*Cihaner'in anlattıklarından dehşete kapıldım ve davayı aldım *

*47 yıllık avukat Turgut Kazan, Başsavcı Cihaner'in davasını almaya nasıl
karar verdiğini şöyle anlatıyor: *

*Sanem Altan / VATAN*
 ------------------------------



"Bir gün telefonum çaldı arayan Cihaner'di, 'İstanbul'dayım sizinle görüşmem
gerekli' dedi. Ofise geldi, uzun uzun anlattı, dehşetle dinledim. Davayı
Ergenekon'a bağlayacaklarını düşündüm, vicdanım el vermedi..."

* Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in avukatısınız. Ama
Ergenekon davasında bildiğim kadarıyla hiç müvekkiliniz yok. Girmediniz.
Bunu almayı niye tercih ettiniz?

Ergenekon soruşturması başladığında, bu soruşturmalar için avukatlık görevi
üstlenmeyi, böyle bir soruşturmada istediğim performansı gösteremeyeceğimi
düşünerek istemedim. İsteyenler vardı, arayanlar, onlara "Özür dilerim ben
bu performansı gösteremem" dedim. Bu tip zorlu davaları çok iyi bilirim
çünkü, bunlarla çok uğraştım ama o zamanlar 40'lı yaşlardaydım tabii. Ama
bir gün telefon çaldı, "Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı" arıyor dediler. "Ben
İstanbul'a geldim, sizinle bir görüşmek istiyorum" dedi. "Buyrun" dedim.
Buraya, ofise geldi. Uzun uzun anlattı, dehşet içinde dinledim
anlattıklarını, "Anlaşılan bir şey olacak, bunun sonu oraya gidiyor,
kararlılık içindeler çünkü" dedi. Biliyorsunuz Cemil Çiçek, Başbakan
Yardımcısı sıfatıyla bizzat kendisini aramış. Dinlendiği de anlaşılıyor.
Niye Cumhuriyet Savcısı dinlenir, Ergenekon'la ilgili, ona bağlamak
istiyorlar, onu da anladım. Yaptıklarına bakıyorum, yargının bağımsızlığıyla
ilgili kaygılarımın somut bir örneği ile karşı karşıyayım İlhan Cihaner'in
hikayesinde. Bunu Ergenekon'a bağlayabileceklerini düşündüm. O yüzden gene
mesafe koymak istedim ama vicdanım el vermedi. Gece uyuyamam. Kaçmış gibi
olurum. Başsavcı yaptığı soruşturmalar nedeniyle hedefte. Zaten bunu kendisi
de söylüyor "Erzincan'a kim atansa ve işini yapmak istiyorsa başına bu
gelirdi, çünkü ben işimi yaptım." Gerçi şimde de uyuyamıyorum ama bu
stresten.

*Gözaltında çocuk yok ki...*

* Mesele tam neymiş? Davalar açılmadan önce bunun olabileceğini hissedip
size gelmesine sebep? Cemil Çicek arayıp ne demiş?

Ercincan'a tayin edildikten sonra, vilayette güvenlik ve asayiş
toplantısında vali demiş ki "Okul öncesi çocukların yasa dışı eğitime
yönlendirildiği ve yasa dışı para toplandığı yönünde bilgi alıyorum
araştırılsın." Bu bilgi ve deliller ışığında soruşturma başlatmış Cihaner.
Yerel seçim arifesi döneminde Cemil Çiçek arıyor kendisini, "Seçim öncesi bu
bize çok zarar verir sayın başsavcım" diyor. O da "Yasal gereği yapılacak
merak etmeyin" falan diyor. Bu yetmiyor, Cezaişleri Genel Müdür Vekili Çetin
Şen telefon ediyor, "Sen napıyorsun, başını belaya sokarsın" diyor. Çiçek
uzun süre sessiz kaldı ama sonra kabul etti aradığını. Şen de söylemişti,
çünkü onun aradığı da sabit. "Çocuklara uygulanması gereken genelgeyi
hatırlatmak için aradık" diyorlar. Yahu gözaltında çocuk yok ki. Soruşturma
çocuklar için yapılıyor. Çocuklara yapılmıyor ki.



* İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatlerini soruşturuyor o sırada Cihaner
değil mi? Peki ne buluyor ki, Cemil Çiçek bile arıyor...

Sırf Kuran kursu, uzun soluklu bir eğitimmiş. 2007 Kasımında başlatılıyor
soruşturma. Bu soruşturmayı İrtica Planı'na bağlamak çok abes. Burada
basının yazamadığı şeyler var. Cemaatler için yasal dinlemeler yapılırken bu
soruşturmayla ilgili, inanılmaz konuşmalar takılıyor. Tamamı kirli iş. Kimse
yazmıyor. Ne siyasal partiler ki bu onların işidir kim kime telefon ediyor
ne istiyor. İmar mevzuatına aykırı işler var, ranta dönük, ihaleye fesat
karıştırmaya dönük hareketler var.

* Kim oldukları belli değil mi?

Danıştay'da bir işin çözümü için aracıyla sorun çözülürse aracının oğlunun
THY'de işe alınacağına ilişkin görüşmeler. İktidara yakın medyanın
desteklenmesine yönelik konuşmalar, Basın İlan Kurumu'yla ilgili görüşmeler.
Takılanlar arasında gazete patronları var. Ve ilk Ergenekon vurgusunu,
ortalıkta daha müvekkelime yönelik bir Ergenekon soruşturması yokken o
gazetede çıktı. "Bu bir Ergenekondur" vurgusu yapıldı. Sonra aynı gazete
patronu Bursa'da başka bir yolsuzlukta o yolsuzluğu soruşturan savcının da
Ergenekon olduğunu yazdı. Bu bir kum hırsızlığıydı, rüşvetti aslında.
Gazetenin patronu davanın sanığı.

* Hangi gazete patronu bu? Yeni Şafak mı?

Yeni Şafak... İlişkiler ortaya çıkmış yasal kovuşturmalar sırasında çok
önemli kişilerin hangi ilişkiler içinde olduğu otaya çıkmış, durum cemaati
çoktan geçmiş yani. Bu dosyaların Erzincan Savcılığı'ndan ilgili
savcılıklara gönderilmesi gerekiyor ki davalar açılsın. Dosyaların
Cihaner'in elinden alınması gerekiyor. İmzasız, kimliksiz ihbar mektupları
başlıyor böylece. Cemaatler için bunlar "Silahlıdır" diyor mektuplarda.
Silahlı olursa çünkü Erzurum'a gitmesi gerekiyor dosya. Cihaner, "Bunlar
silahlı değil şiddetle ilgileri yok" diyor. Bakanlık bastırıyor,
Erzurum'daki Osman Şanal bastırıyor, dosyayı gönderiyor mecburen.
İsmailağa'yla ilgili olanı. O sanıklar Erzurum'da tahliye oluyor hemen.
Başka bir tane, İliç'te altın madeni var. Kanada ABD şirketininmiş o maden
ocağı. O çevredeki önemli herkesi Amerika'ya geziye götürmüş şirket. Bergama
tipi bir olayı engellemek için. Bir ortak aramışlar ve Çalık'ı bulmuşlar.
İliç Savcısı'nın bu işler içinde rüşvet aldığı ortaya çıkmış, dosyayı
Cihaner'e vermişler. Tabii, daha arası açık değil kimseyle o sırada. Sonra
İliç Savcısı bakanlığa verdiği savunmada Cihaner için "Bunlar Ergenekon"
demiş. Osman Şanal bunu gizli tanık olarak görevlendirmiş. Bu davayı merak
eden herkese şunu söylüyorum, Erzurum iddianemesini okuyun. Ülkenin ne hale
geldiğini göreceksiniz. Tehlikeyi de anlarsınız.

* Cihaner'in Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'la da arası açık değil
mi daha önceden?

Cihaner cemaatlere bulunmadığı halde silah yerleştirmeye çalışmakla
suçluyorlar şimdi. Oysa Şanal'la tam bunun tersi için araları açılmıştı.
Dosyayı Erzurum'a alabilmek için "silahlı" olduklarına dair ihbar mektupları
var diyordu. Cihaner de "Hayır yok" diyordu. Adalet Bakanlığı'na yazılar
yazmış, hepsinin örneği var. İsmailağa cemaatinin dosyasını zorla almışlar,
Gülen cemaati için olan dosyayı göndermemiş. Şimdi bu dosyayı göndermedi
diye "görevi kötüye kullandı" diye dava açıyorlar. Şanal kıdemi, Cihaner'den
düşük, soruşturma yapamaz hukuken. Ee, HSYK ne yapsın bu durumda.

* Şu an iki ayrı suç ve dava var Cihaner hakkında...

Terör örgütü üyeliği ve görevini kötüye kullanma. Yargıtay'daki görevi
kötüye kullanma. Bununla yetinmiyorlar, Ergenekon terör örgütü üyesi
olmaktan dava açıyorlar. Bu yaptıklarını görevi icabı değil irticayla
mücadele eylem planının Erzincan'daki uygulaması olarak yaptığını
söylüyorlar.

* Davaların biri Erzurum'da diğeri Ankara'da. Siz iki dosyayı birleştirmek
istiyorsunuz Yargıtay'da. Neden?

Davalararası bağlantı olunca tek yerde görülmesi gerekiyor. İki tarafta da
İsmailağa ve Gülen cemaati dosyaları görülüyor. Birleştirilmesi ve yüksek
görevli mahkemede görülmesi gerekir. Ayrıca birinci sınıf yargıç ve savcılar
görevlerinden dolayı ya da görevleri sırasında işledikleri öne sürülen suç
ve eylemler için sadece Yargıtay'da yargılanır. Ama fiilen Yargıtay'ın önüne
gelemiyoruz. Dosya Erzurum'da çünkü. Orası Özel Yetkili Mahkeme, yani eski
DGM. Türkiye'deki sisteme göre siyasal iktidarın savcılarını ve yargıçlarını
belirleyebildiği mahkemedir yani. Van'da oldu bu. Siyasal iktidar bunları
kontrol edebildiği için özel yetkili mahkemelerin çok acil ve mutlaka
kaldırılması gerekir.

* 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk, Cihaner'le aynı davada birinci sanık
olarak gözüküyor ama ifade bile vermeye gitmedi. Bir hukukçu olarak bu sizi
rahatsız etmiyor mu?

İddianamesini okudunuz mu? Suçlandığı şey bir paragraf. Ben de bilmiyorum
tam ne olmuş ama bana öyle geliyor ki bir gerekçeyle tasfiye edilmek
isteniyor Saldıray Berk. Siyasal iktidarın da askeri istim altına alma
harekatında olduğunu görüyorum bu iddianameyi okuyunca. Belki çok parlak bir
asker, çok başarılı. Bilmiyorum, ama belki Amerika'nın istediklerine
mesafeli duran biri Saldıray Berk. Belki Genelkurmay Başkanı olacak biri, bu
zaten Amerikan planı, olması çok tehlikeli olacak, istenmiyor. Tek olmaya
kalkıyorsa başbakanlık yönetimi kurmaya kalkıyorsa bu bir sivil darbedir.
Sivil darbe lafını sevmiyorum ama adım adım geliyor.

*Büyükanıt neden alınmıyor?*

* Askerler kendilerini bu kadar iyi savunamıyor, biliyor musunuz... İki
kuruma da aynı mesafeyle bakmak olmalı bir hukukçunun algısı, öyle değil mi?

Askerlerin yapıp yapmadığından emin değilim. Ama zaten darbe yapmaları
mümkün değil, çünkü Amerika darbe istemiyor. Buna TSK içinde kimse cesaret
edemez. Amerika, Türk Ordusu'nu şekillendirmek istiyor. Afganistan, İran,
Irak için kullanabileceği bir ordu istiyor. Karadeniz'e kolayca çıkabileceği
bir ordu istiyor. Deniz kuvvetleri o yüzden çok ön planda zaten. Belini
kırmak istiyorlar. Anlatılanlar çok uçuk çünkü. İhtiyatla söylüyorum bunları
ama. Amerika'nın isteği doğrultusunda bir harekat gibi geliyor bana
vicdanımda. Operasyonların arkasında Amerika var. Askerler kendi aralarında
konuşmuş da olabilir, kefili değilim tabii. Hatta şunu söylüyorum Yaşar
Büyükanıt'ı niye içeriye aldırmıyorlar ya da aldıramıyorlar. Ben "Yazdım"
diyor muhtırayı. Arabayı da aldı. Trilyonluk araba verdiler. Darbe benim
için korkulu rüyadır, olması imkansız ama olsa karşı durum benim de durumum
çok zor ya... 2003'te MİT Müsteşarı söylemiş. 2002 Balyoz Planı'nı söylemiş.
Niye bir şey yapmamış, Başbakan'a sormak lazım.

***



Turgut Kazan, Erzurum H Tipi Cezaevinde bulunan müvekkili İlhan Cihaner'in
televizyondan ve gazetelerden gündemi çok sıkı bir şekilde takip ettiğini
söyledi.

***



*CİHANER ÜÇ AYDIR TUTUKLU*

İlhan Cihaner geçen Şubat'ta gözaltına alınarak Ergenekon üyesi olduğu
gerekçesiyle tutuklandı. HSYK bu işlemi yapan Osman Şanal ile birlikte 4
Erzurum Özel Yetkili Savcısı'nı görevden aldı. Ancak Şanal görevden alınma
kararı kendisine tebliğ edilmeden birkaç saat önce dosyayı yetkisizlik
kararıyla İstanbul'a gönderdi. İstanbul Özel Yetkili Başsavcıvekilliği ise
görevli savcılığın Erzurum olduğu gerekçesiyle dosyayı iade etti. HSYK'nın
görevden alınan savcıların yerine atadığı Başsavcı vekili Taner Aksakal
sürpriz bir şekilde Cihaner ve 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in de
aralarında olduğu 14 sanık hakkında Erzurum'da dava açtı. Erzurum Özel
Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi de HSYK'nın görüşünün aksine Cihaner'in
Erzurum'da yargılanması gerektiğine karar verdi. Cihaner ve diğer sanıkların
yargılanacağı davanın ilk duruşması Mayıs ayında Erzurum'da başlayacak.

***



*Yargıdan iyi sonuç almak değil, ele geçirmek istiyorlar*

* Yeni yargı reformu için ne düşünüyorsunuz bir hukukçu olarak?

Türk yargısını asla savunmuyorum son derece kötü işlediğini biliyorum. 'Bu
görevi mafya üstlenmiş' dedim yıllarca. En az orduevleri kadar adliye sarayı
istiyoruz dedim. Ama bunların arayışı yargıdan daha iyi sonuçlar alma değil,
ele geçirmek istiyorlar. RTÜK gibi bir HSYK ve YÖK gibi bir Anayasa
Mahkemesi. Rektörleri nasıl atıyorsa Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi'ni de
böyle kuracak, bundan korkmamak mümkün mü?

* Sizin Şemdinli Savcısı için iddia ettiğiniz bir şey vardı; "Amerika'da
Utah'da" diyorsunuz. Ama Ankara'da yaşıyormuş hep, kendisi söyledi.

Hâlâ ısrar ediyorum. Ferhat Sarıkaya asla Ankara'da değildi, Amerika'daydı
getirdiler. Meslekten men ağır bir karardı ama iddianamesi felaketti.
Soruşturmalar yanlıştı. Sarıkaya'ya dava açtım ben, onun yanlış iddianamesi
yüzünden bir kişi kendisini astı hapishanede. Ankara'da olsa niye gelmesin
davasına. Ankara'da görülüyor dava, tebligat yapılamıyor ama bulunamıyor...

***



*Cihaner TV ve gazetelerden her şeyi takip ediyor*

* İlhan Cihaner, ilk duruşmaya gelmedi. Çünkü cezavevi aracıyla karadan
Erzurum'dan Ankara'ya gelmesi gerekiyordu, bunu istemedi sanırım. Henüz
görüşmedim ama öyledir sanırım. Ama ikinci duruşmaya gelecek. Erzurum'daki
duruşma için söylüyorum daha ifade verip vermemeye karar vermedik. Özel
mahkeme görevsizdir, bunu reddediyorlarsa o mahkeme önünde ifade vermek
gereksizdir. Bu şahsi fikrim. Bir yargıç böyle, kuruldışı tutuklanamaz.
Erzurum H Tipi Cezaevi'nde şu an. Televizyon aldı, girer girmez, gazetelere
abone oldu. Her şeyi takip ediyor. Biz ordayken üç yargıç arkadaşı ziyarete
geldi, görüşmesine izin vermedi cezaevi savcısı. Kocaman bir ayıptır.
Savcıların görüşme izni vardır ayrıca bu bir sorun değildir. Örneğin Oktay
Ekşi, Mustafa Balbay'la görüşmek istedi, beraber gittik, ben avukatım ama
ben de Oktay gibi girmek istedim, savcı izin verdi görüştük. Doğal bir izin
vermedir bu. Cihaner'e bunu bile yapmıyorlar.

***



*Cihaner, 30 yaşında savcıyken faili meçhulleri görmüş*

* Cihaner, Reyhanlı'da savcıyken daha Çiller'e kadar uzanan pamuk destekleme
fonunun yolsuzluğunu tespit etmiş. Çok sayıda kişiye soruşturma açmış. Sonra
Şırnak İdil'de savcılık yapmış. 30 yaşındaymış o zaman. Faili meçhulleri
görmüş. Bu cinayetlerin nasıl işlendiklerini görmüş. Kolluk güçlerindeki en
güçlü kişilerin nasıl uzun namlulu silahlarla dolaşabildiğini, cinayetleri
nasıl örtbas edildiğini görmüş. Mezar açtırmış. İtirafcının dinlenebilmesi
için canla başla çalışmış. Ama dinletememiş. JİTEM'den bahsediyoruz.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap