BULUTLAR  AĞLAMASA, YEŞİLLİKLER  GÜLER MİYDİ?

*ÖNÜNDE PROFESÖR YAZISI OLAN ZEVAT:*

Birkaç gün önce Türkiye'nin en tanınmış ve önemli  tarihçilerinden olan
Profesör Dr. İLBER ORTAYLI, "Her şehre bir üniversite kurulması, iyi
yetişmemiş, ehil olmayan kişilerin meslek sahibi olmasına  yol açar"
demişti. Başbakan bu beyanata kızıp, İlber Hoca için, "önünde Prof. yazısı
olan zevat" demişti. Bu ayıba ilaveten, "Topkapı'daki göreve de onu ben
getirdim" deyip üstüne tüy dikmiştir.

Acemi Papaz, şarabı fazla kaçırmış, haftalık ilk  vaazını  verdikten sonra,
yalpalayarak, "Papaz Efendi, vaazım nasıldı? Neresi yanlıştı, düzeltir
misin?"  diye sorunca, Kıdemli Papaz,  "neresini düzelteyim be çocuk, doğru
yeri yoktu ki!"

*Birincis*i; Bu benzetme de öyle. Başbakan'ın sadece kendisi değil, tüm
kabinesi ve inandığı ulemaları bir araya gelse, İLBER ORTAYLI'NIN  bilgisine
erişemezler. Daha üst bir makam olmadığı için ona PROFESÖR sıfatı verildi.
Başbakan, "İntihal (ÇALINTI) eserlerle Profesör olan, kabinesindeki çakma
profesörlerle, İlber Hocayı sakın karıştırmasın.

 *İkincisi*: Gerekli alt yapısı  ve eğitim kadrosu tamamlanmadan kurulacak
üniversiteler, iyi yetişmemiş, işini hakkıyla yapamayacak kişileri meslek
sahibi yapar. Çünkü bir üniversitenin tam anlamıyla oluşabilmesi için 15- 20
yıl gerekmektedir. Bu tip yatırımlar ve açılışlar tamamıyla seçime ve
gösterişe dayalı politik faaliyetlerdir ve yapana da fayda getirmez.

*Üçüncüsü*: "Topkapı'daki göreve onu ben getirdim" sözü kadar yanlış ve
zavallıca söylenmiş bir söz olamaz. O görevi İLBER ORTAYLI KABUL ETTİ.
Dünya' daki önemli müzelerin İlber Hoca'ya teklifte bulunduğunu, Başbakan
nereden bilsin? İsminin önünde "Başbakan" yazısı olan zevat'ın bunu
anlaması, algılaması mümkün değildir.

Yukarıdaki olayın benzerini, Erzurum' da yaşanan ve HSYK 'nun el koyarak
şimdilik çözdüğü olayda yaşıyoruz. Bir tarafta, mesleklerinin zirvesine
çıkmış,bilgili,dürüst ve Devletinin onlara verdiği maaşlarıyla yetinen,
onuruyla yaşayan yüzlerce YÜKSEK HÂKİMLER. Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu Üyeleri, Yargıtay Başkanlar Kurulu Üyeleri, Danıştay Üyeleri ve
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı. Diğer tarafta,  "isminin önünde Ali Dibo
olan zevat ve isminin önünde ağlayan kaşar olan zevat var. Bir de TBMM
kürsüsünde Başbakan tarafından azarlanan ve AKP' liler  tarafından isminin
önüne  "tokatlık" kelimesi ilave edilen zevat var. Tarikat basını, eş
durumundan köşe yazarı olanlar ve AKP İktidarı ile birlikte hem köşe, hem de
dört köşe olan yazar, çizer takımı ise arkadan koro  halinde aynı sesi
çıkarıyorlar.

Şimdi konuşma sırası Başbakan'da. Önce Milli Güvenlik Kurulu toplantısı
kazasız belasız bir geçsin. Başbakan'ın danışmanları konuyu "ULEMA'YA" sorup
öğrensinler, konuşma metnini büyük harflerle kartonlara yazsınlar. Daha
sonra Başbakan'ın okuduğu "CAM'A" aktarsınlar, nasılsa hafta sonu AKP'nin
bir yerde toplantısı olur, orada okunur bizde dinler aydınlanırız.

Komedi gibi değil mi? Ömrünü "biad kültürü" ile geçirmiş, emir almaya
alışmış, tarikatlarla ve sadaka dolandırıcısı Deniz Feneri e.v ile iç içe
yaşamış, servetlerinin hesabını çocuklarının pipi'lerine bağlayanlar, Lâik
Cumhuriyet düşmanları, Atatürk'e  Ordumuza ve çağdaşlığa düşman örümcek
kafalılar, "HUKUK DEVLETİNİ" savunacaklar  ve doğruları söyleyecekler!  Ömrünü
HUKUK DEVLETİNE adayan adalet mensupları ve yüzlerce YÜKSEK HÂKİM ve SAVCI
yanlış bilecekler ve Hukuk Devletini savunmayacaklar! Hadi canım sende!

Bu olay Lâik Cumhuriyetin nasıl ciddi bir tehdit altında olduğunu hepimize
bir kez daha göstermektedir. Zaman zaman bana sorular geliyor, " ne
yapmalıyız? Bu işin içinden nasıl çıkarız, korkuyoruz, kime oy vereceğiz,
ben filan partiye oy vermem", diye.

Herkesin çok iyi bilmesi gereken bazı doğrular var. Bunların değişmesi
mümkün değil.

Doğru 1: Bu sıkıntıdan Demokratik Rejim içinde, demokrasiden ödün vermeden
çıkacağız.

Doğru 2: AKP'ye ve ona payanda olacak partilere asla oy verilmeyecek.

Doğru 3: Seçim tarihi belirlenene kadar, çevremizi, yakınlarımızı,
akrabalarımızı, komşularımızı, arkadaşlarımızı bir tekini bile atlamadan
herkese (Doğru 2) anlatılacak ve ikna edilecek. (unutmayalım kendi
çevremizden kandırılıp AKP ye oy verenler var. %47 oy çalınmadı ise başka
nasıl alınır?)

Doğru 4: Herkes biraz zahmete girip, kendi muhitindeki fakir  fukarayı
arayacak, doğruları anlatacak sahip çıkacak. Bu saf ve temiz insanlarımızı,
sadaka dolandırıcılarından ve çalıntı paralarla yardım adı altında bu
kişileri istismar eden AKP'li Belediyelerden koruyacağız.

Doğru 5: Ordumuza, Yargımıza, Üniversitelerimize sahip çıkacağız. Bunlara ve
Lâik Cumhuriyete karşı olanlara, tavrımızı belirleyeceğiz.  Yazılı basınsa
okumayıp, okutmayarak, kişi veya kuruluş ise, mesaj,ileti ve mektupla
hassasiyetimizi göstererek "DEMOKRATİK TEPKİMİZİ" ortaya koyacağız. Lâikliği
ve Atatürk'ü gerçekten benimseyen siyasi partileri ve Sivil Toplum
Örgütlerini uyaracağız, çalışmayanları teşhir edeceğiz.

Doğru 6: Bu bir "HALK HAREKETİ" olacak ve mutlaka sonuca ulaşacak.

Seçim zamanı yaklaştıkça, beraberce oluşturacağımız  fikir ve davranışları
tespit ederek, yolumuzu ve rotamızı belirlemek daha da kolay olacaktır.
İşimiz hiç te zor değil. En azından Kurtuluş Savaşındaki kadar zor değil. Bu
ülkenin adını, rejimini ATATÜRK ve dedelerimiz koydu. Üç beş tarikat
artığına mı bırakacağız? Yılmak, yorulmak yok. Nefesi kesilen, yorulan
Anıttepe'ye baksın. Sarı saçlı, mavi gözlü adam bize bakıyor.

Sağlık ve başarı dileklerimle,  20. Şubat. 2010

Rifat Serdaroğlu

Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

[email protected]<http://us.mc460.mail.yahoo.com/mc/[email protected]>

[email protected]<http://us.mc460.mail.yahoo.com/mc/[email protected]>
0532 2110011

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap