16 Şubat 2010
  <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12050>
 <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12079#>

   *Sabahattin ÖNKİBAR*
  Teröriste hakim ayarlayan Hükümet!

Ne diyor Hatip Dicle;  - "İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Ahmet Türk'e
Habur'dan giriş yapacak PKK grubunun serbest bırakılması için hakimler
ayarlandı, müsteşarımı da gönderiyorum demiş!"
Dicle bunu nerede söylemiş?
Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde. Söyledikleri tutanağa girmiş!
İfşaatı yapan Hatip Dicle kim?
Leyla Zana'larla beraber yıllarca hapis yatan HEP eski miletvekili ve halen
Kürdistan Topluluklar Birliğinin Türkiye Meclisi Üyesi. (KCK-TM)
Peki Dicle'nin ifade ettiği gibi Bakan Atalay'la, Ahmet Türk arasında Habur
öncesinde böyle bir görüşme oldu mu?
Oldu ve buna bütün medya da tanıklık etti.
Hal ve ifşaat bu iken Beşir Atalay iddiayı ısrarla inkar ediyor.
E içeride gizli bir kamera olmadığına göre illa budur demek de mümkün değil!
Bu olayla da görülmüştür ki açılım olayında Tayyip Erdoğan'ın görüşme
talebine kamera şartını getiren Deniz Baykal haklı çıkmıştır. Öyle ya,
yapılan görüşme çarpıtılsa ne cevap vereceksiniz?
Gelelim Beşir Atalay'ın Ahmet Türk'e böyle bir sözü verdiği iddialarını
kuvvetlendiren delillere?
Birinci boyut mahkemenin akla hayale gelmeyecek şekilde Habur'da seyyar
olarak kurulması hadisesidir ki, sadece bu uygulama bile kafa
karıştırmaktadır.En önemlisi, verilen hüküm, yani PKK'lıların neye dayanarak
serbest bırakıldığıdır?
*Ortada pişmanlık yok, tersine meydan okuma varken ki bu durumu hiç kimse
inkar etmiyor, seyyar mahkeme tam tersi davranabilmiştir.
*Başka bir anlatımla PKK grubu, "*Ben pişman olup gelmedim, Sayın Abdullah
Öcalan'ın mesajını getirdim ve örgütüme bağlıyım"*  ifadesine rağmen
hakimlerimizce adeta  "*Hayır sen pişman oldun da farkında değilsin"*  gibi
bir yaklaşımla serbest bırakılmıştır.
Sorarım size böyle bir tablodan sonra Hatip Dicle'nin iddiaları dikkate
alınmaz mı?
Bırakın Hatip Dicle'nin ifşaatlarını, sadece Habur'da yaşananlara bakılsa
bile bir şeylerin ayarlandığına hükmetmek için dahi olmak mı gerekiyor?
CHP'nin konuyu gensoru ile Meclis'e getirmek istemesi her türlü takdirin
üstündedir.
*Habur'da olan hadise adalet kavramının siyasete nasıl oyuncak yapıldığının
net vesikasıdır.
*

*SALI HARİÇ...
Bahçeli haftanın 6 günü kapalı!*
Bakın Hatip Dicle; AKP, hakimleri ayarladı gibi dehşet bir ifşaat yapıyor,
Bahçeli'den tık yok. TEKEL işçisi tam 60 gündür Ankara'nın göbeğinde eylem
yapıyor, Bahçeli onca ısrara rağmen oraya da gitmiyor. Türkiye'yi sel aldı
pek çok yer sular altında, yaşı 70'i geçen Deniz Baykal soluğu hemen sel
bölgesinde alıyor, Devlet Bey yine seyrediyor. Ocak ayı enflasyonu yüzde 2
olmuş, işsizlik yine yüzde 13'ün üstünde, çarşı-pazar yanıyor, Bahçeli yine
umursamıyor ve bir açıklama olsun yapmıyor. Görüyorsunuz hangi gelişme
yaşanırsa yaşansın Devlet Bahçeli haftanın 6 günü kapalı. Sadece Salı'dan
Salı'ya muhalefet ediyor ki, o da kürsüden başkalarının yazdığı yazılı metni
okumak şeklinde oluyor. Bazen yazılı metnin dışına çıkarak,  "MHP grubuna
bir metre yanaşana gösteririz" diyor ama o da tepki alıyor.
Söyleyin ben bu durumu eleştirmeyeyim de ne yapayım Allah aşkına? MHP,
Bahçeli'nin dükkanı mıdır ki istediği zaman açıp kapatsın. Yahu böylesine
müsait bir ortamda Bahçeli birazcık, minnacık kıpırdasa MHP yüzde 25'leri
aşmaz mı? Ey ülkücüler, Tayyip Erdoğan haftanın
7 günü koşturup çırpınırken Bahçeli'nin bu hali sizi rahatsız etmiyor mu?


*TEKELLEŞME...
Cevizli arazisi ve Unkapanı binası!*
TEKEL özelleştirilirken ne hikmetse Cevizli'deki dev arazi özelleştirme
kapsamına alınmadı ve Maliye'ye devredildi. Devreden ise Tayyip Erdoğan'ın
başkanı olduğu Özelleştirme Yüksek Kurulu. Nasıl oldu, niçin oldu derken iş
ortaya çıktı. *434 dönümlük muhteşem arazi bugün kabinede olan pek çok ismin
danışman olduğu Ülker'e yani onun kurmayı düşündüğü üniversiteye verildi.
İlginçtir bu haber medyada yer bulmadı; çünkü Ülker malum iyi reklam veren
bir grup. Derken dün Necati Doğru yazdı,* meğer *Unkapanı'ndaki TEKEL binası
da bir yandaşa verilmiş.* Kamuoyunda ortakları çok tartışılan *Medipol
Sağlık Grubu, TEKEL'in İstanbul'daki Merkezine sahip oldu.* Görüyorsunuz
Kamu'nun değerli arazi ve binaları özelleştirme sürecinde bile birileri
adına bloke ediliyor... Medya teslim alındı peki ya muhalefet kıyameti niçin
koparmıyor?


*SİYASİ...
İl başkanı valilerle, gümüş yüzüklü valiler!*
Tek parti ya da Milli Şef döneminde rejimin bir gereği olarak Valiler devlet
partisi olan CHP'nin aynı zamanda il başkanıydı. Malum AKP güruhu ve Tayyip
Bey bu durumu sık sık istismarlarına malzeme yapar. Doğrudur; valilerin il
başkanı olması elbette kabul edilemez ama o dönemde CHP zaten tek ve de
devletin partisi idi. Dahası, CHP'nin adı sadece partiydi ki gerçekte
kamunun siyasi örgütlenmesi hüviyetindeydi. Gelelim bugüne... Malum 1946 ama
fiilen 1950 sonrası Türkiye'de düzen değişti ve çok partili sisteme geçildi.
Dolayısı ile valilerin konumu dahil pek çok şey farklılaştı. Hal bu iken
1950'den bugüne ilk defa tıpkı Milli Şef günlerindeki gibi yine adeta siyasi
valiler süreci başladı. Tamam fiili olarak il başkanlığı yok ama valilerin
bazıları tartışmasız o işlevi görüyor. Buzdolabı dağıtanlardan, Başbakan'a
kürsüde bir siyasi gibi açıktan methiye düzenlere kadar farklı vali
örnekleri ilk defa bu dönemde ortaya çıktı. Literatürde bunların adı gümüş
yüzüklü valilerdir ki, emin olun bunlar, il başkanı olan eski dönem
valilerden bin kere daha hedefe oturtulmayı hak ediyorlar.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap