25 Şubat 2010 <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12190> <http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12205#>
*Sabahattin ÖNKİBAR* Geri sayım ve Genelkurmay'da Cemil Çiçek'e söylenenler! 15 Orgeneral ve Oramiral'in apar-topar Genelkurmay Karargahında toplanması gözdağı fotoğrafı, yani ses bombası değil! O süreçler çoktan aşıldı ve finale gelindi! Finalde yaşanması muhtemel olanları sunmadan önce durumun ciddiyetini ortaya koymak için önceki güne gidelim ve Karargahtaki Komutanlar toplantısı esnasında Cemil Çiçek'in çağrılmasına dikkat çekelim. Evet Çiçek'in Genelkurmay'a gidişi iddia edildiği gibi Deniz Kuvvetlerindeki parola hikayesine şikayet bildirmeye değil, Orgeneral Başbuğ'un daveti üzerinedir. Nitekim Cemil Çiçek'in bu görüşme sonrasındaki seyri ve temasları bunu doğrulamaktadır. Abdullah Gül'den apar-topar randevu istemesinden, gece yarısı Atalay ve Ergin'le beraber İspanya'dan yeni dönen Başbakan Erdoğan'la evinde bir buçuk saat zirve yapmalarına kadar yaşanan pek çok gelişme bunun kanıtıdır. Hadisenin özeti şudur: Karargahta toplanan komutanlar kararlarını bildirmek için Başbakan vekili Cemil Çiçek'in davetinin uygun olacağına karar verirler ve Çiçek, Başbuğ tarafından çağrılır. Cemil Bey'in cevabı, "Birazdan size dönerim" olur ve hemen İspanya'ya telefon ederek Başbakan Erdoğan'a durumu aktarır. Erdoğan, "Git ve dinle" der. Çiçek, Genelkurmay'a gider ve orada komutanların mesajları ile acil talepler listesini alır. Tablonun ciddiyetini kavrayan Cemil Çiçek, karargahtan çıkar çıkmaz hemen Cumhurbaşkanlığını arar ve randevu talep eder. Akabinde de Tayyip Bey'i tekrar arayarak aldığı mesajları iletir. İlave olarak da Cumhurbaşkanından randevu istediğini bildirir. Başbakan, Çiçek'in Köşk'den istediği randevu talebine hiddetlenir ve "Hayır Cumhurbaşkanına gitmeye gerek yok, akşam ben geliyorum zaten" diyerek o görüşmenin iptalini ister... Cemil Çiçek, "Peki basın ve kamuoyuna bunu nasıl izah edeceğiz" deyince de Erdoğan, "Bir şeyler uydurun, mesela şu parola konusunu ileri sürün" der. Der ama mızrak yine de çuvala sığmaz. Hükümetin konuyu çarpıtma, gizleme ve manipüle etme çabalarını tespit eden Komutanlar, Karargahta tarihte ilk olmak üzere Orgeneral ve Oramirallerin balyoz hikayesi bağlamında ciddi bir toplantı yaptıklarını Genelkurmay Sitesinden duyurur. Gelelim Komutanların neye karar verdiklerine ve geri sayımın niçin olduğuna? AKP iktidarına, TSK'ya yapılan psikolojik operasyonların durdurulması bağlamında Taraf gazetesi, TRT ve bazı dinci yayın organlarına karşı derhal tedbirler alınması başta olmak üzere atılması acil adımlar listesi sunulmuş! Buna Yargı ve poliste yuvalanmış TSK'yı düşman gören dinci personelin listesi de eklenmiş ve gereği talep edilmiş!. Ve en sonda da, şayet bütün bunlar hemen yapılmazsa 15 Orgeneral ile Amiral'in, gerekçeleri ayrıntılarla milletle paylaşıldıktan sonra toplu olarak istifa edebileceği açık ve net olarak ifade edilmiş. Evet 10'a yakın önemli kişi ile yaptığım konuşmalardan çıkardığım kulis bilgilerinin özeti budur. Peki bundan sonra ne mi olur? Tayyip Erdoğan hâlâ "İstifa edebilirler mi, ederlerse ne olur'u" sorguluyor!.. Dahası bazı merkezlerle de istişare halinde! Bizim hükmümüze gelince; Çok enerji birikti ve öyle ya da böyle bir yansıma mutlaka olacaktır. *YAKIŞMADI... MİT hâlâ niçin susuyor? *Devletin en önemli kurumlarından biri olan Milli İstihbarat Teşkilatı'nın devlette uç veren kaos ve kargaşadan sonra hâlâ susmayı sürdürmesi ve adeta durumu idare ediyor görünmesi, kuruluş amacına ve misyonuna yakışmıyor. Diyeceksiniz ki görev ve yetkileri yasa ile belli olan MİT ne yapabilir? Bunun cevabı şudur: MİT Müsteşarı bir süre önce yaptığı ve takdir gördüğü üzere bir raporla var olan vahim tabloyu adeta hakem rolünü oynayarak ortaya koyabilir. Devletin kurumları arasında ve kurumların içinde uç veren çatışmaların nelere sebep olacağını hatırlatarak Cumhuriyet karşıtı sızmaları deşifre edebilir. Hayır MİT bunu yapmıyor ve enerjisini ABD projesi olan açılıma harcıyor. Tamam bu açılım hikayesine Emre Taner'in şahsi bir takıntısı var ancak ülkenin gündeminde bugün çok daha önemli konular var ve MİT bütün bunların dışında kalamaz. Kalırsa misyonunu inkar eder... MİT'in elinde devletteki dinci derin devlet kadrolaşması bağlamında belgeler olduğuna eminiz, MİT bunları artık var oluş amacı gereği açıklamalıdır. *ZİRVELERDEN... Arıboğan'ı hemen al tehdidi!* Prof. Mahir Kaynak'ın kızı olan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, hakkını teslim edelim, devlet ve millet nedir bilen, uluslararası realiteleri iyi okuyabilen ve fikir namusu olan gerçek bir münevverdir. Bazıları gibi hiçbir zaman akıntıya kapılmadı ve popülist olmadı. Her zaman doğru bildiklerini yazıp söyledi. Bildiğiniz gibi Arıboğan Hoca iki gün öncesine kadar Bahçeşehir Üniversitesi'nin rektörüydü ve de çok çok başarılıydı. Derken önceki gün Prof. Arıboğan, Enver Yücel yani Üniversitenin bağlı olduğu Vakıf'ın patronu tarafından apansız görevinden alındı. Enver Yücel'i kovulduğum Atatürk Eğitim Enstitüsü yıllarımdan bilirim. Ben Türkçe, o alt katımızdaki Matematik bölümünde okuyordu. Kendisi makul bir isimdir ve Türk milliyetçisidir. Eğer çok çok büyük bir baskı altında kalmasaydı böyle bir kararı almazdı. Dün konuyu araştırdım ve bu hükmümü doğrulattım. Evet Enver Yücel, AKP zirvelerinden; "Ya o kadın, ya Üniversiten" diye tehdit almış ve bu kararı vermiş! *SIĞINAK... DP'de, DYP-ANAP kavgası! *Dün yazdığım "Demokrat Parti'nin Zemini Sarıgül'e Kayıyor" başlıklı yazım, tahmin edemeyeceğim kadar ilgi gördü. Daha çok DP sempatizanları tarafından yoruma tabi tutulan yazıma, haklısınız diyen olduğu gibi, haksızlık yaptın diyen de oldu. Mesela Sarıgül'ün solda olduğunu ve DP zeminine giremeyeceğini söyleyenler vardı. Fizik gibi siyasetin de kuralıdır, boşluk ilelebet olmaz ve mutlaka birileri tarafından doldurulur. Maalesef DP'nin kendi hinterlandını yeterince dolduramadığı vakıadır. Hayır bunun için Hüsamettin Cindoruk da suçlanmamalıdır. DP'de sorun, siyaset esnaflarının bu partiyi kullanıp mebus olma ve koltuk kapma olayıdır. Öyle olduğu içindir ki partide hâlâ ANAP'lı DYP'li ayrışması var ve iki ayrı teşkilat başkanı, ayrı ayrı faaliyet yapıyor. DYP-ANAP bütünleşmesi tabanda olmadığı gibi tavanda da olmadı. Yargıtay kararından sonra ANAP'lılar panik içinde ve DYP'lilere güvenmiyor. Öyle olunca da dışarıya yani kamuoyuna zerre bir sinerji verilemiyor. DP'ye acil müdahale olmazsa, bu parti 'Şemsiye Partisi'ne dönüşecek; ilgililerine duyurulur! -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
