---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Cumhur UTKU

 *

TÜRK SUBAYININ SAHİBİ MİLLETTİR!



Cumhur UTKU*



HAKSIZLIK YAPILMAKTADIR



"Subaylar sahipsiz kaldı." deniliyor.

Hayır! Türk Subayına önce sıralı Komutanları sonra da milleti sahip çıkar.
Bunun böyle olduğunu görmek isteyenler tarihe bakabilirler. Tam itaat ve
sorumluluk bahanesiyle sessiz kalan sıralı komutanların subaylarının
arkasında olmadığını ve onların kirli oyunlara yem edilmesini
seyrettiklerini zannedilmektedir. Yanlıştır! Atatürk Ordusunun geleneğinde
durum böyle değildir.

Ne emeklisi ne astsubayı ve ne de genç teğmeni haksızlığa uğradığında yalnız
değildir. Ahde vefa devamlıdır. Bunu kanıtlamak gerekmez ve bir Milli
Ordu'da halk dalkavukluğu (popülizm) yapılmasına gerek duyulmaz. Hiçbir
modern ordunun komuta kademesi zulmü ve hakareti mazur göremez. Adalet,
devletin hukuk düzenini bozmadan sağlanmalıdır. Adaletsizliğe, zulme ve
hakarete uğrayanların hakkını arayacak örgütler siyasal partilerdir.



"Komutanlar istifa etmelidirler." deniliyor.

Hayır! Dört sarı yıldızı takabilmek herkesin harcı değildir. İstisnalar
olabilir ama öz olarak büyük bir çoğunlukla komutanlar halkın içinden gelen,
seçkin, kültürlü, bilgili, namuslu, vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak
sevgisi üstün ve de her an bu değerler uğruna ölmeye hazır vatanseverlerdir.
Duygularına yenilerek,"Komutan ya da Komutanların hepsi istifa
etmelidir."diyenler de tarihe bakmalıdır. Her defasında Komutanın
istifası, Orduda
dengeleri ve moralleri bozmuştur. Pes edip istifa etmek, intihar etmekle
eşdeğer değil midir? Onların istifa etmemesini savunmak da ne 'müesses
nizam'ı ne de 'statüko'yu savunmak demek değildir. Evet, inadına
söylemiyorum, kendimce bir gerçeği vurguluyorum: Komutanlar bu memleketin
vazgeçilmezleridir. Herkesten vazgeçilir, onlardan vazgeçilmez...



"Komutanlar NATO Paşasıdır." deniliyor.

Hayır! Bir Harbiyeli, NATO Savunma Kolejinde okumakla ve Uluslararası
İşbirliği Karargâhlarında çalışmakla hemen hain damgası yiyemez! Büyük
haksızlık yapılmaktadır. "Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhı'nda
görev yapmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Ordu komutanı ya da Kuvvet
komutanı olmak için sanki yazılı olmayan bir kural olmuştur." demek,
çalışkan ve vatansever insanlara bilgisizce, düşüncesizce çamur atmak
demektir. İstisnalar hariç onlar, temsil kabiliyeti yüksek, seçilmiş kurmay
subaylardır ve bu milletin çocuklarıdır. Aralarında NATO'cu ve Millici diye
-belki eskiden varsa bile- şimdi böyle bir ayrım yoktur. Milli bir Ordunun
Komutanlarından herhangi birinin "gayri milli" olması mümkün değildir.
Bilinmelidir
ki en küçüğünden en büyüğüne Türk Subayı NATO'cu değil millicidir. Subay,
Komutan olduğunda politik açmazların esiri olmaz. Onlar, Anadolu
topraklarında Türk askerinin gölgesine bile tahammül edemeyen bir Haçlı
zihniyetinin devam ettiğini, herkesten önce algılayanlardır.



"Komutanların sesleri İran olduğumuzda mı çıkacak?" diyorlar.

Böyle diyenler oyuna geliyorlar! Oysa Komutanlar, cemaat, tarikat, siyaset
ilişkilerini gayet iyi bilip öncelikle astlarını ve kendilerini koruyacak
şekilde tehdit değerlendirmesini yapan insanlardır. Savaşta din faktörünün,
barışta cihat çığlıklarının ne demek olduğunu da iyi bilirler. Türk Ordusu
Türkiye'nin dış siyasetinin oluşturulmasında ve buna bağlı olarak iç siyaset
uygulamalarında tutum, davranış ve duruşuyla diğer Ordularda olmayan bir
etkinliktedir. Bu gerçeğe rağmen Türkiye'de darbeler ve müdahaleler devri
kapanmıştır. Çünkü herhangi bir koşulda ve zamanda mevcut hükümete yapılacak
bir askeri müdahale bu kez eskiden olduğu gibi halkın desteğini alamaz. Bunu
da görevleri gereği üst düzey komutanlar siyaset erbabından daha önce ve
daha ayrıntılı olarak bilmektedirler.



"Komutanlar 'Ne ABD ne AB, Tam Bağımsız Türkiye!' diyemezler." diyorlar.

Elbette diyemezler/demezler. Çünkü onlar bilirler ki "Tam
Bağımsız"olabilmek için atılan sloganlar ve uluorta söylenenler çözüm
değildir.
Cumhuriyet Devrimi nöbetinin sessiz, kararlı, uyumadan ve şafak sökene kadar
tutulacağını bilirler. Komutanlar İran'ın da, Irak'ın da Amerika'nın da ne
olduğunu bilirler, bilmek zorundadırlar. Onlar, yıllardır Kuzey Afrika,
Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar ve Avrasya politikalarında olması gerektiğini
Dış İşleri Bakanları ve mensuplarına alçak gönüllü bir şekilde
öğretenlerdir. Devletin ele geçirilişini milletle birlikte onun içinden
gelen askerler de seyretmektedirler. Son pişmanlık fayda etmemektedir.
Yıkılanlar ve yakılanlar geri gelmemektedir. Bu zapt ediliş, bu ele
geçirilişte devlet adamlarının yanında Türk Ordusunun Komutanları da
sorumluluk taşımaktadırlar. Doğrudur! Türk Milleti, askerin bu vicdani,
hukuki ve siyasi görevlerini bilmekle beraber, vesayetin ve askeri
müdahalenin ne demek olduğunu da bilmektedir.





OYUNU MİLLET GÖRMEKTEDİR



Bütün bunların dillendirilmesi kötü olmaktadır. Zararı ülkeye ve
devletedir."Çamur at izi kalsın"tekniği psikolojik harekâtın önemli
tekniklerinden biri olduğunu herkes
bilmektedir. Eğer uygulayacağınız psikolojik harekâtın hedefini komuta
kademesi olarak tespit ettiyseniz, onun komutanlık özelliklerine yani
erdemlerine saldırmanız yeterlidir. Hedef seçtiğiniz komutan ve komuta
kadrolarını bilgiliyse bilgisiz, cesaretliyse korkak, inisiyatifliyse pasif,
dayanıklıysa dayanıksız ve adaletliyse zalim göstermek için elinizden ne
gelirse yapmalısınız. Düşmanlar, örnek, önder, öğretmen, teknisyen,
teoriysen ve sorumluluk sahibi olması gereken subaylara saldırarak, bu
özelliklerini yok etmeye ve onu komuta edemez duruma getirmeye
çalışmaktadır. Napolyon Bonapart, "Zayıf birlikler yoktur, yalnız zayıf
komutanlar vardır." demiştir.



Türk Subayı sahipsiz değildir. Ona Komutanı, Komutanına da milleti sahip
çıkar. Tarih boyunca da bu böyle olmuş, milletin içinden subay olanlara,
onların içinden Komutan olanlar arka çıkmış, bütün orduya da millet siper
olmuştur. Psikolojik savaş uygulamalarıyla bu topraklardaki bu geleneği
yıkmak olası değildir! Yani "Ordular yenilebilir ama millet yenilemez!" Her
şeyin hızla kirlendiği zamanımızda hep bir bilen olarak karşımıza çıkan
Sayın Süleyman Demirel, sekiz yıldır iktidarda olup hükümet olamayanlara
bakın ne diyor:

"Asker yönetmek bir sanattır!"  Sonra da soruyor:

"Sekiz yüz bin kişiyi teslim ettiğin Genelkurmay Başkanına güvenmiyor
musun?"



Emperyalizmin temsilcileri işlerini iyi yapmaktadırlar. Önce güvensizlik ve
emniyetsizlik yaratmaktadırlar. Milli Devletin kâğıt fabrikalarından
iletişim kurumlarına kadar bütün ekonomik kalelerini yok pahasına satar veya
hibe ederken Milli Orduyu da yıpratarak güçsüz bırakmaktadırlar. Onu bölmek,
parçalamak ve kamuoyunda küçük düşürmek en önemli koşuldur. Bu hücumlar
yalnız şimdi değil yakın tarihte devamlı olmuştur. Komutanlar savaşı ve
savaşın getireceklerinin neler olacağını tüccarlardan ve medyadaki köşe
yazarlarından çok daha iyi bilmektedirler. İşleriyle meşguldürler çünkü.  Onlar
çok iyi yetişmiş askeri önderlerdir. Şeref, vatan, namus ve vazife uğruna
ölür ve öldürürler. Astları kendilerine ölümüne bağlıdır.



Ordu, millet, millet de ordu olduğu sürece ve bu ordunun başkomutanı da
ölümsüz önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğu sürece Türk Subayının
sahipsizliği söz konusu olamaz. Hainlerin gemi azıya almasının nedenini Türk
Milleti anlamıştır! Zannedilmesin ki, Türk generallerinin tırnakları
sökülmüştür!

Oyun genç, yaşlı bütün Harbiyeliler ve de Bahriyelilerce görülmüştür!



17    Şubat 2010, Çarşamba



*E.P.Kd.Alb.










*




-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap