Televizyon ekranında Başbakan'ı dikkatle [ve ibretle] izliyorum... Sürekli altını çizdiği önemli bir kavram var: - Milli irade her şeyin üstündedir...O'na mutlak bir saygı gösterilmelidir!.. Gösterilmelidir, Sayın Başbakan... Doğru, hatta çok doğru söylüyorsunuz. - Yargı Bağımsızlığı esastır, derken de doğru söylüyorsunuz... Ancak... Doğru söz başka bir şey; o doğrunun hayata geçirilmesi çok başka bir şey... Başbakanlık koltuğunda yaptığınız hesabın meydanlara uymaması işte bu yüzdendir. Siz neden bahsediyorsunuz? Milli iradeden. Yani "milli" nitelikteki iradeden!.. Milli... Yani, anti-emperyalist mahiyetteki bir iradeden... Bizzat Amerikalıların yaptığı anketlere göre, Dünya'da Amerikan karşıtlığında [yani, anti-emperyalist bilinçte] en önde olan bir ulusun iradesinden söz ediyorsunuz. Ve en önemlisi siz sözünü ettiğimiz yöndeki bir bilinci temsil ediyorsunuz... İşte vahim olan birinci nokta budur. Ve hatta bu vahamet, Mustafa kemal Atatürk'ün deyişi ile, bazılarının "şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilmiş olması" noktasına kadar varabilmektedir... Yani, bazı kişisel çıkarların, emperyalist devletlerin siyasi hedefleri ile birleşmiş olması noktası... İşte bu noktanın adı, işbirlikçiliktir... İşbirlikçilik, ülkenin ulusal çıkarlarının değil, kendi kişisel çıkarlarının peşinde at koşturan insan kişiliğine verilen isimdir. Eskiden bu kişilere açıkça vatan haini denirdi. Şimdilerde siyasi literatür hayli kibarlaştı, inceldi ve giderek mayhoşlaştı.
Peki, sonra... Sonra başı çekilen siyasi kıblenin doğrultusunda yer alan Avrupa Birliği çelişkisi çıkıyor ortaya... Hani, milli irade her şeyin üstündeydi, Sayın Başbakan?.. Hani O'na mutlak bir saygı gösterilmeliydi?.. Hani?.. Avrupa Birliği'nin emirleri, dayatmaları ve [içine henüz girmemiş olmamıza rağmen] kararları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesinin üzerinde değil mi? Siz bunu savunmuyor musunuz? Siz, size sunulan milletin vekilliği görevini; yani, milli iradeyi, bütünüyle Avrupa Birliği'ne teslim etmiyor musunuz? Siz Türkiye halkının çıkarlarının ne olacağı yönündeki tercih yetkisini yabancı emperyalist devletlerin oluşturduğu kurumlara ciro etmiyor musunuz?.. Bu halkı nasıl da kandırmayı becerebiliyorsunuz, Sayın Başbakan, şaşmamak elde değil... Bir yanda milli iradenin kutsallığından söz edeceksiniz... Öte yanda, milli iradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkilerini Avrupa Birliği kurumlarına teslim edeceksiniz... Ve imzaladığınız uluslar arası sözleşmelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesinin üzerinde olduğunu kabul edecek ve bu antlaşmalarla Türk kanunları arasında b.ir çelişki ortaya çıktığı takdirde, temsil ettiğinizi söylediğiniz milli iradenin yaptığı kanunların değil, o uluslar arası sözleşmelerin geçerli olduğunu kabul edeceksiniz!.. Ve bu kuralı, mecliste sahip olduğunuz çoğunluğa dayanarak, milli iradenin temsilcisi olarak yürürlüğe sokacaksınız.... Ve sonra, gönül rahatlığı ile aynaya bakabilecek ve başınızı yastığınıza koyduğunuz anda, mışıl mışıl uyuyabileceksiniz... Pes, Sayın Başbakan... Pes! Ama sakın yanlış anlamayın... Size pes ettiğimiz yok... Asla! Pes edişimiz, aynaya bakan gözlerinize ve mışıl mışıl uyuyabilen gönlünüzedir. Hepsi bu kadar! -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
