---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Bandırma Gemisi

*BUGÜN DE OLMASI GEREKEN*
*Hiyânet-i Vataniyye Kânunu gereğince:*
*Düşmanla işbirliği yapanların,
Milli Mücadele'den kaçanların,
Misak-ı Milli sınırlarını parçalama girişimde bulunanların,
devrimleri yıkmak isteyenlerin,
Atatürk'e suikast planlayanların,*
*basın yoluyla halkı rejime karşı ayaklandırma gayreti içerisinde bulunan
gazetecilerin yargılandığı, belge ve tutanaklarının bulunduğu  İSTİKLAL
MAHKEMELERİ DIŞINDA KALAN 12 milyon gizli belgeyi halka açacaklarmış!!!
*

Meclis Başkanlığı, 12 milyon adet tarihi belgeyi kamuoyunun kullanımına
açıyor. Açıklanması şimdilik uygun görülmeyen tek istisna ise İstiklal
Mahkemeleri'ne ait dosyalar

Son bir yıla damgasını vuran 'açılım' rüzgarına TBMM de uydu. TBMM
Başkanlığı, Osmanlı döneminde 1876 yılında kurulan Meclis-i Ayan ve 1877
yılında kurulan Meclis-i Mebusan kararları ile Milli Birlik Komitesi,
Cumhuriyet Senatosu, Temsilciler Meclisi, Milli Güvenlik Konseyi ve TBMM'nin
kurulduğu tarihte verilen kritik kararların da aralarında yer aldığı,
orijinal 12 milyon resmi belgeyi kamuoyu ile paylaşma kararı verdi.
*Açıklanması
şimdilik uygun görülmeyen tek istisnayı ise İstiklal Mahkemeleri'ne ait
dosyalar oluşturuyor.*

962 DOSYAYA VİZE YOK

Akşam Gazetesi'nin haberine göre Meclis Başkanı *Mehmet Ali Şahin*'in onayı
ile TBMM'nin resmi internet sitesinden yayınlanacak olan belgeler arasında,
döneme özgü gizlilik dereceli binlerce karar da bulunuyor. Meclis Başkanı
Şahin, *Cumhuriyet'in ilanından önce 29 Nisan 1920 tarihinde kurulan ve 1927
yılına kadar görev yapan İstiklal Mahkemeleri'ne ait 962 dosyadaki
belgelerin açıklanmasına ise şimdilik vize vermedi.*

'ŞİMDİLİK BEKLESİN'

İfşa edilecek belgeler arasında İstiklal Mahkemeleri'ne ait 962 dosyanın
olup olmayacağı konusunda son sözü Meclis Başkanı Şahin söyledi ve bu
belgelerin şimdilik açıklanmasını onaylamadı.

Meclis arşivlerindeki kozmik odada saklanan İstiklal Mahkemesi dosyalarının
açıklanıp açıklanmaması konusunda Şahin'in bilgisine başvuran ve bir rapor
sunan Meclis bürokratları, 'Şimdilik beklesin' yanıtı aldılar.

Yaklaşık 90 yıldır tartışılan İstiklal Mahkemesi kararlarına ait dosyalarla
ilgili AKŞAM'ın sorusunu yanıtlayan Meclis Başkanı *Mehmet Ali Şahin, 'Bu
dosyaları otomasyon projesinin dışında tutuk. Bugün itibarıyla bu dosyaların
projeye dahil edilmesini düşünmüyorum'* yanıtını verdi. TBMM'nin kurulduğu
23 Nisan 1920 tarihinden birkaç gün sonra, 29 Nisan 1920 tarihinde kabul
edilen yasa ile kurulan İstiklal Mahkemeleri, Cumhuriyet'in ilanından sonra
da 1927 yılına kadar görevini sürdürmüştü.

YETKİ ŞAHİN'İN

Meclis Yönetmeliği'ne göre, 'İstiklal Mahkemeleri'ne ait dosyalarda her
türlü inceleme Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nın oluru ile
yapılabilir.'

Bu konuda son kararı verme yetkisine sahip olan ve şimdilik 'hayır' diyen
Meclis Başkanı Şahin, ilerleyen zamanlarda 'olur' verirse, İstiklal
Mahkemeleri'nin çok tartışmalı kararlarına dayanak teşkil eden 962 dosya
kamuoyunun bilgisine sunulacak ve Türkiye geçmişi ile yüzleşecek.

ÖNCE ARAŞTIRMACILARA...

TBMM arşivlerinde saklanan ve iki yıl önce kurum içi incelemeye açılan 12
milyon orijinal belge, Meclis tarafından yürütülen 'Otomasyon Projesi'
çerçevesinde açıklanacak. Meclis Başkanı Şahin, bu belgelerin sadece kurum
içi otomasyonla sınırlı kalmaması ve kamuoyuna açıklanması konusunda gerekli
talimatları verdi. Belgeler, kurumsal otomasyon ağına tümüyle yüklendikten
sonra sırasıyla akademisyenlerin, araştırmacıların ve ardından tüm
kamuoyunun bilgisine açık hale gelecek.

Meclis'in otomasyon sistemine geçirilecek 12 milyon belge arasında Meclis-i
Ayan, Meclis-i Mebusan dönemlerine ait belgeler de bulunuyor. Yine TBMM'nin
kurulduğu 23 Nisan 1920 tarihinden bugüne kadar geçen süreçte verilen kritik
kararlara ilişkin orjinal belgeler ile Milli Birlik Komitesi, Cumhuriyet
Senatosu, Temsilciler Meclisi, Milli Güvenlik Konseyi dönemlerine ait
kararlar, komisyon raporları, görüşme tutanakları da incelemeye açılacak.
Kamuoyu ile paylaşılacak dosyalar arasında, Meclis Başkanlık Divanı karar ve
tutanakları gibi yasama evrakları ile üyelerin özlük dosyaları, evrak
kayıtları gibi belgeler de yer alıyor.

*İstiklal Mahkemesi'nce idam cezasına çarptırılan isimler arasında, Doğu
Anadolu'da isyan çıkarmakla suçlanan Şeyh Sait de bulunuyor. Şeyh Sait,
çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu çerçevesinde yakalanıp Doğu İstiklal
Mahkemesi'nce ölüm cezasına çarptırıldı ve 29 Haziran 1925'te idam edildi.*

*Yeniden gereksinim duyulan İstiklal mahkemeleri'nin Kurulması,Özellikleri
Ve Uygulamaları *

T.B.M.M. ülkedeki her türlü asayiş bozucu olayı önlemek amacıyla 29 NİSAN
1920 tarihinde "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti. Bu kanuna göre
T.B.M.M.'nin meşruluğuna sözle, yazıyla ya da fiilen muhalefet edenler,
"Vatan Haini" Vaaz ve konuşmalarında halkı vatana ihanet suçuna teşvik
edenler geçici kürek cezasıyla cezalandırılacak, bu faaliyetleri sonucu olay
çıkarsa idam edileceklerdi. Kanun bu suçları işleyenlerin bidayet
mahkemelerince yargılanacakları hükmünü getiriyordu (16).

Bu kanun uygulamaya konulmuş, ancak bidayet mahkemelerinin kanunun amacına
ulaşmasında yetersiz kaldığı gözlemlenmişti. Bunun üzerine, yapılan
çalışmalar sonucu 11 EYLÜL 1920 tarihinde "Firariler Hakkında Kanun" kabul
edildi.

Bu kanuna göre hükümetin teklifi ve T.B.M.M.'nin onayıyla "İstiklal
Mahkemeleri" oluşturulacaktı. Bu mahkemelerde görev yapmak üzere T.B.M.M.
üyeleri arasından oy çokluğuyla üç mebus seçilecek ve içlerinden biri
mahkeme başkanı olacaktı. Mahkemelerin kararları kesin olup, infazından
askeri ve sivil bütün devlet memurları sorumluydu. İstiklal mahkemelerinin
emir ve kararlarını uygulamayanlar, uygulamada ihmal gösterenler aynı
mahkeme tarafından yargılanacaktı (17).

Firariler hakkında kanun çerçevesinde 18 EYLÜL 1920 tarihinde Erkan-ı
Harbiye-i Umumiye Reisi (Genel Kurmay Başkanı) İsmet Bey hükümet adına, 14
mıntıkada İstiklal Mahkemesi kurulmasına ilişkin teklifi Meclis'e
sunacaktır. Bunlardan özellikle yedisinin acilen kurulması gerektiği
bildirilecektir. Aynı gün yapılan oylamayla bu yedi İstiklal Mahkemesinin
(Kastamonu, Eskişehir, Konya, Isparta, Ankara, Kayseri ve Sivas)
oluşturulmasına karar verilmiş, mahkeme üyeleri seçilmiş (18) ve görev
yerlerine gönderilmiştir.

26 EYLÜL 1920 tarihinde kabul edilen "İstiklal Mahkemeleri Kanunu'nun
Birinci Maddesine Müzeyyel Kanun" ile mahkemelerin yargılanacak suçlara
ilişkin yetkileri artırılmıştır (19).

31 TEMMUZ 1922 tarihinde kabul edilen "İstiklal Mehakimi Kanunu" ile gizli
oyla seçilen üç mahkeme üyesine bir savcı ve bir yedek üye seçilmesi
kararlaştırıldı. Kanunda cezaların derhal infaz edileceği, idam cezalarının
T.B.M.M. tarafından incelenip onaylanmasından sonra infaz edileceği hükme
bağlanmıştır. Her İstiklal Mahkemesinin ayda bir T.B.M.M.'ne hüküm özetleri
ve çalışma takvimini göndereceği belirtilmiş, ayrıca İstiklal Mahkemelerini
ilgilendirecek suçların kapsamı genişletilmiştir (20).

İstiklal Mahkemelerini ilgilendiren olayların ilk tahkikatı hükümetçe
yapılarak dosya mahkemeye gönderiliyor, mahkeme heyeti tarafından gerekli
inceleme yapılıp, noksanlar tamamlandıktan sonra yargılama başlıyordu.
Yargılama kesinlikle halka açık olarak yapılıyor (21) ve mahkeme tarafından
verilen hüküm derhal infaz ediliyordu.

Mahkemeler Meclis'e bağlıydı. Yargı yetkisini Meclis adına kullanıyorlardı.
Yargı usulü basit, açık ve çabuktu. Kararlarını vicdani kanaatlerine göre
veriyorlar ve bu kararlarından dolayı sorumlu tutulamıyorlardı. Bu kadar
geniş yetkilerine rağmen haklarında yeterli delil bulunamayan sanıklar berat
edebiliyordu. Mahkemeler kendi mıntıkalarındaki yargılamalar hakkında
İçişleri Bakanlığına ve Meclis'e rapor sunuyorlardı. Böylelikle mahkemelerin
uygulamaları hakkında Meclis bilgilendiriliyordu (22).

İstiklal Mahkemelerine kasten şikayette bulunanların aynı mahkeme tarafından
isnat ettikleri suçla yargılanmaları hükmü, haksız ithamlarda bulunabilecek
şahısları ürkütüyor ve sebepsiz yere yargılamanın önüne geçilmiş oluyordu
(23).

İstiklal Mahkemelerinin ilgi alanına giren başlıca suçlar şunlardır; *askerden
firar, vatana ihanet, ayaklanma, casusluk, bozgunculuk ve aleyhte
propaganda, soygunculuk, görevini kötüye kullanma, halka eziyet ve baskı,
asker ailesine saldırı, Tekalif-i Milliyeden mal kaçırmak, cinayet, düşman
işgalinden yararlanıp kanunsuz hareketlerde bulunmak, düşmana yardım ve
işbirliği, düşman ordusuna katılmak* (24). Bu suçlar dışında kalan suçlarla
bidayet mahkemeleri ilgileniyordu.

Yargılanan şahıslara verilen cezalar ise genelde şu şekilde sıralanabilir:
Asılarak veya kurşuna dizilerek idam, kalebent, kürek, ağır hapis, sürgün,
dayak, zararı ödetme, görevden uzaklaştırma, halk ve asker önünde teşhir,
milli mücadelenin sonuna kadar gözaltına alma, mal ve mülküne el koyma,
evini yıkma, asker kaçağı yerine en yakınını askere alma, köy ve mahalleden
ağır para cezası alma (25).

Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz gibi hiçbir ihmale yer vermeyecek
önemdeki olaylar öncesinde İstiklal Mahkemeleri pekçok ceza vermiştir. Ancak
Meclis zabıt cerideleri incelendiğinde bu dönemler sonrasında pekçok konuda
Meclisinin af kararları aldığı görülmektedir.

İstiklal Mahkemeleri çalışma süreleri hiç kimseye ayrıcalıklı
davranmamıştır. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında eşkiyalık yapan bir çete
uzun uğraşlardan sonra yakalanmış, ancak muhafazalarından sorumlu yüzbaşının
ihmali nedeniyle kaçmayı başarmışlardır. Ankara İstiklal Mahkemesi üyesi
Kılıç Ali Bey'in akrabası olan bu yüzbaşı aynı mahkeme tarafından
yargılanmış ve askerlikten tard edilerek onbeş sene hapis cezasına
çarptırılmıştır (26).

Maraş mebuslarından Tahsin Bey'in bir cinayet olayıyla ilgisi nedeniyle
Meclisten dokunulmazlığın kaldırılması istenmiş ve ardından, yargılanarak
hapis cezasına çarptırılmıştır (27).

Anadolu'daki bazı tutukluların Ankara'ya gönderilmesi konusunda gönderilen
emir vali tarafından aksatılmış ve bunun üzerine vali yargılanmak üzere
Ankara'ya çağrılmıştı. İçişleri Bakanının kendisine kefil olması üzerine bir
maaşının kesilmesi hükmüne varılmıştı (28).

İstiklal Mahkemelerinin adil çalışmalarına en güzel örnek Ankara 1 Numaralı
İstiklal Mahkemesi ile İsmet Paşa arasında Mustafa Kemal Paşa'ya İzmir'de
düzenlenen suikast girişimi soruşturması sırasında meydana gelen olaydır.

Mahkeme soruşturmada bazı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyelerinin de
fiilen suikast girişimine katıldığını tespit edince Ankara Polis Müdürü
Dilaver Bey'e telgraf çekerek Kazım Karabekir Paşa'nın tutuklanmasını
emretmişti. Başbakan İsmet Paşa olayı haber alır almaz İstiklal Mahkemeleri
Kanunu'na aykırı olarak Karabekir Paşa'nın serbest bırakılmasını istemişti.
Dilaver bey bu isteği yerine getirmiş, ancak sorumluluk altına girmemek için
durumu İzmir'de bulunan İstiklal Mahkemesi'ne haber vermişti. Bunun üzerine
mahkeme heyeti Polis Müdürüne çektiği telgrafta Karabekir Paşa'nın ve
mahkeme uygulamalarına engel olan Başbakan İsmet Paşa'nın derhal
tutuklanmasını emretmişti. Başbakanla mahkeme heyeti arasında meydana gelen
bu olay Gazi'nin kulağına gitmiş ve mahkeme heyetini çağırarak bilgi
almıştı. Kendisine durumun arz edilmesi üzerine İsmet Paşa'ya derhal bir
telgraf çekmiş, İstiklal Mahkemeleri Kanununa aykırı hareket etmemesini
isteyerek derhal İzmir'e gelerek mahkeme heyetine bilgi vermesi talimatını
vermişti (29).

Bu denli dikkatli ve hassas çalışan İstiklal Mahkemelerinin kararlarıyla üç
sene içinde vatana ihanet, casusluk ve bozgunculuk suçlarından 1054 kişi
idam edildi. 2696 kişinin idamları askerden yeniden kaçmaları halinde
uygulanmak üzere şartlı olarak affedildi. 243 kişiye gıyabında idam cezası
verildi. Diğer suçlardan ise 1786 kişi kalebent ve kürek cezasına
çarptırıldı. 11744 kişi beraat ederken 41768 kişi ise genellikle dayak olmak
üzere çeşitli hafif cezalara çarptırıldı (30).

Milli Mücadele esnasında EYLÜL 1920 ile MAYIS 1923 tarihleri arasında 14
İstiklal Mahkemesi görev yaptı. Bu süre zarfında Ankara 1 numaralı İstiklal
Mahkemesi görevine aralıksız devam eden tek mahkeme oldu (31).

Sonuç

İstiklal Mahkemelerinin Bolşevik İhtilalinin kapalı, gizli ve terörist
ÇEKA'larına benzetenler olmuştur (32). Oysa Çeka'lar hiçbir kanuna bağlı
olmadan hiçbir hukuk sistemiyle bağdaşmayan uygulamalar yapan çetelerdir.
Moskova Antlaşmasını imzaladıktan sonra yurda dönerken Tiflis'te Çeka
tarafından tutuklanarak sorgulanan Riza NUR, anılarında bu örgütün
çalışmalarını detaylı olarak anlatmaktadır (33).

Fransız İhtilal Mahkemeleri, İstiklal Mahkemeleriyle karşılaştırılırsa, bu
mahkemelerin tam anlamıyla terör estirdiği, 1793 yılında sadece Paris'te
2774 kişi olmak üzere tüm Fransa'da 17.000 kişiyi idam ettirdiği görülür.
Hüküm giymeden idam edilenlerle bu sayı 40.000'e çıkar. Oysa üç sene boyunca
İstiklal Mahkemeleri tarafından vatana ihanet, casusluk ve bozgunculuk
suçlarından 1054 kişi idam edilmiştir. Bu rakamlar İstiklal Mahkemelerinin
farklılığını açıkça ortaya koymaktadır.

Samet AĞAOĞLU, İstiklal Mahkemelerini şu şekilde değerlendirmektedir.
*"Kuvvetini
yalnız Milli İradeden alan üç adam yalnız başına, silahsız, dağdan dağa,
köyden köye, istiklal ve milli şeref duygu ve idealinin kanlı ve merhametsiz
kılıcını taşıyarak gafilleri, satılmışlar temizlemek suretiyle zafer yolunu
ordulara açacaktır"* (34).

Ankara 1 numaralı İstiklal Mahkemesi üyesi Kılıç Ali ise "İstiklal
Mahkemeleri'nin adilane faaliyeti, kurt ruhu taşıyanlara bir koyun sükuneti,
koyun gibi yaşayanlara bir aslan masumiyeti vermişti... Bilhassa milletin
hayat ve hürriyetini yıkmak, mefkuresini sarsmak, maddi ve manevi
kuvvetlerini kırmak kastinde olan hainler, asiler, mürtecilerle siyasi
caniyane maksatlara cesaret eden ve alet olanların amansız bir adalet
divanı" (35) ifadelerini kullanmaktadır.

Enver Berhan ŞAPOLYO, İstiklal Mahkemeleri'nin Türk Milli Mücadelesindeki
önemini şu sözlerle değerlendiriyor: *"Eğer bu mahkemeler kurulmamış
olsaydı, casuslar, gizli propagandacılar, davamızı içten çökerteceklerdi. Bu
dehşet, memleketimizi yıkmak isteyen hainlere göz açtırmadı. Ecnebi
casusları, padişahın adamları, cahil halkın isyanları, asker kaçakları, bu
mahkemelerin süratle iş görmelerinden yıldılar. İşte bu hainlere gevşek
davranılsa idi, bu mukaddes dava kazanılamazdı. İstiklal Mahkemelerinin
Milli Mücadelede hizmetleri büyük olmuştur*"(36).

Gene Samet AĞAOĞLU "Kuvay-ı Milliye Ruhu" adlı kitabında son olarak, şu
yargıya varmaktadır." İstiklal Mahkemeleri büyük Meclisin ağır bir seri
yenilmelerden sonra zaferi sağlamak için aldığı tedbirler arasında milli bir
şeref abidesi olarak tarihe geçmiş bulunmaktadır" (37).
İstiklal Mahkemeleri var olmakla yok olmak arasındaki bir mücadelede
zorunluluktan doğmuş müesseselerdir. Dönemleri içinde Türk Milleti'nin var
olmasını sağlayan en önemli unsurlardır. İstiklal Mahkemelerinde görev yapan
üyelerin en az cephede savaşan mehmetçik kadar bu kutsal zaferin
kazanılmasında payı vardır.

(alıntıdır)



-- 
"Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetişerek başının
üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri, çok
iyi incelemek dikkatinden, bir an vazgeçmesin!"
****
"Vatandaşlar! Vatanınızda herhangi bir şahsı, istediğinizi sevebilirsiniz;
kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evlâdınız gibi, sevgiliniz
gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, millî mevcudiyetinizi bütün
sevgilerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye
sebep olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz." Mustafa
Kemâl ATATÜRK-1925
"Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmazlar!" ATATÜRK





-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap