*05 Mayıs 2010
yeniçağ*


*Sabahattin ÖNKİBAR*

[email protected]

Erdoğan'ın paniği ve şüpheli vekillere çirkin teklifler!

AKP Ankara Milletvekili Faruk Koca'nın, anayasa değişikliği oylamasında oy
vermediğini düşündüğü partili bazı milletvekillerinin adını yazıp
gazetecilere poz vermesi, tesadüf değil tersine hazırlanan projedir!
Faruk Koca malum Tayyip Bey'in hem ev hem de gönlünün sahibi yani çekirdek
listede olan mebuslardan biridir.
Faruk Koca'ya partisi tarafından görev verilmiş, o da bunu yerine
getirmiştir!
Peki böyle bir görevin anlamı ne mi olabilir?
Parti kapatmaya oy vermediği düşünülen milletvekillerini sıkı bir denetime
almak ve bundan sonraki oylamalarda oylarını açıktan kullanmaya zorlamak
için!
Nitekim Faruk Koca'nın isim yazması olayını Köksal Toptan da aynen bu
şekilde yorumlamış ve  *"Yazana değil, yazdırana bakın"* demiştir.
*Görülüyor ki AKP'de tabir yerinde ise artık kırmızı alarm söz konusudur!
*Özellikle Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile ilgili düzenlemeler paketten
düşmesin diye akla hayale gelmeyecek çabalar var.
Önceki günkü oylama sonrasında şüpheli milletvekilleri bir bir ablukaya
alındı.
O isimlerin üzerinde etkili oldukları düşünülen işadamlarına telefonlar
ettirildi.
Dahası, keskin karşıt olduğu bilinen bir isme tehdit mesajı bile gönderildi!
Kısacası AKP zirveleri önceki gece hiç mi hiç uyumadı!
Tayyip Bey bugüne kadar hiç yapmadığını yaptı ve iki gün önce grup
toplantısını yapmasına rağmen yine grubunu olağanüstü bir şekilde toplantıya
çağırdı.
En önemlisi yine hiç yapılmadık şekilde basına kapalı bölüme geçildi!
*Bu bölümde şüpheli vekillere dönerek; "Kendinizi şüpheden şaibeden
kurtarmak istiyorsanız, iki önemli oylamada oylarınızı nasıl verdiğinizi
sadece bizim anlayabileceğimiz şekilde kullanın" talimatını verdi.
*Evet Tayyip Bey ve çekirdek ekibi, önceki gece ve dün, kuşkulandıkları
milletvekillerini denetime almak için formül geliştirmek ve onları uygulamak
adına seferberdiler!
Anayasa Mahkemesi ve HSYK oylaması bu satırların yazıldığı saatte
yapılmadığı için sonucu veremiyoruz ama Erdoğan bu oylamaları  aşmak için
dediğimiz gibi her şeyi seferber etmiş durumda!
Diyeceksiniz ki bu iki oylama o kadar mı önemli?
Önem ne kelime, Anayasa Mahkemesi üye sayısı konusu ve HSYK, AKP'nin genel
seçimdeki istismar ve seçim planlamasının en önemli ayağı.
*Eğer bu ayak AKP'li bazı mebuslar tarafından çökertilirse Tayyip Bey ve
şürekası kendi kurdukları oyunun altında kalacak!
Öyle olduğu içindir ki Erdoğan paniktedir ve iki gün hiç uyumayarak karşı
çıkan milletvekillerini yola getirmek için planlar yapıyor!
DEMEÇ YOK...*
*Samsun'da onbinlerin isyanı ve Abdullah Gül*
Önceki gün, PKK'lı canilerin Lice'de katlettiği üsteğmen için Samsun tabir
yerinde ise ayaktaydı. 50 bine yakın Samsunlu sokağa dökülerek hicranını ve
isyanını duyurdu. İlk kez bu boyutta görülen bu tepki toplumun geldiği
noktayı göstermesi bakımından önemlidir. Maalesef geçen her gün
insanlarımızı karşı cephelere savuruyor ve Türk-Kürt ikilemi ilk defa bu
denli boyut kazanıyor. Dramatik olan bu tabloya rağmen devletin birliğini
temsil eden zatın, yani Abdullah Gül'ün bu tür şeylerle hiç ilgilenmemesi ve
gününü gün etmesidir. Oysa Abdullah Gül'ün yapması gereken bu şehit
cenazelerinden birine katılması ve ülke birliği adına mesajlar vermesiydi.
Hayır, Abdullah Bey bunu yapmadığı gibi PKK alçaklığını eleştirecek bir
mesaj bile yayınlamıyor... *Sahi siz Abdullah Gül'den PKK'ya cani ve katil
sürüsü dediği bir demecini hiç işittiniz mi? O zaman hep beraber soralım, bu
nasıl Cumhurbaşkanı?
GÖRÜNTÜ...*
*Baş müzakereci Emine Erdoğan ikinci Rahşan mı?*
Başlıktaki baş müzakereci Emine Erdoğan yakıştırması bana değil Demokrat
Parti lideri, deneyimli siyaset adamı Hüsamettin Cindoruk'a aittir. Evet
Hüsamettin Bey, Brüksel'e gidip konferanslar veren ve bazı  görüşmeler yapan
Emine Erdoğan'ın konumunu sorguluyor ki bunda yüzde yüz haklıdır. Gezi
boyunca Emine Erdoğan'a AKP'li vekillerin eşlik etmesi ise anlaşılacak gibi
değildir. *Emine Erdoğan verdiği bu görüntüyle lider eşlerinden Nazmiye
Demirel'e, Merhum Nermin Erbakan'a ve Olcay Baykal'a değil, daha ziyade
Ecevit'in siyasi faaliyetlerine çok müdahil olan Rahşan Ecevit'e benziyor ki
İslam'da kadının bu denli öne çıkması ne kadar doğrudur onu ulemaya
bırakalım...* Bu arada Rahşan Hanımın, rahmetli Ecevit'e müdahalelerini
manşetlerine taşıyanların, Emine Erdoğan için tek satır yazmamaları ilginç
değil mi?
*ŞARTLAR...  **
AKP'nin  solcuları ve İnönü!..
*Önce bir hususun altını çizelim. Evet, 1940'lı yıllar yani Milli Şef
dönemi, anti-demokratik bir süreçti. Lakin o yılların tarihsel özelliği var.
Birincisi, Türkiye henüz demokrasiye geçememiş ve en önemlisi İkinci Dünya
Savaşı yıllarıdır. Dolayısı ile *İnönü dönemini sorgularken o yılların
şartlarını göz ardı etmemek gerekiyor ki buna rağmen merhum İnönü asla bir
Hitler değildi.* Tayyip Bey'in bu argümana sığınması ise başka çarpıtacağı
şeyi olmamasındandır. İronik hadise AKP'deki eski solcuların içine düştüğü
durumdur. *Hele hele Ertuğrul Günay gibi gerçekten o dönemi ve şartları iyi
bilen biri nasıl bu duruma "Hayır öyle değil" demez ve diyemez anlamak
mümkün değildir!*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap