Bursa Kent Gazetesi Yazarı Fatma
Sibel Yüksel'den bir makale

 

www.kentgazetesi.com/yazargoster.aspx?id=5

 

SENİ  BU YAMYAM 
KİBRİN  BİTİRECEK

 

 

Billboardlardaki resimlerine
baktım; güya "kudretli" görünesin diye en çılgın bakışlı
fotoğraflarını seçmişler.  Kontrolsüz bir
adrenalin ile geldiği yeri hazmedemeyişi harmanlayan deli bakışları.

 

Ne yaparsan olmuyor....
Kültürsüzlüğün, görgüsüzlüğün, basitliğin, açlığın, her şeyin önüne
geçiyor.  Sadece çalma, çırpmaya, vebal
almaya işleyen kıt aklın bile durup durup sana "Saygı görmüyorsun, sende
bir şeyler eksik" diye fısıldıyor. 
Bu fısıltıyı duydukça iyice kontrolden çıkıyorsun.  "Bana saygı duyun, önümde 
eğilin.  Eteklerimi öpün" diye tepiniyorsun ama
olmuyor.

 

En yakınındakiler bile senin
iflah olmaz kifayetsizliğine, insanlıktan çıkmış öfkene, Allah'a şirk
koşma noktasına gelmiş kibrine dayanamıyorlar.

 

En uyanıklar ile kullanım
tarihinin tamamen sona gelmesini bekleyenler kaldı sadece çevrende.  Bir de bir 
delinin gölgesi ardında kirli
oyunlarını ürütenler.

 

Boşsun, bomboşsun.  Bir genelev fedaisi kadar ruhsuz ve
hoyratsın.  Kabadayılığın da hikaye,
dobralığın da yalan, "delikanlılığın" da naylon.  Hak, hakkaniyet, adalet, 
merhamet gibi
kavramlar kapından bile geçmemiş. 
Alım-satım ustalığından, ticari uyanıklıktan dem vurarak örtmeye
çalışıyorsun bu büyük eksikliğin üzerini.

 

 Sahi kimsin sen?

 

Hep aynı yerden servis edilen üç
adet gençlik, çocukluk ve askerlik fotoğraflarından başka neden görüntün yok
senin?  Hangi okulları bitirdin, kimlerle
aynı sıralarda oturdun?  İlkokul
öğretmenin kim?   Neden bir kişi bile
çıkıp seninle ilgili bir tek anısını anlatmıyor?

Seda Sayan'ın bile mahalle yıllarından
bir fotoğraf çıkıp geliyor da, senin geçmişin neden bu kadar sis perdelerinin
ardında gizli?   "Olmayan"
biri misin yoksa sen; laboratuarda mı imal edildin? Hangi merkezlerde
programlandı hastalıklı beynin?

 

Bütün değerlerden neden bu kadar
yoksunsun; en kutsal kavramların içini boşaltmada nasıl bu kadar
maharetlisin?  Hurafe, iftira, şirret ve
cehaletten beslenen dilin; hırstan ve doymamışlıktan ibaret kişiliğin, bir ağaç
kovuğundan başka hiçbir şey olmayan fani bedeninle tarihin onurlu sayfalarında
yer almaya soyunma cesaretini nereden buldun.

 

Duyduk ki şimdi de
"padişahçılık" oynuyormuşsun. 
Şah oldun, sıra şahbaz olmaya geldi. 
Her mevki ve makamı tattın, geriye "padişahlık" kaldı öyle
mi?  Senin montaj ürünü kimlik ve
bedeninden kuşkusuz bir Fatih, bir Yavuz, bir Kanuni olmaz ama Deli İbrahim
- Vahdettin karışımı bir kukla, pekala olabilir.  Seni bütün bu defolarınla 
sahnede tutanların
işine fazlasıyla yarar böyle acınası bir bez bebek.

 

Esiyorsun, gürlüyorsun,
tepiniyorsun.  Pazarcı gibi tiz çığlıklar
atıyorsun.  Deli bakışlarını devire
devire, boyun damarlarını şişire şişire höykürüyorsun.

 

İyi de sen ne istiyorsun?

 

Karun oldun.  Çocukların ülkedeki simit tablalarından bile
haraç alıyor, gudubet karın ipek kumaşlara, paha biçilmez mücevherlere
büründü.  Şakşakçıların ceylan derisi
koltuklarda basen büyütüyor.  Bu kadarı
da olmaz ki diyen kim varsa işinden aşından ettin, zindanlara attın, ailelerini
açlığa mahkum ettin.  Gencecik üniversite
mezunları işsizlikten intihar ediyor. Doktorlar, öğretmenler, polisler,
subaylar açlık sınırında yaşıyor; emekliler pazarlardan sebze artığı
topluyor.  Şehit katilleri
Meclis'te suratımıza çemkiriyor. 
Sen hala üstündeki pahalı elbiselerin, özel yapım som altın kol
saatin,ipek kravatınla karşımıza geçip kusuyorsun da kusuyorsun.

 

Kime bu kinin?     Nereye doğru gittiğini bir gün olsun
düşündün mü? Olmayan vicdanınla bir gün olsun kendine "Acaba biraz ileri
mi gidiyorum" diye sordun mu? 
İtikadın da yalan biliyoruz.  Ama
bir gün olsun " Ya hesap günü varsa" diye endişelendiğin oldu mu?

 

Evet var.    Hesap günü var.    Ve sanki bu saldırganlığın, bu doymazlığın,
tamah etmez azmışlığın, O hesap gününü biraz daha yaklaştırıyor.  Artık 
Allah'ın gözüne batıyorsun
birader!    Fazla parazit
yapıyorsun,  ortalığı hacminden fazla
kirletiyorsun.  Elde ettiklerinle şükür
etmeyi, biraz da başkalarını düşünmeyi başaramadın.  Böyle bir kapasiten yok 
çünkü.

 

Dünyaya yemeye, içmeye,
dışkılamaya, kin ve nefret aşılamaya gelmişlerdensin.  Üste bir de kibir 
yapıyorsun, işte bu hiç
çekilmiyor....

 

Senin sonunu da bu yapyam kibrin
getirecek....

 

 

FATMA SİBEL YÜKSEL

KENT GAETESİ

 

                                          
_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.
http://windows.microsoft.com/shop

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap