Ölmeye yatanların 'ah'larını almak! Mustafa Mutlu20 Ocak 2010
"TEKEL işçilerinin Türk-İş Genel Merkezi önünde başlattıkları oturma eylemi
açlık grevine dönüştü" diyor önümdeki haber...
Bir aydır Ankara'da soğuğa, polis copuna, biber gazına, Sayın Büyük'ün zehir
gibi açıklamalarına direnen TEKEL işçileri; üç gün boyunca sadece su içecek,
eğer hâlâ haklarını alamazlarsa da ölüm orucuna başlayacaklarmış...

Kanım çekiliyor okuduğum satırlar ilerledikçe; haberin sonuna gelemiyorum...

"Ölmeye yatmak..."

Adalet Ağaoğlu romanı değil ki bu; sıcak odamızda yemekten sonra bir köşeye
çekilip huzur içinde okuyalım...

"Biz zaten öldük, bari bedenlerimiz sürünmesin" diyen yüzlerce işçinin toplu
intiharı!

***
Partisinin il başkanıyken grev grev dolaşıp; işçilere, "Yanınızdayız, sakın
pes etmeyin" diyen adam, nasıl oldu da bu kadar değişti?

İçinden çıktığı bu insanlardan neden bu kadar uzaklaştı?
Nasıl taş gibi duyarsız, demir kadar soğuk bir insana dönüştü?
Hoşgörüsünü, anlayışını, insafını nasıl oldu da kaybetti?

***
Üç gün sadece "su"yla yaşayacak bu insanlar; buna yaşamak denirse...

Sonra... Ölmeye yatacaklar!

Eylemlerini "ideolojik" olarak niteleyip, kendilerini kullanılmakla suçlayan
zihniyete, bedenlerini ve beyinlerini feda ederek yanıt verecekler...

O taş kalbi biraz olsun etkileyebilirlerse; ne âlâ...

Yoksa, insanlık tarihi; en dramatik toplu intiharın Türkiye'de yaşandığını
yazacak!

Onların her birinin adı işçi sınıfının tarihine altın harflerle kazınacak
elbette...

Ya; bu intihara neden olanlar?

"Asla taviz vermeyiz" diye gurur, kibir yapanlar...
Acaba onlar hiç düşündüler mi; bu ölümler gerçekleşirse, tarih sayfalarında
adlarının karşısına ne yazılacağını?

***
Bu mücadele, dün açlık grevininin başladığı saatten itibaren, üç kuruşluk
maaş mücadelesi olmaktan çıktı artık; "hayat mücadelesi"ne dönüştü...

Muhalefette olsalar, koşa koşa gidip işçilerin yanında yer alacaklarından
emin olduğum bu adamlar, sırf kibirlerinden geri adım atamıyorlar şimdi...

Bunu gurur meselesi yapıyorlar...

Ama unutuyorlar ki; o işçiler dönüşü olmayan bir yola girdi artık...

Ve geçecek her saat; sadece, "Gururunuz batsın" diyenlerin sayısını
artırmaya yarayacak...

***
Sayın Büyük:
Üç konuşmanızdan birinde, "fakir fukaradan, garip gureba" dan söz edip
duruyorsunuz ya...

İşte; şimdi ölmeye yatmaya hazırlanan bu işçiler, o fakir fukaraların ta
kendisi!

Ne iddia ettiğiniz gibi "bir ideolojinin militanı" onlar ne de iktidarınızı
yıpratmak gibi bir dertleri var...

Siz de çocuk sahibisiniz, sizin de torunlarınız var...
Bakın; yıllardır sizi eleştiren bir kalem emekçisi olarak ilk ve son kez
yakarıyorum size:

Ne olur, o işçilerin yerine koyun kendinizi...
Ne olur, bir an için muhalefette olduğunuzu varsayın...
Bırakın şu inadı... Bırakın şu gururu...
Ölmeye yatanların ahını almayın!

***
GÜNÜN SORUSU
Ergenekon soruşturmasını yürütürken, Ergenekon üyesi olduğu şüphesiyle
telefonları dinlenen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin,
dinlenmesini isteyen Adalet Bakanlığı müfettişleri hakkında, haklı olarak
suç duyurusunda bulunmuş...
İster misiniz; müfettişler Ergenekoncu çıksın?
***
Açılımın fotoğrafı!
Bugünkü VATAN'ın birinci sayfasındaki o büyük fotoğrafa tekrar bakın n'olur?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, terörle mücadelede şehit olanların yakınlarına
"Devlet Övünç Madalyası" takarken, Şehit Yüzbaşı Tekin Işık'ın ak saçlı, ak
sakallı babası Muharrem Işık yere yığılıyor...

Bunu gören eşi de sahneye fırlamak istiyor feryat ederek; ama o da fenalık
geçiriyor...

***
Sözüm; ne olduğu belli olmayan bir "açılım paketi"ni aylardır cilalayan...

"Analar ağlamasın" edebiyatıyla Kürt ayrılıkçılara taviz üstüne taviz veren...

"Açılım"a karşı çıkanları, iki cihanda da "lekeli" ilan eden herkese:

Bu anneler, babalar; çocuklarını, sizin bugün bir çırpıda vazgeçebildiğiniz
bazı değerler için kaybetti...

Tamam her şeyi açarsınız da...

Sahneye yığılıp kalan bu babanın bir daha asla açılmamak üzere kapanan
umutlarının önünü de açabilir misiniz?

 __._,_.___


-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected].
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap