Kendisini pek sevmesem de ilginç bulduğum için yazısını gönderiyorum
değerlendirmeniz için. Haaa, bu arada sevgilisinin yüzünü *Beytullaha*,
kaşını *Allah* yazısına benzeten türkülerimizin de olduğunu hatırlamakta
yarar var bu yazıyı okurken...



*Can Dündar *[email protected]

*Peki, bu türküler kimin?*

*29 Nisan
2010
Milliyet*

**

Gelen mesajlarda bir panik havası var:
Siirt<http://www.milliyet.com.tr/index/Siirt>'teki
olaylara tepki gösterenler "Ne oldu bize?" diye feveran edip soruyor:
"Neden böyle olduk?"
Çoğunluk medyayı suçluyor.
Hükümeti suçlayanlar da var.
Bu kadar "namusuna düşkün" bir toplumun, bunca "namus düşkünü" hale
gelmesine suçlu aranıyor.
Bir "Yahşi Batı" öyküsü anlatayım:
Bizimki bara girip Kızılderiliye sormuş:
"Niye sizin şarkılarınız hep yağmur üzerine?.."
"Bizde neyin kıtlığı varsa onun üzerine şarkı yazılır" demiş Kızılderili...
"Peki sizin şarkılarınız niye hep sevgi üzerine?.."
Bir toplumda bu kadar çok namustan söz ediliyorsa, durup düşünmek lazım:
"Acaba, belimizden eksildikçe, dilimize mi vuruyor?"
"Neden böyle olduk"a benim cevabım, Başbakan'la aynı:
"Medya <http://www.milliyet.com.tr/index/medya> yüzünden!"
Ama gerekçem onunkinden biraz farklı...
Medya yüzünden bazı namussuzluklar gizlenemez, sere serpe ortaya dökülür
hale geldi.
Şu "Pervari anlaşması"na bakın:
8 oğlan, 2 bebeğin ırzına geçiyor. Birini öldürüyor.
Ama bölgede kan davası
<http://www.milliyet.com.tr/index/kan%20davasi>tehdidi var. Ölen
bebeklerin aileleri şikâyetçi olmuyor. Muhtemelen bir "kan
parası" ödeniyor. Aileler barıştırılıyor. Oğlanlar salıveriliyor. Yargı
devre dışı bırakılıyor. Konu kapatılıyor.
Ve Belediye Başkanı basını kışkışlıyor:
"Burası küçük bir yer. Olayı kendi aramızda kapattık.
Gelin Pervari'nin balını haber yapın."
Medya, işte bu anlaşmayı bozduğu için suçlu...
"Ne oldu bize? Niye bebeklere, kız çocuklarına, oğlanlara bile musallat olan
bir toplum haline geldik" diyenlere biraz Divan edebiyatı okumalarını
tavsiye edeceğim.
"Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın"
tavsiyesi hangi Saray'dan çıkmadır acaba?
Bu, Saray'ın rezilliği mi?
Peki Anadolu'ya bakalım öyleyse:
"Bir güzel ki 10 yaşına girince/
gonca güldür henüz açılır/
11'inde gonca diye koklarlar/
12'de elma deyip saklarlar/
13'ünde cevrü cefa çekerler/
14'ünde hamre şekere benzer" türküsü acaba hangi topraklarda yakılmıştır?
"O tepeden bu tepeye oyun olur mu/
14 yaşında da Nazife de hanıma doyum olur mu" türküsüne nerelerde neşeyle el
çırpılmıştır?
"Henüz 3 yaşında bir kardeşim var/ seni ondan bile kıskanıyorum" diyen türkü
acep hangi dilde yazılmıştır?
Aslında gökkubbenin altında yeni bir şey yok.
Yeni olan, bir zamanlar pek normal kabul edilen, sefası sürülen, cefası
çekilen, modern çağda ise yadırganan, ayıplanan, giderek cezalandırılan ve
öyle oldukça da yorgan altına itilen, gözlerden saklanan bir ayıbın medya
çağında artık gizlenemez hale gelmesi...
"Kapattık" deyince kapatılamaması...
Örtünün bir daha örtülemeyecek şekilde aralanması...
Kan parasıyla, başlık parasıyla, kız takasıyla süregiden bir cinsel sömürü
düzenine çomak sokulması, harcanan canların, söndürülen hayatların hesabının
sorulması...
"Pervari'nin balı" mı?

Hele şu kovanın hesabı verilsin de...
Ona da bakarız.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap