*Can Ataklı * 06.05.2010 AKP'deki Ergenekon'a ne oldu
Parti kapatmaları meclis kararına bağlayan Anayasa değişikliği 327 oyda kalıp paketten düşünce AKP'lilerden çok yandaş liberal maskeli faşistler öfkelendi. Bu öfke o kadar büyüktü ki, çıldırma noktasına kadar geldiler. Önceki günkü gazeteleri ve maskeli faşistlerin yazılarını, televizyonlardaki konuşmalarını izlerken ağzım açık kaldı. Bu ne öfke, bu ne hiddet anlamak mümkün değil. Sanki dünyanın sonu gelmiş. Yok Ergenekon AKP içine sızmış, yok Özel Harekât AKP'deki ajanlarını harekete geçirmiş, yok derin devlet operasyon yapmış, yok Yargıtay Başsavcısı'nın askerleri harekete geçmiş... Deli saçması ve bir o kadar da abes suçlama. Bir taraftan demokrasi, hukuk, özgür irade nutukları atacaksınız, sonra da beğenmediğiniz bir karar çıktığında küfrü basacaksınız. Ben boşuna maskeli faşist demiyorum görüyorsunuz. Başları sıkıştığında gerçek yüzleri nasıl görünüyor, o maskeler nasıl akıyor suratlardan, işte kanıtı. Sonra ne oldu? Anayasa Mahkemesi ile ilgili değişiklik maddesi tam kadro desteği ile geçti. Peki Ergenekonlar, Özel Harekât ajanları, derin devlet mensupları, Yargıtay'ın askerleri? Maskeliler dün bundan hiç söz etmiyorlardı bile. Tam tersine hepsi unutulmuş "zafer" çığlıkları atılıyor. Gelelim işin öteki tarafına: Anayasa değişikliği oylamalarının başından beri AKP'de bazı fireler olduğu biliniyordu. Bu fireler parti kapatma konusunda en üst noktaya çıktı ve madde paketten düştü. Sonraki oylamada ise hiç fire verilmedi. Sonuçta bu da sağlıklı bir durum değil. Parti içinde bir kaynaşma, bir sıkıntı olduğu kesin. Ancak gerek şiddetli markaj gerekse "tahmine dayalı listeler" yazılması sonuçları etkiledi. AKP içindeki sıkıntı şu anda "kimlikler belli olmadan" ortaya konmuştur. Diş macunu tüpten çıkmıştır. AKP yönetiminin işi bundan sonra daha zor olacaktır. Yakın bir gelecekte sıkıntının "kimliklerle birlikte" ortaya çıkması da kaçınılmazdır. Hatta paketin tümünün oylanması sırasında yaşanacak bir sürpriz bile kimseyi şaşırtmamalıdır. *** *Yapmayın Allah aşkına Kürşad Bey* Anayasa değişikliği oylamalarında AKP'nin fire vermesi elbette şaşırtıcıydı. Hele çok kritik bir maddenin 330 sınırının da altında kalması partiyi doğal olarak karıştırdı. Ancak bazı "gayretkeş" AKP'lilerin "fire listesi" hazırlamaya kalkması ortalığı adeta darmadağın etti. En büyük tepki eski bakanlardan Kürşad Tüzmen'den geldi. Tüzmen haklı olarak "liste hazırlayana" sert çıktı. Oylama gizli olduğuna ve hiç kimsenin elinde kanıt olmadığına göre "tahmine" dayalı olarak bazı milletvekillerini töhmet altında bırakmak hiç yakışmadı. Buraya kadar tamam. *Ama Kürşad Tüzmen'in "Fireci ben değilim" diye çırpınırken sarf ettiği bazı sözler çok tuhaftı. Ne diyor Tüzmen "Genel Başkan uçuruma atlasa, biz de atlarız. Türklük bunu gerektirir." * Yapmayın Allah aşkına Kürşad Bey. Hangi törede, hangi gelenekte böyle bir şey var? *Uçuruma atlayanın arkasından hiç sakınmadan atlayan tek canlı koyundur*. Bu sözleriniz "Biz koyun gibiyiz" şeklinde yorumlanırsa söyleyecek sözünüz olur mu? Töremizde, büyüklere saygı, lidere itaat önemli bir haslet olarak yerini almıştır. Ancak bu hiçbir zaman "lider kendini uçurumdan atarsa biz de atarız" aşamasına gelmez. Savaşta lider kılıç elde düşman arasına daldığında biz de dalarız o başka. Sanıyorum Tüzmen "haklı olarak" çok öfkelendiği bir anda bu sözleri sarf etti. *** *Yeni Antalya havalimanı* Geçen hafta bir günlüğüne Antalya'daydım. Akdeniz TV'de yayınlanan Genç Türkiye programına katıldım. Programı İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu iki genç Osman Ülker ve Gökhan Kurt hazırlıyor. Bu iki pırıl pırıl genci görünce açıkçası gelecek için umudum daha da arttı. Hiçbir çıkar beklemeden gençler adına çırpınan Ülker ve Kurt'a teşekkür etmek isterim. Antalya'ya gidince Başbakan'ın açtığı yeni terminal binasından geçtim doğal olarak. Çok güzel olmuş. Modern ve gösterişli. Ama dikkatimi çeken bir noktayı hemen söyleyeyim: Gerek ana girişte gerekse kapılara giderken geçilen güvenlik noktalarında çok birikme oluyor. Nedeni basit: Çünkü burada herkes ceketini, kemerini, hatta ayakkabısını çıkarıyor, leptop'u varsa onu ayrı kutuya koyuyor. Ama bunun hazırlığı için gerekli uzun bantlar yapmamışlar. Her şey x-ray makinesinin dibinde oluyor. Bu da hem insanları sıkıntıya sokuyor hem de birikim yaratıyor. Umarım dikkate alırlar. Yeri gelmişken Onur Air'e aynı eleştiriyi ikinci kez yapmak istiyorum. Onur Air diğerlerine göre arası daha geniş olan acil çıkış koltuklarında oturmak isteyenden ekstra para alıyor. Bu koltuklarda oturmak istiyorsanız 10 lira ödüyorsunuz. Ama bunu yapmak eziyet. Çünkü önce biniş kartı almak için sıraya giriyosunuz. 10 lirayı ise bilet satış gişesine ödemeniz gerek. Sıradan çıkıp parayı ödüyorsunuz. Sonra tekrar geliyorsunuz. Oysa 10 lira direkt biniş kartı verilirken alınabilir. Bunu daha önce de yazmıştım. Demek Onur Air o kadar büyümüş ki, küçük bir öneriye cevap verme nezaketi bile göstermemişti. *** *Töre cinayeti yerine yeni tanım bulalım* İstanbul Erkek Lisesi'ndeki dönem arkadaşlarımızla yıllardır ayda bir kere de olsa bir araya geliriz. Aslına bakarsanız artık dönemler de karıştı, üst ve alt sınıftan olanlar da katılıyor bu toplantılara. Genellikle "yoğun eğlence" içinde geçen bu buluşmalarda elbette günün gelişmeleri de konuşuluyor. Sonra bazı arkadaşlarımız bu konuşmalarımız doğrultusunda geliştirdikleri fikirlerini oluşturduğumuz mail grubuna atıyor ve herkes tartışıyor. Bu toplantılarda konuşulanlar ışığında bir öneri mail grubunda tatışılmaya başlandı. Bu öneriyi sizlerle de paylaşmak istedim çünkü konu yaşadığımız sırada üzerinde durup sonra unuttuğumuz çok önemli bir konuyla ilgili. Arkadaşlarımız diyor ki; *"Töre kavramı toplumda genellikle olumlu duygular çağırıştıran bir kavram. Esasen 'töre' toplumun kültürünün bir parçası. Bu nedenle, bazı cinayetlerin 'töre cinayeti' olarak adlandırılması bu rezilikleri yanlış bir konumlandırmaya sebep oluyor." * Getirilen öneri şöyle: *"Töre cinayeti kavramı yerine farklı bir kavram bulmak için kafa patlatalım. Yeni bir adlandırma için öncü olalım. İkinci aşama da bu cinayet türüne karışanların 'çete' kapsamında yargılanması kampanyası olabilir." * Bence tartışılması gereken bir konu. *** Listeler, milletvekili için önemlidir. Seçimde aday listesinde olmak ister. İktidarken Bakanlar Kurulu listesinde olmayı arzular. Özgür iradesini kullanmanın sonucu olarak liderin kara listesine girmemeye çalışır. (Gani Yıldız) -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
