Kendisini evirip/ çevirmesini ve hatta yerle bir etmesini bilebilen
alçak gönüllü bir adam kısa bir öykü anlatmıştı günün birinde.
Şöyleydi öykü:
"Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, seyre
dalardım...
Adam durmadan elindeki kesici bir çekiçle önündeki koca taşa vurup
dururdu...
Yüz kere mi, hayır belki de 500 kere, belki daha da çok...
Ama nafile...
Taş, değil kırılmak, tınmazdı bile bütün bu darbelere karşı, küçücük
bir çatlak bile oluşmazdı yüzeyinde...
Sonra birden...
Belki de bin/birinci vuruşta... Evet, birdenbire!..
"Çat" diye bir ses duyulur...
Ve ortasından ikiye ayrılıverirdi o koskoca taş...
İşte ben de o zaman anlardım ki;
-       Taşı kıran o son vuruş değil... O son vuruştan önce gerçekleşen çok
sayıdaki sabırlı ve güçlü darbelerdir!..
Sabırlı, sürekli ve güçlü vuruşlar...
O sapa/sağlam taşı, bir tek vuruşta kırılacak hale getiren o sayısız
vuruşları anımsar ve bilincimin içine akıtırdım!..
Sonra bu korkunç gerçeğin kıyısında oturup, kendi çaresizliğimi
düşünürdüm, yeni baştan...
Ve bir kez daha, bir kez daha, birçok kez daha düşünerek
çaresizliğimin şifresini çözer, çaresini bulurdum..."

Evet... Hayatımızda bazen sözün bittiği noktalar vardır...
Sanıyorum onlardan birisini not ediyorum bu satırlara.
Taş ustasını seyrederek kendi çaresizliğinin sarp duvarlarına tırmanan
"kendisini evirip, çevirmesini ve hatta yerle bir etmesini bilebilen
bu yüce gönüllü" adamın anlattığı öykü [bizce] sözü bitirdi...
Geriye sadece sokaklara çıkıp, eline çekicini almış bir taş ustası
bulmak kaldı...
O taş ustasını dikkatle seyreyleyip, yaşamımızın içinden bir sayfa
daha çevirmek kaldı...
Ben öyle sanıyorum...!

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap