*YAŞAR KEMAL ABD'YE UĞUR MUMCU'YU ŞİKAYET ETTİ Mİ  ? *
*UĞUR MUMCU, yaşar kemal'in TURGUT ÖZAL'A verdiği rapordan sonra ''
TESADÜFEN '' öldürülmüştü !!! *
*NİYE hep yaşar kemal'i ziyaret ederler '' kürt açılımı'' yapanlar ?*

10.01.2010 ODATV
Usta yazar yaşar kemal'in Kürt Açılımı'na verdiği destek biliniyor.
yaşar kemal, Kürt kökenli bir romancı olarak süreci olumlamıştı.
Açılımı yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay da Yaşar Kemal'e bir ziyaret
yapmış açılım konusunda görüşlerini almıştı.
Kemal daha önce de Turgut özal'ın yaptığı açılıma destek vermişti.

Uğur Mumcu'nun Ağabeyi *Ceyhan Mumcu,* "Uğur Mumcu Cinayeti'nin Bilinmeyen
Yönleri"nde
 Yaşar Kemal'in Özal'ın düşündüğü açılım için bir rapor yazdığını anlattı.

O dönemin aktörleri ile bugünün aktörleri birbirine benzese de o yıllarda
açılım yerine "siyasi çözüm" terminolojisi kullanılıyordu.
Ceyhan Mumcu'nun çok önemli bir iddiası da var; Turgut Özal Kürt meselesini
görüşmek üzere ABD'ye gitmişti. Yaşar Kemal'den bir Kürt raporu yazmasını
istedi.
Bunun için de sadece bir gün süre verdi. Bu raporda Kürt açılımında
yapılabilecekleri ve buna *engel olabilecek isimleri yazmasını istedi.*
*Ceyhan Mumcu'nun iddiasına göre Yaşar Kemal Kürt açılıma karşı çıkabilecek
isimleri yazdı. *
*Bir süre sonra Uğur Mumcu öldürüldü.* CIA'nın bu iste parmağı olduğunu
düşünen Mumcu, *Yaşar Kemal'i yazdığı bu rapordan ötürü çok sert eleştirdi
ve şöyle seslendi:* "gelecek kuşaklar ve tarih, mutlaka bu raporu
araştıracaklar ve hesabını soracaklar ve *Yaşar Kemal'i yargılayacaklardı r.
** *
İşte bunun için, Yaşar Kemal, bu olayın içyüzünü inandırıcı bir şekilde
anlatmalı, hatasını da kabul ederek özür dilemelidir.
*Yıllardır bizlere Marksizmi öven, TİP üyesi olarak ABD aleyhine şiirsel
ifadelerle yazılar yazan, konuşmalar yapan Yaşar Kemal önce özeleştirisini
yapmalı sonra ABD'ye bu şekilde yanaşmasının hesabını vermelidir.*
*Eğer ABD, insan haklarını sağlıyorsa, 1965'te de sağlıyordu.*
*ABD, insan haklarına 1965'te karşıydı da, sömürüyü yürütendi de, ulusları,
halkları, emekçileri birbirine kırdırandı da, 1992 yılında Sovyetler çökünce
kendi kendine bir özeleştiri mi yaptı? CIA'yı mı dağıttı?*
*Kartelleri, tröstleri mi yok etti de birdenbir e insan haklarını aramak
için ABD'ye başvuruluyor?*
Türk kamu vicdanı aslında bilinçlidir. Türkiye çok şeyler yaşadı, çok
insanlar, politikacılar gördü, deneyim kazandı, bu olayı da yargılamasını
bilecektir. *Bu cinayeti çözmek için her türlü kanal, her türlü yola
başvurmak zorundayız."*
*İşte Ceyhan Mumcu'nun kaleminden Yaşar Kemal'in Kürt raporunun hikayesi:*
*Özal'ın ABD Seyahati ve Yaşar Kemal*
Uğur Mumcu cinayeti ve Özal'ın ilişkisi bakımından incelenmesi gereken en
kritik olay, 1992 Nisan'ında Başbakan Turgut Özal'ın ABD'ye seyahatidir.
Kamuoyuna, Türkiye'de rahatlıkla yapılabilen bir prostat ameliyatı nedeniyle
Houston'da Ermeni doktor hastanesine yatacağı bahanesiyle açıklanan bu
gezinin asıl amacı üzerinde hiç durulmadı. *1992 Nisan'ındaki seyahatin
gerçek niyeti, Güneydoğu'da yaşanan problemlerin hepsinin kotarılmasıydı*.
Sonradan bu konu bazı yayınlarla da ortaya konmuştur, Turgut Özal'ın
ameliyat kisvesiyle Güneydoğu için kafasında oluşan bir "Federasyon"
formulünün sonuçlanması için ABD'ye gittiği anlaşılıyor. Bu noktada bazı
gelişmeler oluyor. *Turgut Özal oradayken, Amerikan'nın Sesi Radyosu, Kürtçe
yayınlara başlıyor.* Turgut Özal oradayken, Türkiye, Irak ve İran'ı da içine
alabilecek bir federasyon modeli ortaya çıkıyor. Buna karşılık, Kerkük ve
Musul'un da Türkiye'ye ilhakını öngören, Türkiye ile Kürdistan arasında bir
federasyon oluşturan ve buradaki stratejik yatırımların ABD tarafından
yapılması, Türkiye'nin de bu süper devletin taşaronu ve jandarması olarak
görev yapmasını öngören, ulusal bağımsızlıkla, Lozan ile, T:C: Anayasası
ile, Cumhurbaşkanlığı makamının görev ve sorumlulukları yla bağdaşmayan,
Cumhurbaşkanı'nın vatana ihanetten yargılanmasını gerektirecek, bir takım
girişimler olduğunu görüyoruz.
*Bu girişimlere karşı Genelkurmay'ın direnciyle karşılaşıyoruz. Genelkurmay
Başkanı Necip Torumtay'ın istifası da bu dönemden sonra gelmiştir.* İkinci
Cumhuriyetçi yazarların ağızlarından düşürmedikleri "Siyasi Çözüm", 1992
Nisan'ında kotarılan bu formüldür işte.
*Özal ABD'de iken, Amerikan tarafına vermek üzere, Türkiye'deki Kürt
Aydınlarından birisinden, bir Kürt Raporu ve bu işe taş koyacakların kimler
olduğunun bir listesini istedi.* Bu solcu, Kürt aydının adı Yaşar Kemal'di.
Özal, karısı Semra ve gazeteci Mete Akyol vasıtasıyla Yaşar Kemal'den bir
Kürt Raporu hazırlamasını ve kendisine "bir gün" içinde göndermesini
istiyor. Akyol, bu isteği Yaşar Kemal'e iletiyor ve yazarımız hemen o gece
oturup sayfalarca bir Kürt Raporu yazıveriyor. Bu rapor da *Mete Akyol'un
faksından ABD'ye gönderiliyor.* Ben bu raporu nereden öğrendim? Evrensel
gazetesi hemen kolayını buldu: MİT empoze etti. Oysa *ben bu raporun
varlığını Gazeteci Emin Çölaşan'ın 10 Haziran 1993 tarihli yazısından
öğrendim*. Çölaşan'ın yazısı çıktıktan sonra, *Aydınlık gazetesinde "Özal'a
Mektup" adı altında,* hangi tarihte yazıldığı da belirtilmeden, Çölaşan'ın
yazısında yeralan mektubun giriş metnine yer verilmeden, güncelleştirilmiş
ve düzeltilmiş olduğu hemen anlaşılan, Uğur Mumcu ile ilgili suçlamaları da
gözönüne aldığı belli olan, *içyüzü ve istenme nedeni açıklanmayan bir
mektup yayınlandı.*
*Emin Çölaşan, 10 Haziran 1993 tarihli yazısında bu mektup hakkında şunları
yazıyor:*
"Özal ve hanedanı 1992 Nisan ayında Amerika gezisindedir. Hani size
geçenlerde bunların ödediği yüz binlerce dolara ulaşan ve devlet kesesinden
karşılanan otel ve hastane bahşişlerini falan açıklamıştım ya!... İşte o
gezi... Bayan Semra o sırada ANAP İstanbul İl Başkanı'dır. Kendisine çok
ünlü bir yazar ağabeyimiz (Çölaşan sonra bu kişinin *Yaşar Kemal* olduğunu
açıklamıştır) tarafından faks çekilir. *Ağabeyimiz faksı el yazısıyla
gönderir:*
*"Sn. Semra Özal Dikk. 30 Nisan 1992, Basınköy....*
Sayın Başkan, arkadaşım Mete Akyol'un bana ulaştırdığına göre Kürtler
hakkındaki düşüncelerimi, isteğiniz üzre size gönderiyorum. Bu kadar yalın
bir sorunu böylesine karmaşık, içinden çıkılmaz gibi gösterilen bir duruma,
tutuma üzülüyorum. Sanırım ki, benim düşüncelerim de temelde sizinkilere
uyuyor. Size yazımı temize çekmeden, düzeltilerle gönderdiğim için
üzülüyorum. Cumartesi'den önce elinize yetişebilmesi için acele ettim. Size
bütün yüreğimle sağlık diliyorum. Saygılarımı sunarım. İmza."
Ünlü yazarımız, bu notun ekinde *üç sayfa daktiloyla yazılmış bir metin daha
fakslıyor*. Bu metinde Türkiye'de Kürtlerin ezildiğini, en basit insan
haklarının bile verilmediği, uzun uzun anlatılıyor. Şimdi ister istemez,
akla bazı sorular geliyor. Acaba *bayan Semra, Kürt sorunuyla niçin
böylesine ilgileniyor?* Niçin ünlü yazarımızdan araya başka gazeteciyi koyup
bu konudaki görüşlerini kendisine alelacele bildirmesini istiyor? Acaba
bayan Semra bu görüşleri kocası adına mı istiyor? Bunlar Amerika'da gizli
kapaklı bir takım işler yapıp bu görüşleri bazı kişilere mi iletiyor?"
*Solcu Postu'ndaki Kürt Milliyetçilerinin Saldırıları*
Ben bunu Mete Akyol'a sordum. Akyol, Özal ile Yaşar Kemal arasında bir
sağlık sebebinden dolayı niye arabuluculuk yaptığını, raporu okumadığını,
şerefi üzerine yemin ederek, bana açıkladı. Dikkatli bir gazetecinin,
mesleği gereği meraklı olan bir gazetecinin bu raporu okumadığına dair
şerefi üzerine yemin ettiğine inanmak zorunda olsak bile, bu raporla ilgili
olarak Akşam gazetesinde benimle yapılan röportajda isminin çıkmasından
sonra da, "içeriğini bilmediğine şerefi üzerine yemin" eden aynı Mete Akyol,
raporun *Aydınlık gazetesinde ve Alpay Kabacalı'nın hazırladığı "Ustadır
Arı" kitabında yeraldığını söylüyor*. Demek ki Mete Akyol daha önce
gerçekleri anlatmamıştı. Yaşar Kemal, bu rapor konusunda açıklama yapmıyor.
Çeşitli vesilelerle kendisine bu soru soruldu ğunda, şiddetli tepki
gösteriyor. İşte *Yaşar Kemal'e sorduğumuz soru şu:*
"Neden ABD'den, alelacele Yaşar Kemal'den böyle bir rapor isteniyor? *Bu
rapor ABD'de nereye ve kimlere veriliyor?* Bu raporda *Uğur Mumcu bir
yerlere şikayet edildi mi?"* Bunu artık Yaşar Kemal'in açıklaması
gerekmektedir. Onun yerine birileri Yaşar Kemal'e saldırılmaz, onun
eylemleri tartışılmaz gibi tehdit, hakaret dolu açıklayıcı olmaktan uzak
garip savunmalar yapıyor. Örneğin Evrensel Gazetesinden Veli Özdemir diye
biri, *"Ceyhan Mumcu konuşmasa daha iyi yapar" diye yazı yazabiliyor.*
*Sözde Demokrat olduğunu iddia eden Evrensel gazetesi, bana saldırıyor,* ama
gönderdiğim savunmayı yayınlamıyor. *Nerede bunların solculuğu,
demokratlığı? Bunlar, Kürt Milliyetçiliği daha doğrusu şovenizminden ibaret
bir tutumu "Solculuk" diye dayatmaya kalkıyorlar.* Beni MİT yönlendiriyor
diye suçluyorlar! Yaşım gelmiş 57'ye, kardeşimin katillerini arıyorum,
hukukçuyum. MİT beni bugüne kadar yönlendirmemiş, ben 12 Eylül'de sakıncalı
bir personel olmuşum, pasaportumu zor bela almışım. Şimdi birdenbire MİT
beni bu konuda yönlendiriyor.
*Yaşar Kemal çile çekti de biz çekmedik mi?* Ama biz bunun reklamını
yapmıyoruz. Bunu halkımız için çabalarımızın doğal bir sonucu olarak kabul
ediyoruz. Politikacılar, Uğur Mumcu'nun anma törenlerine katılsınlar,
konuşmalar yapsınlar, fakat "onun ağabeyi faillerini soruşturmasın" bile
diyen, "sen onun tesadüfen kardeşi oldun." diyen garip bir devrimcilik,
demokrasi ve insan hakları anlayışına sahip olan karakterler çıkıyor
karşımıza.
*Yaşar Kemal'in Raporunda Ne Yazıyordu?*

Yaşar Kemal bu kadar ağır bir suçlamanın altında kalmamalı.
Ben, "Yaşar Kemal, Mumcu'nun Katilidir" demiyorum.
Ama *Turgut Özal'ın bu raporu ondan ne için istediği, raporda nelerin
yazıldığı, hangi amaçla, nerede kullanıldığı konusunu Türk Halkı, Kürt Halkı
bilmeyecek de şehit düşen emekçi çocukları, onların aileleri bilmeyecek de
kim bilecek.*
Yaşar Kemal'in, bu mektubu, olaydan bir yıl sonra mesele ortaya çıktığı
zaman *değiştirerek *bir başka yazar tarafından hazırlanan "Ustadır Arı"
kitabında yayınlaması açıklayıcı ve samimi değildir.
 Üstelik bu versiyonunda bile, Yaşar Kemal isim vermeksizin Uğur Mumcu'yu
şikayet etmektedir. Bir yazarın, diğer bir yazarı kendi köşesinde
eleştirmesi normal bir tavırdır.
Ancak, onu ABD'de bulunan, bir sürü güvenlik ve istihbarat örgütleriyle
örneğin eski CIA Türkiye İstasyon şefi Paul Henze ile yoğun temasta
bulunduğu kolaylıkla anlaşılan *Özal'a şikayet etmesini
ayıplıyorum.*Bugünlerde Yaşar Kemal dokunulmaz bir mitos haline
getirilmek isteniyor. Ama
gelecek kuşaklar ve tarih, mutlaka bu raporu araştıracaklar ve hesabını
soracaklar ve *Yaşar Kemal'i yargılayacaklardı r.* İşte bunun için, Yaşar
Kemal, bu olayın içyüzünü inandırıcı bir şekilde anlatmalı, hatasını da
kabul ederek özür dilemelidir.
Yıllardır bizlere Marksizmi öven, TİP üyesi olarak ABD aleyhine şiirsel
ifadelerle yazılar yazan, konuşmalar yapan Yaşar Kemal önce özeleştirisini
yapmalı sonra ABD'ye bu şekilde yanaşmasının hesabını vermelidir.
Eğer ABD, insan haklarını sağlıyorsa, 1965'te de sağlıyordu.
ABD, insan haklarına 1965'te karşıydı da, sömürüyü yürütendi de, ulusları,
halkları, emekçileri birbirine kırdırandı da, 1992 yılında Sovyetler çökünce
kendi kendine bir özeleştiri mi yaptı?
CIA'yı mı dağıttı? Kartelleri, tröstleri mi yok etti de birdenbir e insan
haklarını aramak için ABD'ye başvuruluyor?
Türk kamu vicdanı aslında bilinçlidir. Türkiye çok şeyler yaşadı, çok
insanlar, politikacılar gördü, deneyim kazandı, bu olayı da yargılamasını
bilecektir.
Bu cinayeti çözmek için her türlü kanal, her türlü yola başvurmak
zorundayız.
Odatv






__._,_.___

<http://groups.yahoo.com/;_ylc=X3oDMTJla28wY25uBF9TAzk3NDc2NTkwBGdycElkAzI0MDU2NzM2BGdycHNwSWQDMTcwNTQ0NDU4NQRzZWMDZnRyBHNsawNnZnAEc3RpbWUDMTI2MzE5NTA4Mw-->
.

__,_._,___
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap