"SAĞLIK" mağduru (!) yalancı Tayyip'e birkaç basit soru/ EMİN ÇÖLAŞAN
  HANİ sanatçı Nejat Uygur'u ziyaret etmek için GATA'ya gitmişti, oraya
türbanlı karısının alınmayacağını öğrenmişti ve bunu yıllar sonra oflaya
puflaya televizyonda anlatmıştı ya!.. Okuyucum bana yazmış, Tayyip'e
soruyor:
"-Eminanım ve kocası, acaba Nejat Uygur'u GATA'da değil de, başka bir
hastanede yatıyor olsaydı, ziyaret etmeye niyetlenirler miydi?
-Bu ziyarete Eminanım alınmayınca, Nejat Bey taburcu olduktan sonra, Uygur
ailesinin
evine acaba gittiler mi?
-Örneğin büyük sanatçımız rahmetli Cüneyt Gökçer aylarca Başkent
Üniversitesi Hastanesi'nde yattı. Onu acaba ziyaret etmişler mi?
-Türk kadını Türkan Saylan'ı ziyaret ettiler mi? Cenazesine bir çiçek
gönderdiler mi?
-GATA'da yatan ve tedavi gören nice ağır yaralı, uzuvlarını yitirmiş
gazilerimiz var. Bir gün olsun bunları -türbanlı veya türbansız- ziyaret
etmeyi arzu buyurdular mı? Bu konuda bir girişimleri oldu mu? Onlardan
birkaçını olsun daha sonra evlerinde ziyaret ettiler mi?
-Yoksa bütün amaç GATA'ya türban sokmak, buna izin verilmezse, zamanı
geldiğinde kendilerini siyaseten acındıracak rollere bürünmek olayı mıydı?
Yakın geçmişte Abdullah Bey'in karısı Hayrünnisa Hanım, başı bağlı olarak
GATA'ya girmişti. Eminanım ile bu hanım arasındaki büyük rekabeti hepimiz
biliyoruz. Hata birbirleriyle pek konuşmuyorlar, bir araya gelmekten
kaçınıyorlar. Acaba Eminanım'ın "Hayrünnisa türbanıyla GATA'ya girmişti, o
zaman benim de girmem gerekir" inadı mıydı bu?"
Valla ben bu okuyucu mektubu konusunda sadece aracıyım ve onu Emine-Tayyip
ikilisine iletmekle yükümlüyüm. Yanıt verirler veya veremezler, kendi
bilecekleri iştir!
*BİR "SAĞLIK" SÖMÜRÜSÜ DAHA*
SEVGİLİ okuyucularım, konuşmadan duramayan Tayyip geçtiğimiz Pazar günü
İstanbul'da bir özel hastanenin açılış töreninde nutuk attı. Kendileri
iktidar olmadan önce sağlık hizmetlerinin ne kadar kötü olduğunu,
kendilerinin bunu nasıl düzelttiğini anlattıkça anlattı. Bizim yalaka medya
da, başta televizyon kanalları olmak üzere bu konuşmasını aynen yayınladı.
(Biliyorsunuz, Tayyip iktidar olmadan önce Türkiye'de doktor, hemşire,
hastane mastane yoktu! İnsanlar sokakta ölürdü ve her şeyi Tayyip sıfırdan
kurdu!)
Şimdi bakalım, Tayyip Pazar günü neler demiş, geçmiş yıllarda başından geçen
bir olayı nasıl anlatmış:
"Kargasekmez'de giderken bizler ölümden döndük. (Belli değil ama herhalde
trafik kazasından söz ediyor.) Bunu ben Bolu'da yaşadım. Bizi Düzce'de bir
hastaneye getirdiler.
Komadayız. Sesleri hayal meyal duyuyorum. Kırıklar içindeyiz. Kıvranıyoruz.
Kan revan içindeyiz. Arkadaşlarımız da aynı durumda.
Hastanede bize sordular: "Sigortalı mısınız, emekli misiniz?"
Kendisinin yalancısıyım, Bolu Hastanesi bu durumda olan ve acıdan kıvranan
insanları almamış. "Kusura bakmayın, burası devlet hastanesi. Biz SSK'lıları
alamayız" demiş! Onun üzerine kendilerini Düzce Hastanesi'ne götürmüşler.
Tayyip bu feci manzarayı anlatırken "Biz damdan düştük" diyor ve geçmişte
sağlık hizmetlerinin ne kadar kötü olduğunu vurguluyor!
******
Şimdi Tayyip'e bu kez ben birkaç soru soracağım ve yanıt vermesini
isteyeceğim.
-Olayın Kargasekmez'de olduğunu söylüyorsun. Kargasekmez Ankara ile
Kızılcahamam arasındadır ve Ankara'ya uzaklığı 65-70 kilometredir. Orada
kaza geçiren insan doğal olarak Ankara hastanelerine getirilir. Senin oraya
200 kilometre uzaklıktaki Bolu ve Düzce hastanelerinde işin ne?
-Olayı "kırıklar içindeyiz, kan revan içindeyiz, kıvranıyoruz, komadayız"
diye anlatıyorsun. Dünyanın hangi hastanesi bu durumdaki bir hastaya veya
hastalara "SSK'lı olup olmadığını" sorar ve "Kusura bakma sen SSK'lısın, biz
sana bakamayız" deyip onları kilometrelerce ötede başka bir hastaneye sevk
eder?
Şimdi işin daha da önemli boyutuna bakalım sevgili okuyucularım...
Ben bu anlattığı olayda Tayyip'in doğru söylediğine asla ve kesinlikle
inanmıyorum. İstanbul'da özel hastane açılışında nutuk atarak yine kendisini
acındırıyor ve geçmişi kötülüyor. Anlattıkları tamamen mantık dışı.
Kargasekmez'den söz ediyor, burası Ankara'nın burnunun dibinde. O taktirde
ne işi var Bolu ve Düzce hastanelerinde?
Şimdi kendisine bir soru daha soracağım ve belgelerini isteyeceğim:
Hükümetin başındasın. Devletin bütün belgeleri emrinde ve hizmetinde. Bir
emir ver ve o hastanelere, arşive girip senin o zaman yaşadığın olayın
raporunu kamuoyuna açıkla! Şu raporları hele bir görelim.
Öyle ya, kendi iddiana göre kan revan içindesin, kırıklar içindesin,
kıvranıyorsun ve komadasın. Yanındaki sesleri hayal meyal duyabiliyorsun.
Böyle ağır durumda bir hastanın raporu o hastanelerin arşivlerinde mutlaka
vardır.
Buldur onları, açıkla ve sana inanalım. Bir emir verirsin, sana faksla
gönderirler.
Bunu yapmayacağını, yapamayacağını elbette biliyorum... Çünkü doğru
söylemiyorsun.
Eğer bunu yapamazsan, bir daha da kendisinin veya başkalarının sağlığı
üzerinden duygu sömürüsü yapıp kendini acındırmaya,bu yolla geçmişi
kötülemeye sakın ola ki, hiçbir zaman kalkışma.
Sağlık üzerinden sömürü yapmak, işin içine GATA'yı, türbanı, Kargasekmez
virajlarını, Bolu ve Düzce hastanelerini katarak kendini ve karını
acındırmaya kalkışmak ayıptır. Ayıbın da ötesinde, günahtır.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap