Kimden: iyi insanlar

* *

*Cumhuriyet** **01.04.2010***

* *

*Ankara’da Yargıçlar Var*

* *

*Dr. Engin ÜNSAL*



Almanya’da toprağı elinden zorla alınmak istenen köylünün hak tanımazlara
verdiği yanıt ünlüdür: “Alamazsınız, çünkü Berlin’de yargıçlar var.” Köylü
haklı çıkmış ve Berlin’deki yargıçlar köylünün toprağı üzerindeki hakkını
korumuştur.

Anayasa değişikliği tartışmalarının ve yapılmak istenen sözde yargı
reformunun Ankara’da yoğun biçimde yaşandığı günümüzde Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 4/C maddesi
kapsamında çalıştırılan bir işçinin açtığı davada 4/C diye adlandırılan
işçilerle ilgili özlük hakları düzenlemesinin tamamen Bakanlar Kurulu’na
bırakılmasının anayasanın temel ilkelerine aykırı olduğuna karar vermiş ve
4/C’nin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı almıştır. Bu karar
Ankara’da 78 gün boyunca hükümetin 4/C kapsamında istihdam kararını protesto
eden TEKEL işçilerini de yakından ilgilendirmektedir. TEKEL işçileri de
Ankara’da yargıçlar olduğuna inanmaktadır.

Bu bağlamda 78 gün süren ve Türk işçi hareketi için unutulmayacak derslerle
dolu TEKEL direnişi üzerinde bir kez daha durmak istiyoruz. AKP hükümetinin
özelleştirme politikasının yanlışlarını çalışanlara ödetme çabalarına karşın
işçilerin özverili davranışı ve zulmün önünde dik duruşu, işçi
sendikalarımız için ders konusu olacak kadar önemli sonuçlar ortaya
koymuştur. TEKEL direnişi sona ermemiştir. Sendika, direnişin işçilerin
hakları teslim edilinceye kadar sürmesine karar vermiştir...

AKP hükümeti TEKEL özelleştirmesinde çok önemli yanlışlar yapmıştır. 4857
sayılı İş Yasası’nın 6. maddesi işyeri devirlerinin çalışan işçilerle
birlikte yapılmasını öngördüğü halde, AKP hükümeti yasanın bu temel hükmünü
ihlal ederek işletmeleri çıplak devretmiş ve iş sözleşmelerini feshettiği
işçilere kazanılmış hakları ile birlikte yeni sürekli iş olanağı
sağlayamamıştır. AKP 4 Şubat 2004 tarihinde 15759 sayılı kendi içinde
tutarsız bir Bakanlar Kurulu kararı ile işçileri bir mali yılda on bir ayı
geçmeyecek şekilde geçici personel olarak istihdam etmek istemiş ve 16.
maddesinde sanki bu istihdam, işçiler emeklilik hakkını kazanıncaya kadar
sürecekmiş gibi, yenilenme garantisi olmayan belirli süreli bir çalışmayı
sanki süresiz olacakmış gibi sunmaya çalışmıştır. Hükümet işçilere
yaklaşımında 657 sayılı yasanın işçilere belirsiz süreli ve 4857 sayılı
yasaya tabi istihdam olanağı sağlayan 4/D maddesinden hiç söz etmemiştir.
Özetle AKP hükümeti kendi hatası sonucu işsiz bıraktığı işçilere belirsiz
süreli daimi kadrolu iş vermek zorundadır. Bu zorunluluk TC’nin onayladığı
uluslararası sözleşmelerden kaynaklanmaktadır. ILO’nun istihdam politikasına
ilişkin 122 sayılı sözleşmesi 1 ve 3. maddelerinde ILO üyesi ülkelerin tam
ve verimli istihdama yönelik aktif bir politikayı amaç edineceği ve tam
istihdam politikalarının belirlenmesinde işçi ve işveren örgütlerine
danışılacağı kabul edilmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23.
maddesinde herkesin çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı olduğu
vurgulanmaktadır. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 1. Bölümü
herkesin özgürce edinebileceği bir işle yaşamını sağlama hakkından söz
etmektedir. Hükümetin 4/C uygulaması güvencesiz istihdam yarattığından tüm
bu sözleşmeleri ve anayasamızın 49. maddesinde belirlenen çalışma hakkını
ihlal eder niteliktedir.

İstidam ve özelleştirmeler konusu tüm sendikaları yakından
ilgilendirmelidir. TEKEL direnişi sırasında sendikaların çok ciddi ve
bağışlanamaz yanlışları olmuştur. Türk-İş’e üye sendikaların bazı
yöneticileri, Türk-İş önünde direnen TEKEL işçilerini “Bunların burada işi
ne?” diye sorgulayabilmiştir. Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun aldığı eylem
kararlarının uygulanma aşamasına gelindiğinde şubelerine, “Bu bizim
eylemimiz değil, katılmayın” diye talimat vermiş sendika yöneticilerinin bu
tavrı, işçi sendikacılığımızın yüz karası olarak uzun yıllar
hatırlanacaktır. Bu direniş nedeni ile yapılan eylemler şunu çok açık olarak
ortaya koymuştur ki konfederasyonlara bağlı sendikalarda ve özellikle
Memur-Sen ve Hak-İş konfederasyonlarında sendikal sorumluluk ve sendikal
disiplin diye bir kavram, bir anlayış gelişmemiştir. Yapılan Sıhhiye
mitingine sendika üyelerinden çok daha fazla halk katılmıştır. Uygulanan
genel eylem başarısızdır ve hiçbir etkisi olmamıştır. Trenler, uçaklar,
otobüsler çalışmış, hiçbir kurumda toplumu etkileyecek bir eylem
sergilenememiştir. Bu başarısızlık Türk-İş ve diğer konfederasyonların
duruşu konusunda ciddi kuşkular yaratmıştır.

TEKEL direnişi bir turnusol kâğıdı gibi hükümetin ve sendikaların yaptığı
çok ciddi yanlışları yüze çıkarmıştır. Bu direniş ne hükümetin ne de işçi
sendikalarının derslerine iyi çalışmadıklarını ortaya koymuştur.

Unutulmamalıdır ki devlet yurttaşlarının mutluluğu için vardır, yoksa onlara
eziyet etmek için değil. Sendikalar bir tek işçinin bile haksızlığa uğraması
durumunda birbirine sarılarak ayağa kalkmak ve dik durmak zorundadır. Genel
grevin anayasanın 90. maddesi gereği artık yasak olmadığını ve nasıl
uygulanacağı konusunda Yunan sendikalarından ders almaları gerektiğini
sendikacılarımız artık bilmelidir. İşçi sendikaları gölgelere saklanarak,
hükümete sığınarak özgür sendikacılık yapamayacaklarını anlamak zorundadır.




<http://iyinsanlar.webng.com/>

¯`´•.¸ ________ღ♥ღ_________ ¸.•´´¯)
♥---==-♥°° Ñè MuTlu TüRKÛM DiYeNe°°♥-==---♥
(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯¯¯¯¯

Ya İzinde Yürürüz, Ya İzinde Ölürüz..








-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap