Gündeme Hükümet tarafından taşınan "Anayasa Değişikliği" hamlesine
lütfen özel bir dikkatle eğilin...
Ve getirilmeye çalışılan yeni maddelerden ziyade "götürülmek istenen"
ilke ve esasları merceğinizin altına alın...
Çünkü yapılmak istenen değişikliğin esasında, getirilmek istenen
demokrasi, hukuk devleti ve benzeri konulardaki iyileştirmeler değil,
tam aksine, bu ilkeleri ortadan kaldırmak için düşünülmüş
kötüleştirmeler yer almaktadır...
Benimsenen niyetin merkezinde, siyasi parti biçiminde örgütlenmiş
"laiklik karşıtı eylemlerin odağı durumundaki" organize bir güç
vardır...
Bu güç, Anayasa Mahkemesi kararını, hemen hemen her eylemi ile
doğrulamakta ve haklı çıkartmaktadır.
Hedef, Cumhuriyetimizin temel esaslarından birini oluşturan
laikliktir...
Hedef, bu amaca doğru yürünürken ayaklara takılan adli mekanizmayı
hizaya getirmek, yerleşik deyimi ile,  "ayarlamak"tır...
Hedef, Cumhuriyeti ve hukuk devleti ilkesini koruyan ve teminat altına
alan hukuk kurallarını ortadan kaldırmak, "amaca dönük yürüyüşe" engel
teşkil eden direnç noktalarını çökertmektir...
Dikkat ediniz... Hedeflenen amaca doğru sürdürülen yürüyüşe engel
oluşturduğu düşünülen bu direnç noktalarının başında Türk Silahlı
Kuvvetleri'dir; Anayasa Mahkemesi'dir, Yargıtay'dır, Danıştay'dır,
"bağımsız yargı" idealinin garantisini oluşturmaya çalışan Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu'dur...
Evet dikkatli olunmalıdır... Kavgalı olunan tüm bu kurum ve merciler,
"karşı devrim" yürüyüşüne karşı mücadele veren Anayasal kurumlardır...
İşte Anayasa ile girişilmiş bulunan kavganın da esası bu noktada
gizlidir...
Anayasa değiştirilecek ve Cumhuriyetin ilkelerini teminat altına alan
kurumlar Anayasa metninden "ihraç" edilecektir... Amaç budur... Hedef
budur!..
Yargı reformu adı verilen "hamle", yargıyı tümü ile siyasetin emrine
verilmesini ve hâkimlerin, hükümetin emir kulları haline getirilmesini
sağlayacak olan geri-yönlü düzenlemelerdir.
Bağımsızlık değil, tam aksine bağımlılık...
Cumhuriyetin ilkelerini korumak değil; tam aksine, bu ilkelerin
karşıtında yer alan eylemlerin odağı olmak...
Bağımsız yargı ve basın değil; tam aksine, yandaş yargı ve yandaş
medya...
İşte kavga bunun içindir...
Sürdürülen kavgada kullanılan belli başlı araçlar ise, medya üzerinden
yürütülen tezgâh ve tertipler ile telefon dinlemeleri ve "gizli"
tanıklar aracılığı ile oluşturulan kaostur...
Her türlü kirli işlere karışmış, ömür boyu hapis cezalarına
çarptırılmış PKK itirafçılarının [çıkara dayalı ifadeleri dayanak
yapılarak] Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teröre karşı hayatı pahasına
savaş vermiş subayları ömür boyu hapis talebi ile yargılanmaktadır...
Bütün bunlar vahim gelişmelerdir.
Cumhuriyetimiz adına ürkütücü tırmanışlardır...
Ülkenin geleceği, ciddi bir çıkmaz içine itilmiş durumdadır.
Türkiye, dibi görünmeyen, ucu açık, zifiri karalık bir tünelin içine
sokulmak üzeredir.
Ve silahlı mücadele ortamlarında bileği bükülemeyen Türk ordusu, bu
kez de "psikolojik"  bir düzlemde savaş vermek durumunda
bırakılmıştır.
Bu gerçeği [sadece] biz, siz, onlar değil; bizzat Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin en üst kademesinde yer alan komutanı açıklıkla ifade
edebilmektedir...
Bu gerçek, Anayasa Mahkemesi'nde karar oluşturmakta, ülkenin en üst
yargı kurumları olan Yargıtay ve Danıştay tarafından açıklıkla ifade
edilebilmektedir.
Türkiye halkı bu gerçeği artık görmelidir.
Başına geçirilmek istenen çuvalı yırtıp, atmalıdır.
Ve bu millet, sandık başında ülkesinin başına ördüğü çorabı kendi eli
ile sökebilmeli... Ve bilinci, emeği ve eylemi ile Cumhuriyet'in
temellerine, Atatürk ilkelerine ve bu ülkenin tüm değerlerine sahip
çıkmayı öğrenmeli, bilmeli ve derhal uygulamalıdır...

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com



-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap