra banyoya girer. Birkac
dakikada cikip yataga gelir ve karisinin uzun zamandir ozlemini cektigi
sekilde sevisirler.
-Karisi der ki:   "Woooww bu ne boyle??"
Adam : "Sakin kipirdama, geliyorum" dedikten sonra tekrar banyoya girer,
cikar ve .. bu sefer ilkinden de iyi bir ask yasarlar.
-Karisi goklerde dolasmaktadir: Vay canina!! ...Askim, sen harikalar
yaratiyorsun!!!
Adam : "Sakin kipirdama, geliyorum" dedikten sonra tekrar banyoya girer..
ama bu sefer kadin huylanmistir.. arkasindan takip edip, gozunu banyo
kapisinin deligine dayayinca ne gorsun??? Kocasi aynanin karsisina
dikilmis soyle tekrarlamaktadir:
-Bu benim karim degil.... bu benim karim degil.....
 
 
 
her gün yamaçtan tarlalarına ekine giden bi gelin-kaynana varmış.. iki adam
> gelinle kaynanayı gözlerine kestirmişler..bunları alıp kaldıralım, diye
> düşünmeye başlamışlar..
> bi gün, gelinle kaynana
> tarlaya giderken ortalığı yıkan bi ağlama duymuşlar..dinlemişler ki,
> kulübeden geliyor..çıkalım bi bakalım, demişler..gidip kapıyı çalmışlar|
> adamlardan biri açmış..
>
> kaynana:
>   hayırdır  demiş   ne oldu ? 
> adam demiş ki:
> cenazemiz var|buyrun içeri
> gelin kaynana içeri girmişler|giriş o giriş|!!!! adamlar her ikisini de bir 
> güzel düzerek işlerini
> halletmişler.. neyse..gelin kaynana evden telaşla çıkmışlar..
>
> gelin sormuş:
> Ana be, naapcaz şimdi ? elaleme ne diyecez !
> kaynana cevap vermiş:
> E valla gelin seni bilmem ama ben yedisine de gelicem kırkına da sevaptır.
 
 
 
 
 
İHTİYAR BALIKÇI 
Göl kıyısında biri ihtiyar diğeri genç iki kişi balık tutmaktadırlar. 
İhtiyar atar çeker, gençte tık yok. 
Genç sorar :
"Ne yem kullanıyorsun amca" diye. 
İhtiyar :
"Solucan" diye cevap verir. 
Genç solucan takar ve o da tutmaya başlar. 
Ertesi gün yine aynı yerde buluşurlar. İhtiyar yine balık tutar.  
Fakat gençte yine tık yok. Genç yine ihtiyara sorar. 
İhtiyar :
"Bugün ekmek kullanıyorum! " der. 
Genç ekmek takar o da tutmaya başlar. Ayrılırlarken genç olan sorar.: 
"Bir gün ekmek bir gün solucan nasıl karar veriyorsun!"  diye... 
İhtiyar anlatır;
"Sabah kalktığımda donumu indiriyorum, aleti tam ortada tutup bırakıyorum. 
Sola düşerse ekmek, sağa düşerse solucan!"  der. 
Gençte aynı şeyi yapmaya karar verir. Ertesi gün genç heyecanlı bir şekilde 
ihtiyarın yanına gelir. 
" Yahu bende senin yaptiğın şeyi yaptım ama ne sağa ne de so la düştü, ortada 
kaldı.  Bu ne anlama geliyor!"  der.  
İhtiyar sinirlenir :
"Ulan seninki sağa sola düşmüyorsa balık tutmakla ne diye zaman geciriyon !" 
:)    :)    :)     :) 
 
 
 
 
> Adam bir dükkâna girer ve bir kova, 10 kg.lık bir boya, bir kaz ile
> iki tavuk alır. Satıcı aldığı malzemeleri dükkanın dışına kadar
> taşımasına yardım eder. Adam tüm bu yükleri eve kadar nasıl
> taşıyacağını düşünürken yanına orta yaşlı şuh bir kadın yanaşır ve bir adres
> sorar. Adam cevaplar;
> - Orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakın ama bu
> yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum.
> - Çok kolay, der kadın. Boyayı kovanın içine koy ve bir elinle
> tut iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut
> der. Adam kadının dediği gibi yapar. Eve doğru yürürlerken adam;
> - şurası biraz kestirme ordan daha çabuk varırız.
> - Olmaz, der şuh kadın. Ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi
> kaldırıp bana tecavüz edersen?
> - Yapmayın hanımefendi, bu kadar yüküm var. Allah aşkına bunları bırakıp bu
> dediklerini nasıl yaparım saçmalamayın lütfen.
> Kadın;
> - Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır boyayı da kovanın üstüne
> koyarsın. ..
> 
> Adam sorar :
> 
> - Tavuklar ne olacak ?
> 
> -Tavukları ben tutarım.
 
 
 
 
Adam geç yaşında yeniden evlenmeye karar vermis ama yasi seksenin
üstünde. Kiz da 22.
Çocuklari, torunlari evlenmesin diye ikna etmeye calismislar;
"Babacim bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz." diye. Ama adami ikna ne
mumkun. Kimseyi dinlememis. Evlenmisler.
Gerdek gecesi olmus, sabah olmus, derken saat ogleni bulmus, yeni
evlilerden hala ses seda yok...
Aradan birkaç saat geçtikten sonra kapi acilmis ve kiz bitkin bir
vaziyette disariya çikmis.
Yasli adamin oglu endise ile sormus
- Neler oldu? Babam iyi mi?
Kiz, "Evet cok iyi" demis. "Ben yoruldum da, biraz mola verdik..."
- Allah Allah! 85 yasinda bir adam, nasil oluyor da bu kadar aktif olabiliyor?
Kiz : "Yok canim " demis "Aktif degil, adam bunak. Yapiyor unutuyor,
yapiyor unutuyor!"
 
 
 
Temel emiri altındaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars
 > >yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde 
 > >uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da,talimata
uyup
 > >evlerine giderler.Dursun tam uyumak zereyken telefon gelir. Arayan
 >Temel'dir.
 >
 > >- "Alo, Dursun. Ben Temel. Uyudun mi?" 
 > >
 > >- "Henuz deyil." -
 "Pen cok heyecanliyum. Uyku tutmadi. Sağa da uyarsa,
 > >penumle pirlikte icmeye ne dersun? Uzun sure icki icemiyeceguz.."
 > >
 > >- "Ok.
" Bir saat sonra Temel ve Dursun bulusurlar, bir bara girip icki 
 > >Soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
 > >
 > >- "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size
icki
 > >verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura 
 > >bakmayin."
 > >
 > >Temel ve Dursun barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler.
Baska
 > >barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen
 > >barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. 
 > >Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Dursun'un'un 
 > >aklina
 > >bir fikir gelir.
 > >
 > >- "Yahu Temel, pizum uzay roketine koyduklari yakitin kokusuni
hatirlayimisun. 
 . Ayni viski gibiydi. Istiysen ondan icelum." Birlikte uzay 
ussune
 > >girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. 
Kimse
 > >suphelenmez. Temel ve Dursun yakit tankindan 
   > > aldiklari yakittan birer ikişer kadeh icerler; sonra da evlerine
giderler.
 > Dursun tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Temel'dir. - "Alo
 > >Dursun. Yine pen. Rahatsiz ettum ama kusura pakma. Sağa pi 
 >  şey sormak istiyrum. Karnin agriyri mi?" -
 "He. Hem de cok."
 > >- "Peçi. O zaman sakin osurayum teme.  Seni TOKYO'dan arayrum." 
 
 
 
 
Melih Gökçek hacca gitmiş , tüm ibadetleri yerine getirdikten sonra sıra Şeytan 
taşlamaya gelmiş.
Melih ilk taşı fırlattıkdan sonra karşıdan bir ses gelir.....
- Sen de mi kanka...
 
 
 
 
Erbakan ölmüş ve cennete gitmiş.. 
Meleklerin karşısında, cennet kapsında dururken arkasında saatlerle dolu çok 
büyük bir kapı görmüş ve sormuş: 'Bu saatler ne böyle?' 
Melekler cevap vermiş: 'Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan 
saati vardır. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.' 
Erbakan: 'Ooo, peki bu kimin saati?'
Melekler cevap vermiş: 'Bu ATATÜRK'ün saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani 
hiç yalan söylememiş.'
'İnanılmaz' demiş Erbakan. 'Peki bu kimin saati?'
Melekler cevap vermiş: 'Bu İsmet İnönü'nün saati. İbre iki kez hareket etti, 
yani İnönü tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi...'
Erbakan dayanamamış ve sormuş: 'Peki Tayyibin saati nerede?'
Melekler! cevaplamış: 'Tayyibin saati AZRAİL'in ofisinde, AZRAİL onu vantilatör 
olarak kullanıyor.' 
 
 
 
 

-- 
SAGLIKLI GÜNLER SİZİNLE OLSUN- 





Windows Live(tm) ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer 
Windows Live(tm) özelliklerine göz atın.                                     
_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.
http://windows.microsoft.com/shop

--

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.


Cevap