*From:* Metin Guvener


*Baykal Operasyonu'nun Arkasında IV. Henry Var** *

*İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek : [11 Mayıs 2010]*

*17-18 Nisan 2010 günleri Ankara'da toplanan İşçi Partisi 8. Genel
Kurultayı'nda yeniden İşçi Partisi Genel Başkanlığı'na seçilen Doğu
Perinçek, yeni görev döneminin ilk açıklamasını, Silivri L Tipi 4 Nolu
Cezaevi'nden yaptı. Perinçek'in CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ı hedef
alan tertibe ilişkin görüşleri aşağıdadır.*


*ÖZETLER:*

** Suikast talimatlarının şifresi klasiktir; tepedeki adamın 'Falanca artık
canımı sıkıyor" demesi yeter. Üç gün sonraki cenaze töreninde, Büyük
Ortadoğu Projesi'nin Ağır Abisi çizgili takım elbisesi ve kara gözlükleriyle
en öndedir. Çelengi de tabutun başındaki birinci çelenktir.*

** CHP'nin hayalinde ABD'nin yeni seçeneği olmak var ama ABD karar
vericileri, '2003 yılında Tezkere'ye karşı tavrından sonra artık CHP'ye
güvenilmez' değerlendirmesi yapıyorlar.*

** Baykal operasyonu, Ergenekon, Poyraz, Kafes, Balyoz, Erzurum Ergenekon
dizisinin devamıdır. 2001 yılında Tuncay Güney'e Mülakâtta, "Baykal'ı
yönlendiren Veli Paşa zaten" diye söylettirilmiştir! (Mülâkat, s.97). *

** Zamanlama faili ve amacını sergiliyor: Anayasa referandumuna direnecek
güçler, Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül'ü bırakmalı, Baykal'ı tartışmalı,
birbiriyle kapışmalı, kargaşalık içine itilmelidir. Dürüst bir seçimin
koşulları dinamitlenmeli, halk sersemleştirilmelidir.*

** CHP yönetiminin, Mustafa Sarıgül'ü Baykal'a yönelik suikastın
azmettiricisi diye suçlamaları, hem ayıptır; hem de oyuna gelmektir.*

** CHP, Atatürk'ün İstiklâl Savaşı'nda "ateşle imtihan"dan geçen devrimci
örgütlenme mirasından yoksundur. CHP, önümüzdeki hesaplaşma döneminde
Cumhuriyet güçlerine önderlik edebilecek nitelikleri taşımıyor. *

** Baykal operasyonunu Fethullahçı Gladyo diye anılan yeraltı
örgütlenmesinin yürüttüğü açıktır. Baykal, AKP "Kendi Derin Devletini
kuruyor" diyerek bu örgütlenmeye işaret etmişti.*

** BOP Eşbaşkanlığı, önümüzdeki seçim sürecinde her türlü hile, tertip ve
şiddete başvurmaya devam edecektir. Özgür bir seçim için, Tayip Erdoğan
iktidarına son verilmesi ve Dürüst Seçim Hükümeti kurulması şarttır.*


*"FALANCA DÜK ARTIK FAZLA OLUYOR"*


Shakespeare'in IV. Henry oyununda, Kral, 'Falanca Dük de fazla oluyor' gibi
bir laf söyler. Artık gereği bellidir. IV. Henry'nin şovalyeleri, hemen
atlarına atlar ve Falanca Dük'e ulaşarak gereğini yaparlar.


Siyasal suikastlerin şifresi budur. Siyasal tertiplerin de!

Tepedeki adam, "Gidin şu adamı öldürün" diye talimat vermez. Ya da
"Elinizdeki kasetleri artık devreye sokun" diye bir emir vermez.


*BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ'NİN AĞIR AĞBİSİ ÇELENK YOLLUYOR*


Mafya babaları da öyle yapmıyorlar mı? 'Falanca artık canımı sıkıyor"
demeleri yetiyor. Üç gün sonraki cenaze töreninde, Büyük Ortadoğu
Projesi'nin Ağır Ağbisi çizgili takım elbisesi ve kara gözlükleriyle en
öndedir. Çelengi de tabutun başındaki birinci çelenktir.


Bülent Arınç ise, hasadı kaldırmaya yönelik açıklamaları üstlenmiş. 10 Mayıs
2010 günü televizyonlara söyledikleri, AKP'nin esas amacını yansıtıyor.

İnönü'ye Hitler suçlaması, yeni bir dalganın habercisiydi. Baykal operasyonu
için düğmeye basıldığı görülüyordu.


*OKYANUS ÖTESİ RAPORLARIN BAYKAL DEĞERLENDİRMESİ*


Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün Deniz Baykal'dan hoşnut olmadıkları
biliniyor. Ama çok daha önemlisi, Okyanus Ötesi raporlardaki Deniz Baykal
değerlendirmeleridir. En son F. Stephen Larrabee'nin yazdıkları dikkatimizi
çekmişti. Sıradan bir kimse değil. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın kilit
adamlarından. Aydınlık iki sayı önce kapak yapmıştı: "Tayip Erdoğan'ı
yönlendiren yedi Amerikalı"dan biri. Larrabee'nin ABD Hava Kuvvetleri için
hazırladığı Rand Corperation Raporu'nu Mart ayında okudum. Rapor zaten taze:
Şubat 2010 tarihli. İlgi duyanlara öneririm: Troubled Partnership/
US-Turkish Relations in an Era of Global Geopolitical Change.


O raporda, Baykal'ın ve hatta CHP'nin üzerinin çizildiği apaçık belli
ediliyor. CHP'nin hayalinde ABD'nin yeni seçeneği olmak var ama ABD karar
vericileri başka türlü düşünüyorlar. 'CHP, Batı sisteminin partisiydi, ama
2003 yılında Tezkere'ye karşı tavırdan sonra artık güvenilmez'
değerlendirmesi yapıyorlar. ABD önde gelenlerinden ve AB'nin çeşitli
ağızlarından bunu sık sık işitiyoruz.


*TURUNCU DİZİ*


Baykal operasyonu, Ergenekon, Poyraz, Kafes, Balyoz, Erzurum Ergenekon
dizisinin devamıdır. Turuncu dizi diyelim, yakışır. Bu dizinin planlaması,
2000'in eşiğinde başlar. 2001 yılında Tuncay Güney'e verdirtilen "Mülakât"a
ve MİT tarafından yapılan şemasına bakın, orada hedef alınanlar, hep
tertiplerin hedefi olmuşlardır.


Ergenekon tertibi, ABD'nin İkinci Körfez Savaşı planına göre uygulandı. Önce
2002 yılında Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu etkisiz hale getirildi ve
DSP parçalanarak Ecevit hükümetine darbe yapıldı. BOP Eşbaşkanlığı kuruldu.
Bu operasyonun bütün enlem ve boylamları Şemada bulunmaktadır. Baykal da,
ABD'nin Körfez saldırısının olası karşıtları arasında görülmüş ve Şemaya
dahil edilmiştir. Tuncay Güney'e Mülakâtta, "Baykal'ı yönlendiren Veli Paşa
zaten" diye söyletilmiştir! (Mülâkat, s.97). Yine Tuncay Güney'e TRT
ekranlarından neler söyletildiği biliniyor.


O Şemanın, "baştan aşağı uydurma ve gülünç" olduğu bizzat Şemayı hazırlatan
MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun tarafından açıklanmıştır. Ama o Şema, hâlâ
yürürlüktedir. Kuşkusuz Baykal da o Şemaya niçin konduğunu şimdi daha iyi
bilmektedir.


*ZAMANLAMA FAİLLERİ ELE VERİYOR*


Baykal operasyonunun zamanlaması, arkasındaki örgütlenmeyi ele veriyor:

- CHP Büyük Kurultaya gidiyor.

- Anayasa, referanduma gidiyor.

- Türkiye seçime gidiyor ve AKP sallantıda.

Anayasa referandumuna direnecek güçler, Tayip Erdoğan ve Tayip Gül'ü
bırakmalı, Baykal'ı tartışmalı, birbiriyle kapışmalı, kargaşalık içine
itilmelidir. Dürüst bir seçimin koşulları dinamitlenmeli, halk
sersemleştirilmelidir. İşte Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığı'nın sırtına
vurulan görev budur.

Şimdi görebiliyor musunuz, Hitler bıyığının altından tebessüm eden kimdir?


*CHP, SARIGÜL AÇIKLAMASIYLA SENARYODA KENDİSİNE VERİLEN ROLE GİRDİ*


Baykal'ın ve CHP'nin "savaşa" hazır olmadığı görüldü. Newsweek, "Ordu
Yenildi" diye başlık atıyordu. Washington Post, aynı başlığı kendi üslubuyla
yineledi. Arkasından Wall Street Journal, Türkiye'de Kansız İç Savaş Oluyor"
diye yazdı.


CHP, bu "savaş" tahlillerine gözlerini kapamıştır; hatta ABD'nin AKP'den
vazgeçtiği ve bu kez de CHP'nin elinden tutacağı hayalleri CHP çevrelerinde
çok konuşulmakta ve yazılmaktadır.


CHP, "savaşa" hazır olmadığı için, Baykal operasyonunu şaşkınlıkla
karşıladı. Gazeteciler, CHP'nin çaresizlik içinde olduğunu yazdılar. CHP'ye
dost görünme taklidi yapanların, bu "çaresizliği" küçük düşürücü ifadelerle
dillendirme gayretleri gözden kaçmadı.


CHP'nin "refleksi" bilinçsizdi; düşünülmemiş ve tartılmamıştı. O nedenle CHP
yönetimi, ne yazık ki, Baykal operasyonunda kendisine verilen role girdi.


*CHP SARSINTILARI GÖĞÜSLEYECEK BİR ÖNDERLİK VE ÖRGÜTLENMEYE SAHİP DEĞİL*


CHP merkez yöneticilerinin masanın arkasına dizilip, Mustafa Sarıgül'ü
Baykal'a yönelik suikastın azmettiricisi diye suçlamaları, hem kocaman bir
ayıptır; hem de oyuna gelmektir. Zaten Baykal operasyonunu kurgulayanlar,
suikast ihbarlarıyla bakışların Sarıgül'e dönmesini de ayarlamışlar. CHP
yönetimi o kurgunun içine düşmemeliydi.


İşçi Partisi'ne kırk yıldır yapılanları, sistemin CHP'si göğüsleyebilir
miydi? Bırakalım kırk yılı, son iki yılda İşçi Partisi'ne yöneltilen saldırı
karşısında acaba CHP ne olurdu?


Bugün CHP, tatlısu partisidir: Atatürk'ün İstiklâl Savaşı'nda "ateşle
imtihan"dan geçen devrimci örgütlenme mirasından yoksundur. Büyük
sarsıntıların yaşandığı krizlere dayanabilecek bir yönetime ve örgütlenmeye
sahip değil. CHP, önümüzdeki hesaplaşma döneminde Cumhuriyet güçlerine
önderlik edebilecek nitelikleri taşımıyor. Bunu öğrenebilmek için yeni
tecrübeler gerekiyor mu?


*BAYKAL OPERASYONUNDA HOLDİNG BASININININ GÖREVİ*


Holding basını, Fethullahçıdan Neoliberaline cümleten Baykal kasetlerinin
reklâmını yaptı. Sözümona hepsi de özel hayata pek "saygılı" idi. Ama "haber
değeri tartışılmaz" imiş. Aynı basının Türkiye için en hayatî haberlerde
hiçbir değer bulmadığı da biliniyor. Eğer Abdullah Gül veya Tayip Erdoğan
hakkında bir kaset olsaydı, hiçbiri vermezdi. Çünkü IV. Henry'nin böyle bir
fermanı yok.


Basının Gladyo'dan kurgulanan rolü, ikinci gün daha açık olarak ortaya
çıktı. Hepsi, Sarıgül'ün Baykal'a suikast tertiplediği iddiasını yine başlık
üstüne oturtmuşlardı. Dahası, "Baykal kasetlerini internetten kaldırttığı"
başlıklarıyla Tayip Erdoğan'ın faziletleri üzerine haber yarışının startı da
verilmişti. Bu yarışta en öne fırlayan Hürriyet, Tayip Erdoğan'ın "MİT'e bul
emri" verdiğini tepeden ilan ediyordu. Bu manşete Hürriyet'in başyazarı bile
inanmıyor ve parmağıyla failleri gösteriyordu (9 Mayıs 2010).


Sarıgül'ü suçlayan suikast iddiasını bu kadar ciddiye alan basın, işini
yapıyordu. Hepsi de bilmezler mi, Sarıgül Baykal'a suikast tertiplemez.
Bilirler. Ama Gladyo'nun perdeleme mangası işini kim yapacak? Gazeteci
olmayan gazeteciler, Baykal operasyonundaki görevlerini yaparken, BOP
Eşbaşkanlığı da kim vurduya getirdiği hasmının katilini araştırmak gibi.


*"FAİLİ MEÇHUL" DİZİSİNE BİR YENİSİ*


Her faili meçhulde böyle olur.

Önce lanetleyiciler fırlar ortaya. "Alçaklık" başlıkları atılır.

Sonra "faili bulun" çığlıkları yükselir.

En çok bağrınlar, aslında o alçakların ve faillerin kapıkullarıdır.

Onlar da bilirler ki, halkın bir devrimle elkoymasına kadar fail falan
bulunmayacaktır. Çünkü fail, başında tacı ve elindeki altın topuzlu asasıyla
Gladyo'nun tahtında oturmaktadır.

Deniz Baykal operasyonunun da "faili meçhul" kalacağını şimdiden
söyleyebiliriz. Deniz Baykal'ın kendisinin faili teşhis etmiş olması en
büyük kazançtır.


*İŞÇİ PARTİSİ'NİN DEVRİMCİ GÖREVİ: "O MERKEZ"İ GÖSTERMEYE DEVAM*


Her faili meçhul olayında, İşçi Partisi'nin failin yakasına yapışma görevi
vardır. Nasıl Eşbaşkan, "Biz Büyük Büyük Ortadoğu Projesinde bir görevi
yapıyoruz" der, İşçi Partisi'nin görevi de, 1971'den beri o merkezin
yakasına yapışmaktır. Biz yine aynı devrimci görevi yapıyoruz:


*OLGULAR MEYDANDA*


1. Baykal operasyonu, Ergenekon, Poyraz, Kafes, Balyoz, Erzurum Ergenekon
dizisinin devamıdır. ABD, Kuzey Irak'taki Kukla Devleti resmileştirme ve
Türkiye'ye doğru genişletme planı gereği, Türkiye'de Ordu'nun, İşçi
Partisi'nin, bütün millî güçlerin ve CHP'nin direncini kırmak için bu
operasyonları sırayla yürütüyor.


2. ABD, bu planı ancak faşizme yönelerek ve Tayip Erdoğan-Abdullah Gül
iktidarıyla sürdürebileceğini saptamıştır. Bu konuda gözükara gitmektedir ve
devam edecektir. ABD'nin Tayip Erdoğan'ı "deliğe süpürerek" Büyük Ortadoğu
Projesi mührünü CHP'ye vereceği söylentileri bile ABD tarafından
üretilmektedir. Bu sayede hem BOP Eşbaşkanı'nın deliğe süpürülme korkusu
depreştirilmekte, hem de mühür almak isteyenler denetlenmekte ve ABD
emperyalizmine karşı mücadele zaafa uğratılmaktadır.


3. Baykal kasetlerini dolaşıma sokan ve kampanyayı yürüten, Fethullahçı
Gladyo diye anılan yeraltı örgütlenmesidir. Baykal, AKP "Kendi Derin
Devletini kuruyor" diyerek bu örgütlenmeye işaret etmişti. İşçi Partisi, bu
örgütlenmenin merkezini, faaliyetini, geçmişini, geleceğini, ayrıntısına
kadar ortaya koydu. Duruşmalarda bütün kanıtlarıyla anlatıldı; kitapları
yazıldı.


Yavuz Donat, 2003 yılında, "Bu gizli merkezin Meclise yürüyüş mesafesine
faaliyet gösterdiğini" yazdı. Sabah gazetesinin manşetten verdiği o tarihî
haberde, kurulan gizli merkezin, "doğrudan başbakana bağlı olduğu,
operasyonel görevlerinin bulunduğu, bütün iç güvenlik birimlerinin bu
organizasyonun içinde çalıştıkları" belirtiliyordu. Merkezin aslında beş
yıllık bir tecrübe birikimine sahip olduğu da vurgulanıyordu (Sabah, 11
Temmuz 2003). Beş yıl önce, yani 1998, Fethullahçı Gladyo'nun örgütlenmesini
şekillendirdiği tarih!


Tayyip Erdoğan yönetiminin Ordu içinde istihbarat toplayan gizli bir
örgütlenme girişimi de, akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili telefon
dinlemelerine takılarak mahkeme dosyalarında bulunuyor. Ergenekon Davası
dosyasında bulunan mahkeme kararıyla kaydedilmiş, yasal kanıt değerindeki
dinleme tutanaklarına geçmiş bir Bolu toplantısı var. 11 Nisan 2004
tarihinde yapılan O toplantıda "Recep Tayyip Erdoğan adına" katıldığı
dinleme tutanaklarında yazılı Cüneyt Zapsu ve kardeşi, E. Korgeneral Altay
Tokat ve ekibi ile buluşuyor. Bu toplantıda, "Recep Tayip Erdoğan adına" E.
Korg. Altay Tokat'a "TSK'yı izleyecek bir gizli istihbarat örgütü kurması"
öneriliyor ve "Kendisine Gizli Ödenek'ten üç beşyüz falan miktarda para
tahsis" edileceği" vaat ediliyor. Hepsi yasal dinleme tutanaklarında.
"300-500 milyon lira", bütçede 2005 yılından sonra örtülü ödeneğe ayrılan
artışla tam örtüşmektedir! Aynı dinleme tutanaklarında, E. Korg. Altay
Tokat'ın Bolu toplantısından sonra bu önemli konuyu Recep Tayyip Erdoğan ve
Abdullah Gül ile görüştüğü bilgisi de yer alıyor. Özel hayat meraklısı
basınımız, yasal dinleme tutanaklarındaki bu gizli örgütlenme haberine niçin
iltifat etmiyor? Recep Tayip Erdoğanların yasa dışı gizli örgütlenme
girişimlerinin kanıtı olan bu yasal dinleme tutanaklarını basınımıza da bir
kez daha vermeye hazırız.


Gizili örgütlenmeye ilişkin bulgular, Fethullahçı Gladyo merkezinde, 35
kişilik ABD'li personelin çalıştığı gerçeğine kadar uzanıyor. İçişleri
Bakanı'na soruldu inkar edemedi. Zaten Gizli merkezin faaliyeti ortadadır:
Ergenekon operasyonunun her aşamasında ortaya saçılan uydurma belgeler,
ıslak imzalı kağıt parçaları, olmayan bombalar, 25 cm derinliğe gömülen
yepyeni bombalar, Poyraz, Balyoz, Kafes planları, imal edilmiş özel hayat
görüntüleri, artık göklere tırmanan yalanlar ve dolanlar; O tertip
merkezinin faaliyetini bütün kanıtlarıyla ortaya seriyor. Faaliyetin kendisi
somut kanıttır.


4. Baykal operasyonunun failleri iktidarın denetlediği örgütlenmelerde,
Emniyet ve MİT içindeki F tipi örgütte aramak gerekir" diyenler doğru izi
sürmektedirler.


5. Bu yaşananlar, Wall Street Journal'in deyişiyle "Kansız bir iç savaş"
tır. ABD, Türkiye'yi ve Türk Ordusu'nu savaşmadan yenme stratejisini
uygulamaktadır. Türkiye, savaşmadan yenilgiyi kabul edecek bir ülke
değildir. ABD, kendi tercihine göre, savaşarak veya savaşmadan yenilecektir.


6. Türkiye tarihinde böyle bir ihbar ve korku ortamı Abdülhamit döneminde
bile yaratılamamıştır. Seçmen iradesinin bu kadar baskı altına alındığı
uygulamaların eşine dünyada bile az rastlanır. İktidar ve hapisane
seçenekleri ile karşı karşıya bulunan BOP Eşbaşkanlığı, önümüzdeki seçim
sürecinde her türlü hile ve tertip ve şiddete başvurmaya devam edecektir.
Türkiye'de özgür bir seçim yapılabilmesi için, Tayyip Erdoğan iktidarına son
verilmesi ve Dürüst Seçim hükümeti kurulması şarttır.

* *

*http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=2444*

* *







-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap