Siz, yapılan genel seçimlerde iktidarı kullandığınız oyların mı belirlediğini sanıyorsunuz? Yani, gerçekten, ülkeyi yönetecek başbakanı sizin mi seçtiğinizi düşünüyorsunuz? Yani, söylemesi ayıp, eğer böyle sanıp, bu yönde düşünüyorsanız, biraz tuhaf bir saplantı ya da gerçek dışı "sanı"lar içindesiniz... Kim belirliyor bu ülkeyi yönetecek başbakanı?.. Halk mı? Yok canım, daha neler... Her şeyden önce hükümeti kuracak olan iktidar partisi, ülke seçmeninin çoğunluğu ile değil, tam aksine azınlığı tarafından belirleniyor... Başka bir deyişle, bugüne kadar iktidarı elde eden siyasi partilerin oy oranı, hiçbir zaman yüzde 50'ye ulaşamadı... Madde 1: Demek ki ülke her zaman, halkın çoğunluğu tarafından benimsenmeyen bir parti tarafından yönetiliyor... Gelelim ikinci maddeye... İktidara gelen bir partide başbakan kim oluyor?.. Partinin başı... Yani, başkanı. Peki, parti başkanını kim seçiyor? O partinin kurultay delegeleri. Yani, ülkeyi yönetecek olan başbakanı halk değil, o kurultaya delege olarak katılmayı başarabilmiş olan "delege"ler seçiyor. İşte bu noktada geldik, "zurnanın zırt dediği yere"... Peki delegeler nasıl belirleniyor? Delegeleri, önce ilçe ve sonra da il kongrelerine katılan o partiye mensup yurttaşlar seçiyor... Demek ki... Halk, sadece, o partiye kayıtlı kişilerin seçeceği delegeler tarafından seçilen kişinin partisini belirleyebiliyor. Hayır bitmedi... Bu saptama da gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Çünkü sözünü ettiğimiz delegeleri de belirleme yetkisi bizzat o partinin genel başkanının "özel yetki"leri arasında... Bu kural nerede yazıyor?... Siyasi Partiler Kanunu'nda!.. Peki, bütün bu Ali/Cengiz aldatmacasının içinde, halk neyi seçiyor?.. İşte yanıtlanması gereken esas soru budur. Çözülmesi gereken çok bilinmeyenli denklem budur... Bu denklem çözülmeden bir ülkede demokrasinin varlığından söz etmek kocaman bir yalandan ibarettir... Milli iradeden dem vurmak gerçek bir kandırmacadır... Peki, bütün bu yalan/dolan ve kandırmaca niçin yapılmaktadır?.. Milli irade söylemleri görüntüsü ardından millete pranga vurarak, halkı, halka rağmen yönetebilmek için... Hem de kandıra kandıra, hazmettire hazmettire... Burnundan fitil fitil getirerek ve halkın beynini; "yandaş" medyanın, din istismarının ve kültür emperyalizminin saldırıları ile esir almaya çalışarak... Bu çarpık düzen, tümü ile kökünden değiştirilmeden gerçek anlamda bir milli iradeden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla gerçek demokrasi, Cumhurun egemenliği ve hukuk devleti, ancak bu sistemin kökünde yer alan aldatmaca çökertildiği zaman mümkün olabilecektir. Bu düzeni oluşturan sistemin merkezinde ise, 1. sırada, Siyasi Partiler Kanunu bulunmaktadır... Dikkat edin... Birbirleri ile sürekli olarak dalaşan siyasi parti başkanlarının üzerinde anlaştıkları iki temel konu vardır: 1.- Siyasi Partiler Kanunu'nun getirdiği bu anti demokratik yapı... 2.- Ve milletvekilleri maaşlarına sürekli olarak yapılan zamlar... Durum çok açıktır... Ve eski deyimi ile; - Ayinesi iştir kişinin... Lafa bakılmaması gerekir!..
www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
