ÇILGINLIK (2)
Çılgınlık ismini verdiğim ilkyazı olağanüstü ilgi gördü. Dünyanın ve 
Türkiye'nin her yerinden binlerce e-posta, mesaj ve telefon aldım. İnsanların 
bu konuya böylesine ilgi göstermesinin gerçek sebebini anlamak için, gelen 
e-postaları, bir toplum bilimcisi arkadaşımla tartıştım.Onun vardığı kanaat 
şudur; " Toplumu bir korku sarmış, insanlar Aydın Doğan'a bu yapılırsa, bana 
neler yapılmaz" diye düşünüyorlar, " bu sivil darbenin ve sivil faşizmin ayak 
sesleridir." Bilim böyle söylüyor.
Ne AKP Hükümeti cephesinden, ne de Aydın Doğan grubundan bir yalanlama, bir 
tekzip gelmedi. Aksine, isim verilmemek ricasıyla çok sayıda doğrulama geldi. 
Topluma olan saygımızdan dolayı 5. Ocak. 2010 da yazdığımız yazıdan sonra neler 
oldu onu paylaşalım;
O yazıda neleri söylemiştik:
*Ertuğrul Özkök, derhal görevini bırakacak.---------------------BIRAKTI.
*E. Özkök, suya sabuna dokunmayan şeyler yazacak---------------YAZIYOR.
*Aydın Doğan, Yönetimden ayrılacak---------------------------AYRILDI.
*6 Ay Sonra Yönetim Profesyonellere bırakılacak-----------------AİLE AÇIKLADI.
*Milliyet- Vatan Gazeteleri-Star Tv, Akın İpek'e satılacak--------- -ANLAŞMA 
TAMAM
Bunlar şimdiye kadar gerçekleştirilenler. 14 Ocak 2010 tarihinde Aydın Doğan ve 
Akın İpek, kol kola bu gazetelerin matbaalarını gezdiler. Şimdi de 
profesyoneller sayım ve tespit yapıyorlar.
Yazdığımız diğer iki konuda ise;
*Doğan Holding'in yapacağı "Halka Açılmaya" kamuoyunun tepkisini azaltmak için 
bir ay sonra izin verilecek. Ferit Bey'de 600 Milyon Dolarını Mart ayında 
alabilecek.
*Petrol Ofisindeki Doğan Grubu hisselerinin, Avusturyalılara satılması ve Doğan 
Grubuna kesilen vergi cezasının bu satış tutarına indirilmesi, çalışmaları 
aynen devam ediyor. Avusturyalı grup üzülerek de olsa satın alma hazırlıklarını 
tamamladı.
Görüldüğü gibi dediğimiz her şey gerçekleşiyor. Başbakanlık eliyle 
"tahsilâtçılık" ve devlet gücünü yasal olmayan bir şekilde kullanma, insanların 
mallarını gasp etme eylemi adım, adım devam ediyor.
İpek Grubunun mali durumu, böylesine büyük meblağlı bir satışı kaldırmaya 
yeterli değil. Bu yüzden bir çalışma yapıldı. Öncelikle İpek Grubunun halka 
açılma işi kararlaştırıldı. Asya Finans bu halka açılmada elbette ki üzerine 
düşen görevi yapacak. Sonuçta ikisi de Hocaefendi'nin sözünden çıkamazlar. Halk 
tabiriyle; para bir cepten diğer cebe. Amaç mal cemaatten başkasına gitmesin.
Ben böylesine güçlü bir medya grubunun, İslam Cumhuriyeti ve Hilafet özlemi 
içindeki bir cemaatin eline geçmemesi için, bir T.C Vatandaşı olarak mücadele 
ediyorum. Çılgınlık isimli ilkyazımı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına da 
gönderdim. İnanıyorum ki Bağımsız Türk Yargısı bu "YÜCE DİVANLIK" olayı 
yakından takip ediyordur. Etmiyorlarsa da hem görevi ihmal suçu işliyorlar, hem 
de ülkeye iyilik etmiyorlar. Yargının dikkatlerini bu konuda tutmaya devam 
edeceğiz.
Gelelim Sayın Aydın Doğan'a. 74 yaşındasınız. Tüm bu servetinizi Atatürk'ün 
kurduğu bu rejim'de kazandınız. Yani siz, Atatürk Türkiye'sinin ve Laik 
Cumhuriyetin nimetleri ve bu rejime inanan insanların size para kazandırması, 
gazetelerinizi okuması, ilan vermesi ile Aydın Doğan oldunuz. Siz eğer bu 
serveti helal yoldan kazandıysanız ki öyle olduğunu umuyorum, bu rejime "zulüm 
dönemi" diyen ve Atatürk Cumhuriyetini yıkmak için yıllardır uğraş veren bu 
sadaka hırsızlarına, seccade tüccarlarına, İslam Cumhuriyeti ve Hilafet 
özentilerine bu medya silahını vermemeniz gerekir. Kapatınız, batırınız daha 
iyi. Kalan mallarınız nasılsa çocuklarına yeter de artar bile. Hem onlar pırıl 
pırıl yetiştiler. Sizin yaptığınız gibi başkalarını yok etmek için uğraşmazlar. 
Gidin Kelkit'e yerleşin, lütfen yanlış yapmayın.
Bana, " bunları söylemek senin ne haddine" diyebilirsiniz. Ama benim sizde çok 
hakkım var. Yıllardır sizin gazetelerinize para veriyorum ve ülkemi çok 
seviyorum. Ama sizin bende hiç hakkınız yok, çayınızı bile içmedim. Şunu da iyi 
bilin ki eğer bu satışı yaparsanız bizler, Atatürkçüler, Lâik Cumhuriyete 
inananlar, gerçek Müslümanlar, gençler, kadınlar, çağdaş ve ilericiler bu 
gazeteleri almayacağımız gibi aldırmayacağız da. Dünya malı, dünyada kalır 
Aydın Bey. Bakın, Anıttepe'den mavi gözlü, sarışın adam bizleri izliyor. Lütfen.
NİÇİN ŞAŞIRDINIZ?
 "Çılgınlık" başlıklı "EGEDESONSÖZ" adlı internet gazetesinde yayımlanan yazım, 
umulandan çok fazla ses getirdi. Beni arayanların tamamına yakını, bu kadarı da 
olmaz, böyle bir şey olabilir mi? Diye sordular. Özür dilerim ama bende bu tür 
bir tepkiyle karşılaşınca şaşırdım.
Biz, Sayın Başbakan'ın bir zamanlar yardımcısı olan Sn Abdüllatif Şener'in, 
Başbakan'ın uygulamaları hakkında söylediklerini kendi kulaklarımızla duymadık 
mı? Sn. Şener, Sn. Başbakan'ı özelleştirme ihalelerini yönlendirmekle suçlamadı 
mı? Bir Siyasetçiye, bundan daha ağır bir suçlama yapılabilir mi? Peki, 
Başbakan susarak kabullenmiş olmadı mı?
Başbakan kendi servetinin açıklamasını, çocuklarının düğününde hediye edilen 
"takılara" bağlamadı mı? Çocuklarının olağanüstü servet artışını kamuoyuna 
açıklayabildi mi?
Forbes Dergisi, Sn. Başbakan'ın servetini 2 milyar dolar olarak açıklamadı mı?
Başbakan "kişiye özel" yasa çıkartıp, kendisinin ve bakanlarının yargılanmasını 
önlemedi mi?
Sn. Başbakan daha önce, Ethem Sancak ve Akın İpek'i medya dünyasına sokmadı mı?
Damadının başında bulunduğu şirkete devlet bankalarından 750 Milyon Dolar, 
teminatı alınmamış kredi verdirmedi mi?
Tüm bunlara şaşırmayıp normal kabul eden toplum, sıra Aydın Doğan bey'e gelince 
mi şaşırdı? İşte ben de buna şaşırıyorum.
Benim bu konuya ilgi duyup, gündeme getirmemdeki esas sebep, medyanın tamamının 
belli bir tarikatın eline geçmesini engellemektir. Tarihe not düşüyorum, 
yapılan hukuksuzlukları ortaya koyuyorum. Devletin ilgili kurumlarına duyuyorum 
ve bunu da açık açık, ismimi yazarak yapıyorum. Bugün engelleyemezsem, yarın bu 
kanunsuzlukları yapanlardan da, buna çanak tutanlardan da, göz yumanlardan da 
nasılsa hesap soracak, haysiyetli ve cesur kanun adamları çıkacaktır.
Aydın Doğan Beyin medyasının son zamanlardaki yayın politikalarını, zaten 
onaylamıyordum. Çok sevdiğim bazı arkadaşlarımın bu grupta yazı yazmasına 
rağmen, gerilla artığı Cengiz Çandar, çalıştığı kurumu dolandırmaktan mahkûm 
olan M.Ali Birand ve kerameti kendinden menkul Hasan Cemal, milletin 
değerlerini hiçe sayan, şerefli ordumuza hakarete varan, Barzani'yi ve 
uyuşturucu baronu terörist başını metheden yazıları ile bizi ve milleti, 
yazarlık yaptıkları gazetelerden soğuttular. Ama bu soğukluğumuz, söz konusu 
yayın organlarının tarikatların emrine girmesine göz yumacağımız anlamına 
gelmez.
Geçen yazımda bahsettiğim, 24 Aralık tarihinde yapılan ve tekzip edilmeyen 
görüşme konusundaki hukuksuzlukları bir kez daha belirtmek istiyorum:
*Görevi kötüye kullanma suçu oluşmuştur.
*Devlet gücünün kanuna aykırı olarak kullanılması suçu oluşmuştur.
*Başbakanlık makamı "tahsilâtçı" konumuna düşürülerek,  saygınlığı ciddi zarara 
uğratılmıştır.
*Başbakanlık makamı kullanılarak Ethem Sancak ve Akın İpek'in, gazete ve 
televizyon sahibi yapılması istenmiştir.
Sayın Başbakan yanlış yoldadır. Bugünlerdeki aşırı sinirli hali ise yanlış 
yolda olduğunun göstergesidir. Herkes ile kavgalı durumdadır; bakanlarına 
bağırmakta, milletvekillerini azarlamakta ve devletin kurumları ile kavga 
halindedir. "Durmak yok, yola devam" sloganını kullanan Sayın Başbakan'a 
tecrübeli bir büyüğü olarak ikazımız şudur:
Gittiğin bir yolda her şey üzerine geliyor ise, bu yanlış yoldasın demektir. 
Yolunu değiştir, Atatürk'ün, çağdaş ve aydınlık yoluna katıl. Demokrasinin en 
güzel tarafı, kimsenin hesap vermekten muaf tutulamayacak olmasıdır. 
Unutulmasın ki, sap döner keser döner, gün gelir hesap döner. O gün de çok 
yakındır.
ÇILGINLIK 1 Rifat Serdaroğlu  Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
 
 
ilk yazı
---------
Bugün, Kanada'dan Bayram Banahergünbayram isimli bir arkadaşım aradı. Hayretler 
içindeydi. Anlattıklarını dinleyince, inanın benim de tüylerim ürperdi. Doğru 
mu diye sordum, "ben duyduklarımı sana anlatıyorum, sonrası senin bileceğin 
şey" dedi. Ben de sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bundan sonrasını, kaldıysa 
özgür basın takip etsin. Arzu ederlerse, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 
da izleyebilir, çünkü benzer durumlarda yargının ne yaptığını hepimiz biliyoruz.
 
Arkadaşım işi gereği Kanada'dan Amerika'ya gidiyor. Türkiye'den gelen bir iş 
adamı arkadaşı ile buluşuyorlar. Türkiye'den gelen arkadaşı; " Ben Hoca 
efendiyi ziyaret edeceğim, istersen beraber gidelim" diyor ve ısrarcı oluyor. 
Beraberce Hoca efendi'nin çiftliğine gidiyorlar. Orada Hoca efendinin, mükemmel 
İngilizce bilen adamlarından birinden duyduklarını da bana anlatıyor. Bana 
anlatanları kendi üslubumla size takdim ediyorum;
 
Yer: Başbakanlık
Tarih: 24.Aralık.2009
Toplantıya Katılanlar; Sn. Başbakan, Sn. M. Ali Yalçındağ, Sn. Arzuhan 
Yalçındağ, Sn. Vuslat Doğan Sabancı ve bir danışman( Hoca efendiye durumu 
anlatan olabilir)
Toplantı süresi; 2 Saat 15 Dakika
Alınan Kararlar; 
* Milliyet Gazetesi+ Vatan Gazetesi+ Star Televizyonu, belirlenen tutar ile, 
Ethem Sancak ve Akın İpek'e satılacak.
* Ertuğrul Özkök derhal görevi bırakacak, şimdilik havadan sudan yazacak, 6 ay 
sonra tamamen ayrılacak.
* Aydın Doğan, Holding yönetiminden ayrılacak.
* 6 ay sonra, yönetim profesyonellere devredilecek, (isimler beraberce 
belirlenecek), aile'den hiç kimse yönetimde kalmayacak.
* Doğan Holding'in yapacağı " HALKA AÇILMAYA" Şubat ayında izin verilecek. Elde 
edilen paradan, Doğan Grubunun Ferit Şahenk'e olan 600 Milyon Dolar borcu 
ödenecek.
* Petrol Ofisindeki hisseleri, Avusturyalılara satılacak.  Vergi Cezası, Petrol 
Ofisi'nin satış tutarına indirilecek ve satıştan alınan para doğrudan Maliye'ye 
verilecek.
 
Bana anlatılanlar böyle. Doğruluk derecesini bilmiyorum. Fakat bildiğim 
doğrular var; 
24 Aralık 2009'da Başbakanlıkta bu toplantı yapıldı ve basına yansıdı. 
Başbakanlık tarafından tekzip edilmedi. Sadece Sn. Vuslat Doğan Sabancı'nın 
katılımı belirtilmemişti.
Milliyet Gazetesi, Vatan Gazetesi, Star Televizyonu'nun satılacağı kesin, ön 
anlaşmalar imzalandı bile. Sn. Ertuğrul Özkök istifa etti. Sn. Aydın Doğan, 
patronu olduğu şirketinden ayrıldı. Bunlar şu ana kadar gerçekleşenler. 
(Anayasa Madde 28- Basın hürdür. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini 
sağlayacak tedbirleri alır.)
 
Şimdi gelelim bu toplantının Devlet Gelenekleri yönüne ve Hukuksal boyutuna;
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın, Başbakanlıkta ve Başbakanlık Konutundaki tüm 
ziyaretleri kayıt altındadır. Sayın Başbakan, Maliye Bakanlığının milyarlarca 
lira ceza kestiği bir mükellefle neden beraber olmuştur ve ne konuşmuştur?  
Eğer 2 saat, 15 dakika kahve falı bakılmadı ise ne konuşuldu? Bunu kimse 
geçiştiremez. Başbakanlıkta konuşulan ve milletin parasını ilgilendiren her 
konu (Devlet Sırrı değilse) Millete anlatılmalıdır.
 
T.C Başbakanı, Devletle parasal işi olan kişi ve gruplarla konuşuyor ve 
açıklama yapılmıyorsa bu YÜCE DİVANLIK bir suçtur. Hatırlayalım; Sn. Mesut 
Yılmaz, Başbakanlığı sırasında, İşadamları ile görüşüp, Türkbank İhalesine 
fesat karıştırdığı iddiasıyla, Sn Başbakan'ın emri ve AKP' nin oylarıyla YÜCE 
DİVANA sevk edilmişti. Üstelik bankanın ihale işleminin iptal emri de bizzat 
Sn. Yılmaz tarafından verilmişti. Yani gerçekleşmeyen bir ihale yüzünden, 
sadece bazı iş adamlarıyla konuştuğu için, Sn. Yılmaz, Sn Erdoğan tarafından 
suçlu sayılmıştı. Şu dakika itibarıyla Sn. Başbakan için Yüce Divanlık suç 
oluşmuştur.
 
Bu toplantıda konuşulanlardan diğerleri önümüzdeki günlerde gerçekleşirse, 
suçun katmerlisi oluşacaktır. Düşünebiliyor musunuz, ? Sn Başbakan hem Sn. 
Ferit Şahenk'in tahsilâtçısı konumuna düşecek, hem de " Bana Türk demeyin, ben 
Arap'ım, Türk denirse utanırım" diyen kişi ile dünün matbaacısı, F.Gülen'in 
evladı gibi sevdiği, İpek çocuğunu bir kez daha gazete ve televizyon sahibi 
yapacak. .
 
Anadolu'nun Bayburt gibi bir yöresinden yetişmiş Sn. Aydın Doğan'a bir sorum 
olacak; Ömer Seyfettin'in "DİYET" adlı hikâyesini hiç duydunuz mu? Sizin 
yerinize başka bir Anadolu çocuğu olsa, oraya yani R.T.Erdoğan beyin ayağına, 
kızları ve damadını üç kuruşluk mal için göndermezdi. Eğer haklıysa, gider o 
merdivenlerde gereğini yapardı. Bundan sonra malınız olsa ne olur, gazeteniz 
olsa ne olur? Size ancak M.Ali Birand ve Cengiz Çandar alkış tutar. Değdi mi 
Aydın Bey?
 
Namuslarına ve meslek ahlâklarına tüm Türkiye'nin güvendiği, Yargıtay 
Cumhuriyet Başsavcısı ve Yüksek Yargı mensupları, ben hukukçu değilim, ama beni 
bu olay çok rahatsız etti. Sizler ne düşünüyorsunuz? Gece kafanızı yastığa 
koyduğunuzda rahatça uyuyabiliyor musunuz?


                                          
_________________________________________________________________
Hotmail: Free, trusted and rich email service.
http://clk.atdmt.com/GBL/go/196390708/direct/01/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap