Bibirini tamamlayan yazılar oldugu için tekrar gönderiyorum
Saygılarımla

Belgin*


*---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: cFyUksM6


*Engizisyon yargıcının el kitabı*


*YURTDIŞINDA yaşayan V. Aydemir ilginç bir okur-insan.*

Büyük yazar, filozof ve düşünürlerden seçtiği, günün anlam ve önemine uygun
gördüğü Fransızca, İngilizce, Almanca metinleri gazete yazıcılarına
gönderir.

Radikal'in seçkin yazıcısı,* "ulusal enişte"* *Joost Lagendijk'*a bile
gönderiyor ki onun Türkiye'yi iyi anlaması için iyi bir gözlüğe ve dürüst
bir çevirmene gereksinimi var.

*
V. Aydemir,* bu kez, *"Engizisyon Yargıcının El Kitabı" *adlı bir kitaptan
söz ediyor. Alıntının giriş bölümündeki iki cümle çok çarpıcı:

*
"Bir şüpheli ya da sanık ne ile suçlandığını asla kesin olarak bilmemeli!"*

*
"Sanığa iddianame gösterilmemeli!"*


Ne dersiniz, tanıdık gelmiyor mu?

*KABUL ET VE CEZAYA BOĞUN EĞ *


Yukarıda andığım iki cümlenin yer aldığı kitap engizisyon yargıcı *Nicolas
Eymerich *tarafından 1376 yılında Latince kaleme alınmış. Daha sonra hukukçu
*Francisco Pena'*nın 1578 yılında geliştirdiği kitap engizisyon mahkemesinin
temel başvuru kaynağı olmuş.


Bilindiği gibi, engizisyon mahkemesinin temel ilkesi sanığın din karşıtı
suçunu kabul edip cezasına boyun eğmesiydi. Ülkemizdeki yargı sisteminin
engizisyon mahkemesi mantığına yakın olduğunu kuşkusuz söylemek istemiyorum.
Ayıptır!


Kuşkusuz herkes adalet ister, ama pek az insan adalete inanır ve adaletin
kararlarına razı olur. Halk bireyi için sadece kendi lehine karar veren
mahkeme adildir. Bu benmerkezciliği ve ikiyüzlülüğü hoş görmek zorundayız.


Ama bir ülkenin Adalet Bakanı *"İktidar sahibi yargı bağımlı yargıdan daha
kötü olabilir" *(gazeteler, 26.02.2010)* *diyebiliyorsa, artık sığınılacak
hiçbir yer kalmamış demektir.

*
"Tarafsız olmak yerine, sınırsız bir iktidar sahibi olarak, aktif,
şekillendirici ve yönetime hukuk üstü müdahalelerde bulunan bağımsız yargı,
bağımlı yargıdan daha kötü sonuçlar doğurabilir. Jüristokrasi ile ilgili en
büyük handikaplardan biri de, halka hesap vermemesi, siyaseten sorumsuz
olmasıdır."*


Adalet Bakanı, bu anlayışı ile hukuk felsefesine yeni boyutlar(!)
kazandırıyor. Bu yeni felsefi boyutu tartışmak bana düşmez. Ben sadece
şunları söyleyeceğim:

*ELVEDA ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ*

Anayasa, Yasama (Meclis), Yürütme (Hükümet) ve Yargı erkleri arasındaki
ilişkiyi erkler (kuvvetler) ayrılığı ilkesine göre düzenlemiştir. Bu üç erk
kendi aralarında eşittir, aralarında üstünlük ilişkisi bulunmamaktadır.
Ancak, gene Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi gereği, Yargı, Danıştay ile
hükümetin eylemlerini, Anayasa Mahkemesi ile de TBMM'nin çıkardığı yasaları
denetler. Kuvvetler ayrılığı varsa bundan kaçış yok.

Hükümet, Beykoz Ağır Ceza Mahkemesi'nin *"iktidar"*ından şikâyet etmiyor.
Şikâyet ettiği yüksek yargı organları: Anayasa Mahkemesi ile Danıştay!


Hükümetin Adalet Bakanı, Cumhuriyet'in temel niteliğini korudukları için,
adlarını anmasa da, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'ni tarafsız olmamakla
suçluyor.

Yanlış ve haksız! Çünkü Danıştay ve Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet
bağlamında, tarafsız değil taraftır. Anayasa Mahkemesi, bir hükümetin
laiklik karşıtı uygulamalarını cezalandırsa, ama bir başka hükümetinkini
cezalandırmasa, elbette tarafsızlığını yitirmekle suçlanabilirdi. Ancak
böyle bir şeyi denemek olanaksız!


Türkiye'de demokrasinin tek garantisi Yüksek Mahkemelerdir. Onlar da düşerse
elveda özgürlük ve demokrasi!

*Özdemir İNCE*




---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Yıldırım Alkan


 Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay'dan Ortak Mektup
İkinci Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Yeni Parti

Genel Başkanı Tuncay Özkan ve Cumhuriyet Gazetesi

Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, gazeteci

meslektaşlarına gönderdikleri yazılı açıklamada "Yıllardır

aşkla sürdürdüğünüz mesleğinizde zaman zaman ödüller

başarılar elde ediyorsunuz. Başarılarınız bir gün terör

faaliyeti olarak önünüze konuyor. Ne hissedersiniz" diye

sordular.



İstanbul- İkinci Ergenekon davasında tutuklu yargılanan

gazeteci ve Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan ve

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay,

"Sayın Meslektaşım" diyerek başladıkları açıklamalarında

kamuoyunda Ergenekon olarak bilinen dava ve

soruşturmaların giderek genişlediğinin ve karmaşık bir

hal aldığının altını çizdiler.

Özkan ve Balbay, açıklamalarında "Gelişmeleri siz de

izliyorsunuz. Bir kişi yaşamı boyunca hiç suç

işlemeyeceğine dair söz vereblir ama hiç

yargılanmayacağına dair söz veremez. Biz geçmişte

defalarca mesleğimizden kaynaklanan durumlar

nedeniyle yargılandık. Bunun mesleğimizin bir gerçeği

olduğunu düşündük. Ancak bugün hiç hak etmediğimiz,

hukuki delilleri bulunmayan, ağır suçlamalarla karşı

karşıyayız" dediler.



Anayasal haklarımız yargılanıyor

Açıklamalarında "Mesleki faaliyetlerimizin terör tanımı

içine sokulduğu bir iddianamenin tutuklu sanıklarıyız"

diyen Özkan ve Baybay şu konulara dikkat çektiler:

"Yargılanmakta olan, mesleğimiz ve ifade özgürlüğümüze

dayalı anayasal haklarımızdır. Gelinen noktada

yargılanmamak gibi bir isteğimiz olamaz. Tam tersine bir

an önce yargılanmayı istiyoruz, tüm iddiaların açıklığa

kavuşmasını istiyoruz. Bunun üç temel koşulu olduğunu

düşünüyoruz: Adil yargılama, hızlı yargılama ve tutuksuz

yargılama. Sürmekte olan davada bu ilkeler ne yazık ki

gözardı ediliyor."

Özkan ve Balbay açıklamalarında "Hukukta esas,

suçsuzluğu hükmen kesinleşinceye dek herkesin masum

olduğudur. Oysa biz suçsuzluğumuzu kanıtlamaya

çalışıyoruz" dediler.


Ne hissedersiniz?

Özkan ve Balbay meslektaşlarına şu soruları yönelttiler:

"Yıllardır aşkla sürdürdüğümüz mesleğinizde zaman

zaman ödüller başarılar elde ediyorsunuz. Başarılarınız

bir gün terör faaliyeti olarak önünü konuyor. Ne

hissedersiniz? Parlamenter sisteme olan inancınız

temelinde bütün sorunların burada çözülmesini

istiyorsunuz. Bunun için gerekirse parlamento çatısı

altında çaba harcamayı hedefliyorsunuz. Bu çabanız

Meclis'i yıkma girişişim olarak önünüze konuyor. Ne

hissedersiniz?

Tutukluluk süremiz haftaları, ayları aştı, yıla ulaştı. İkinci

yıldan gün alıyoruz. Özlemle beklediğiniz birinin size

haber vermeden birkaç saat geciktiğini düşünün. Ne

hissedersiniz?

Biz özgürlüğü 1-1.5 yıldır bu duyguyla bekliyoruz.

Yargılanma koşullarımıza ilişkin üç temel isteğimizi

sizinle paylaşıyoruz. Silivri'den selamlar, saygılar

sunuyoruz."

<http://www.facebook.com/photo.php?pid=3708850&op=1&view=all&subj=351284034905&aid=-1&auser=0&oid=351284034905&id=252457876168>





-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap