Kimden: Suay Karaman [email protected]
 *15 Şubat 2010 tarihinde Ulus Gazetesi'nde yayınlanan yazımı gönderiyorum.*
*-------*

*ÇUVAL*



Suay Karaman     Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri



4 Temmuz 2003 tarihinde Irak'ın kuzeyinde Süleymaniye kentinde Türk
Askeri'nin başına çuval geçirten ABD'li General Ray Odierno, resmi
temaslarda bulunmak üzere ülkemize geldi. Olayın olduğu günlerde ülke olarak
çok öfkelenmiştik, çok kızmıştık. Ancak başbakan ile dışişleri bakanı,
"büyük devletlere tepki verilmez" anlamına gelen, anlamsız sözlerle olayı
önemsememişlerdi.



İşin en ilginç yanı ABD'li generalle yapılan toplantıya, ordumuzdan bir
orgeneralin ve bir tümgeneralin de katılmış olmasıydı. Hükümetin bu
politikalara karşı olan duyarsızlığı bilinmektedir. Bu yüzden hükümet
kanadından toplantıya katılanlar normal karşılanabilir. Ancak ordumuzun iki
generalinin bu toplantıya katılması tuhaftır. Çünkü bunun sonucunda
ordumuzun da, istemeden de olsa çuval olayını kabul ettiği anlamı
çıkartılabilir.



Çuval geçirten ABD'li general hiç bir şey olmamış gibi ağırlanmış,
toplantılar yapılmış, şüpheli olan onuruna yemekler düzenlenmiş, bu toplantı
ve yemeklerde bulunmaması gerekenler, orada bulunmuşlardır. Bu olaylardan
çok büyük derslerin çıkartılması gerekmektedir..



Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik savaş uygulanıyor
derken, birçok subayımız intihar ederken ve birçok askerimiz terör sonucunda
şehit düşerken, Mustafa Kemal Atatürk'ün ordusunun böyle bir toplantıya
katılması düşündürücüdür.



Çuval olayından sonra sürekli Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üzerine gidilmiş,
psikolojik operasyonlarla yıpratılmış ve kıpırdayamaz, hatta sesini
çıkaramaz duruma getirilmiştir. Aslında TSK, ses çıkarmaktan aciz değildir
ama öyle bir ortam oluşturuldu ki, artık TSK adına yapılan her açıklama
toplumda olumsuz karşılanmaktadır.



Kendi sivil dikta düzenlerini kurmak isteyenler çekindikleri, korktukları ve
şüphelendikleri TSK Karargahına girebilmek için, emperyalist güçlerin
desteğiyle her türlü yolu denemeye başladılar. Uydurma ve sahte nedenlerle
TSK Karargahı basıldı ve günlerce arandı. Bu yapılan baskına, dünyanın
hiçbir demokratik ülkesinde rastlamak mümkün değildir. Ve dünyanın hiçbir
demokratik ülkesinde, kendi ordularını,  çete ile eş gören bir anlayış
yoktur ve olamazda. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, bir düşman ordusu olarak
görenler için hainler kelimesi bile yetersiz kalmaktadır..



Cami bombalamak, suikast düzenlemek, balyoz ve benzeri gibi planlar yapmak,
TSK'nin işi değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır. Toplumda en güvenilir
kurumların başında gelen TSK'ye olan güveni sarsmak için, siyasi iktidar,
yandaş basın ve emperyalist güçler tarafından planlı ve bilinçli bir şekilde
yapılan bu saldırılar, yurtsever insanlar tarafından çok iyi bilinmektedir.
Amaç Atatürk İlke ve Devrimleriyle özdeşleşen laik ve demokratik, sosyal bir
hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni, ılımlı İslam denen, ne olduğu
belirsiz bir ideolojiye doğru sürüklemektir. Amaç ulusal devletin ve ulusal
ordunun belinin kırılmasıdır. İşte bu nedenle tüm karanlık oyunların saldırı
odağında Türk Silahlı Kuvvetleri bulunmaktadır.



TSK'ye yapılan bu saldırılarla ilgili olarak, kapalı kapılar ardında
başbakanla görüşmeler yapmak ya da siyasi iktidarın çoğunlukta olduğu,
başkanlığını Çankaya'daki AKP'linin yaptığı Milli Güvenlik Kurulu
toplantılarında çözüm beklemek saflık olur. Bunun için ordunun tepkisini
demokratik sınırlar içinde dile getirmesi ve asimetrik psikolojik savaş
uygulayanlara karşı hukuk yollarına başvurulması gerekmektedir..





Ulus Gazetesi, 15 Şubat 2010.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Attachment: ÇUVAL.doc
Description: MS-Word document

Cevap