*20 Şubat 
2010*<http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12121>



*Sabahattin ÖNKİBAR*

Dönülmez akşamın ufku ve ilan edilmemiş iç savaş!

Daha önce yazdım yine yazıyorum.   Kargaşalar yaşanmaksızın Cemaatler, AKP
ve Tayyip Erdoğan iktidarını teslim etmeyecek!
Öyle çünkü iktidarı teslim ettikleri gün ikinci bir mahşer misali  hesaba
çekileceklerini ve bedel ödeyeceklerini biliyorlar.
Bir süredir aslında şeklen var olan bazı kurallar da artık askıdadır.
Bundan böyle artık gücün hukuku mutlak olarak egemen olacaktır ki eşyanın
tabiatı gereği iktidar erkini elinde tutan malum cephe büyük bir avantaj
sahibidir.
Baskılar, zulümler, manipülasyonlar, karalamalar, saptırmalar artık
sıradanlaşacaktır.
Evet, Türkiye adeta ilan edilmemiş bir iç savaşa yol alıyor!
Abartıyor muyum?
Savcıların birbirine komplo kurduğu, TSK mensuplarına ve hatta  kurumsal
kimliğine rezil tezgahların yapıldığı bir sürecin yaşandığını kim inkar
edebilir?
Bir devlet düşününüz ki kurumları gırtlak gırtlağa olsun!
Bir devlet düşününüz ki bırakın kurumlar arası çatışmayı, kurumlar kendi
içinde bile parçalara bölünmüş olsun! Biri diğerine kafir ya da hain diye
baksın!
Bir devlet düşününüz ki Ordusu bizatihi iktidar sahipleri tarafından adeta
düşman olarak algılansın!
Bir devlet düşününüz ki polisi başka başka merkezlerden emir alsın ve bunu
uygulasın!
Bir devlet düşününüz ki halkı durduk yerde politize edilsin, etnik ve dinsel
ayırımcılıklarla tahrik edilsin!
Sorarım size böyle bir devletin ayakta kalma şansı olabilir mi?
Maalesef AKP'nin Türkiye'yi getirdiği yer burasıdır.
Tablo zerre abartısız Mustafa Kemal'in 'Gençliğe Hitabesi'ndeki manzarayı
çağrıştırmaktadır.
Buradan hareketle artık denizlerin dalgalanmadan durulması beklenemez!
Evet, Türkiye tabir yerinde ise dönülmez akşamın ufkundadır ve vakit de
geçmek üzeredir.
Yapılması gereken meşru sınırlar içinde devlete sahip
çıkılmasıdır.
Üniversite öğrencisiyken 12 Eylül günlerine yakından tanıklık eden biri
olarak Devlet-i Ebed Müdded bağlamında bugünkü tablonun o döneme kıyasla on
kere daha ağır olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Hayır, hiç kimse bu satırlarımdan yeni bir askeri müdahaleyi çıkarmamalıdır.
Müdahaleler çözüm olsaydı, Türkiye her 10 yılda bir aynı girdaba girmezdi.
Peki, çözüm mü?
Bu ülke için sorumluluk hisseden herkes, bana ne demeden AKP'yi durdurma
adına karıncanın yangını söndürmeye su götürmesi misali imkanı ölçüsünde
katkı sunmalı yani muhalefet kitleselleştirilmeli ve AKP seçime
zorlanmalıdır... Aksi takdirde Yargı ve polise sızan kanser mikrobunun
devleti çökertmesi mukadder olacaktır.


*SERVİS... **
Başbuğ'a dinleme şantajı mı?*
Dedik ya bunların elinde herkesle ilgili dinleme kasetleri var ve bunları
arşivlerde saklıyorlar. Zamanı geldi mi de servise koyuyorlar. Son olarak
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'la ilgili bir kaseti servis
ettiler. İlker Başbuğ'un,  "Bildiklerimi açıklarım"  demesiyle bu güruh
aklınca şantaja başladı ve adeta, sen bildiklerini açıklarsan biz de
konuştuğun her şeyi ortaya dökeriz mesajını iletti. Kuşkusuz Orgeneral
Başbuğ elbette bu tür şeylerden etkilenmeyecek ve açıklaması gerekenleri bir
bir açıklayacaktır. Bu olay da gösteriyor ki bu güruhun kuralı, ahlakı,
ölçüsü yoktur. Sadece emir aldıkları merkezin rızasını almak adına hareket
ediyorlar. Peki ama o "elemanlar" Genelkurmay Başkanını bile dinletecek bu
teknik donanımı ve cesareti hükümetin bilgisi olmaksızın bulabilir mi?


*İSTİSMAR... **
İktidarı methiyeye kaç para, TMSF demokratı!*
Bu sütunu izleyenler bilir, haftalardır Mehmet Altan'ın devlete ve millete
ait TMSF'ye bağlı Cine-5 Televizyonundan kaç para aldığını sormuş ve son
olarak da aldığımız bir duyuma dayanarak ayda 50 milyar maaş aldığını
duyurmuştuk. Milliyet'ten Melih Aşık, Sözcü'den Emin Çölaşan, Vatan'dan
Mustafa Mutlu, bunu sütunlarına taşımıştı. Mehmet Altan dün konuyu
çarpıtarak kendisinin devlete ve millete ait bir televizyondan kaç lira maaş
aldığını sormayı klasik istismarına alet ederek andıçlama olarak sundu. Tam
ona yakışan bir tavır! İktidarla olan özel ilişkilerin ile methiye karşılığı
onlarca milyar para alacaksın, sonra kaç lira aldığını soranlara da
andıçlıyor diyeceksin!.. Ondan sonra da demokratlık pozları... Hadi oradan
TMSF demokratı!.. Kıvırma da açıkla, kaç para alıyorsun?
*NOT:* Akşam saatlerinde Cine-5 yönetimi, tepkiler üzerine Mehmet Altan'ın
işine son verdi.


*ACUL...  **
Erzurum'dan İstanbul'a gönderilen evrak!*
Yaşananlar malum, Erzurum'daki soruşturmayı götüren özel yetkili savcı Osman
Şanal, HSYK tarafından yetkisinin alındığını duyar duymaz evrakı, kendi
yerine atanan özel yetkili savcıya teslim etmesi gerekirken, hemen
İstanbul'a gönderdi. Sahi neden İstanbul? Keza Adalet Bakanı'nın bu konuda
yaptığı çelişkili açıklamalar onun da bu işlerden haberdar olduğunu
göstermiyor mu? Amaçları belli ki 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'i yaka paça
ifadeye getirtmek. Merak ediyorum Hilmi Özkök gibi bir emeklinin yanına
giden savcılar acaba muvazzaf Saldıray Paşa'nın yanına gidecek mi?..
Ankara'da bazı çevreler bu durum için, bu şekilde Berk Paşa'yı tahrik edip
ifadeye gitmemeye zorlayacaklar ve akabinde emekliye ayırma düğmesine
basacaklar değerlendirmesini yapıyor.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap