Bir tünelin içinden geçiyoruz; bu kesin...
Kimi entellerimiz bu tünele, "kaotik ortam," diyor.
Kimileri, iğneli fıçı, diyor. Bir diğerleri de, içine itildiğimiz
karanlık, diyor...
Evet... Bu noktada [yani bu ortamda] ilk sorumuzu soruyoruz:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk niçin aşağıdaki sözleri söylemek
zorunluluğunu hissetmiştir?..
"Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,
vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini
düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette
tezahür edebilir..."
Evet, hangi pencereden bakmıştır Gazi Paşa?..
Ve nasıl böyle bir "ön-görünün sahibi olabilmiştir?..
Bu önemli noktayı daha iyi sorgulayabilmek için, şu aşağıdaki soruları
da sormamız gerektiğini düşünüyoruz:
-       Cumhur, halk demek değil midir?.. Dolayısıyla, Cumhuriyet rejimi de,
halkın kendi kendisini yönettiği bir rejim değil midir?
-       Peki, halkın kendi kendisini yönettiği bir sistem, nasıl oluyor da,
bu sistemi yok edebilecek bir tehlikeyi kendi eylemleri [ya da
eylemsizlikleri] ile yaratabiliyor?..
-       Halkın kendi kendisini yönettiği bir rejimde halk, ülkenin
bağımsızlığını nasıl oluyor da koruyamaz bir konuma getirilebiliyor?..
Gazi Paşa, işte bu "olabilirliklerin" her birinin zaman içinde
gerçekleşebileceğini, halkın kendi kendisini yönettiğini sandığı bir
ortamın nasıl yaratılabileceğini sezmiş... Ön-görmüş... Ve geleceğin çok
önemli tehlikesi hakkında, henüz düzenin çarkları tarafından
öğütülmemiş olan gençliği uyarmak gereğini duymuştur...
Ve Türk gençliğine, çok açık bir biçimde, bu düşmanın emperyalistler
ve onların yurt içindeki işbirlikçileri olduğunu [daha o günden]
anlatmış, iletmiş, uyarmış ve onu özellikle bu konuda uyanık olmaya
çağırmıştır...
İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün aşağıdaki satırlara aktarmış olduğumuz
sözlerinin anlamı budur. Evet, büyük bir olasılıkla ezbere
biliyorsunuz bu metni... Ama, acaba gerekli uyarı alabiliyor musunuz?..
Verilen mesajları bilincinize damarlarına kazıyabiliyor musunuz?
-       İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali
görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler... Bütün bu şeraitten
[şartlardan] daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin
dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet
içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî
menfaatlerini, müstevlîlerin [emperyalistlerin] siyasi emelleriyle
tevhit edebilirler [birleştirebilirler] Millet, fakr ü zaruret içinde
harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi
vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Ve bilmemiz gerekiyor ki, Mustafa Kemal Paşa'nın gözlerinin rengine
şiirler ve şarkılar düzüp, gözyaşı dökmekten çok, bilmemiz ve
edinmemiz gereken bilinç budur, sergilememiz gereken duruş budur...
İşte ancak o zaman o "sarı saçlı - mavi gözlü" insanı anlamış ve O'nun
yanında saf tutmuş olabiliriz...
Demek ki acilen yapılacak ilk iş, vitrini bırakıp, dükkânın içine
girmektir.
O dükkânın içini yeniden, ilk günkü gibi, tertemiz eylemektir...

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap