Afet ILGAZ [email protected] Baykal'a komplo nasıl oluşturulmuş
Bu kasetin gerçek bir çekim olmadığına başından beri inanıyordum. Sonra Baykal'ın yaptığı açıklamada dikkatimi çeken ayrıntılar oldu. Mesela komplonun 15 günde düzenlenmiş olduğu. Birçok aklı başında adamlar saatlerce oturup "Baykal ne kabul etti, ne reddetti" havasında tartışıp durdular. Ben de şöyle düşünüyordum: Mahiyeti başka olan bir şeyin istenilen doğrultuda reddi veya kabulü mümkün müdür? *** İşte bir YARSAV üyesi açıklıyor: "MED tabir edilen bir aygıt var. Bu yurtdışından getiriliyor. Mesela ben karımla konuşurken, bir kadın pazarlamacısının yaptığı konuşma, bizimkinin üstüne bindiriliyor ve bunu Adli Tıp bile anlamıyor ve orijinal zannediyor." Tacidar Seyhan (CHP Milletvekili) bilişim uzmanıymış. Açıklıyor: "İki kadın figürü kullanılmış. Resimleri karartmışlar ve hızlandırmışlar. Ayrı ayrı mekanlarda çekildiği belli amma montajlanmış." *** Sabah gazetesi bu arada bir haber yapıyor. ORAN'daki bir sitede oturan bir CHP'li milletvekilinin villasında (anahtarları Baytok ve Baykal da dururmuş) CHP'nin gizli evrakı varmış. Site müdürüne soruluyor. Cevap: "Hayır burada oturan CHP'li milletvekili yok. Anahtar da yazıldığı gibi elektronik değil, bildiğimiz anahtarlardan. Deniz Bey buraya hiç gelmedi. Gelse görülür veya duyulurdu." YARSAV üyesi zat, hakimler için de böyle kasetlerin hazırlanmış olabileceğini, tam referandum sırasında bunların ortaya çıkarılarak halkın hakimler aleyhinde etkilenmesinin sağlanmak isteneceğini söylüyor. Bakalım, göreceğiz. Görmezsek de bu oyunu şövalyece bozmuş olan Deniz Baykal'a, bu pis hilelerden mağdur olmuş bütün Türkiye adına teşekkür edeceğiz. İnsan bu kadar kirlilik karşısında ne diyeceğini bilemiyor. Haram parayla nasıl Hacca gidilmezse, bu haram yollarla da halife olunamayacağını bilmez misiniz ey AKP'liler? *Tanımaktan memnun olduğum bir CHP'li* Onu ilk defa Baykal'ın istifasını okuduğu gün yakından tanıdım. Daha önce de zaman zaman görüş ve yorum bildirdiğine rastlamıştım ama nedense dikkat çekmiyordu. Sonra onu bir TV programında iki gazetecinin karşısında konuşurken gördüm. O Ankara'dan katılıyordu. Ne yazık ki programı geç açmışım gene de kalan, onu tanımaya ve bundan memnuniyet duymaya yeter bir süreydi. Baykal hadisesine adı karışmış hanımdan öyle kardeşçe onun partiye hizmetlerinden öyle hakseverce bahsetti ki, ötekiler durup dinlediler. Ayrıca kadınlar üzerinden siyasi bir değerlendirme de yaptı ve neden bir sekreterin milletvekili olmaması gerektiğini sorguladı. Kendi bölgesinden, Van'dan, örnekler verdi. Akrabası kadınları anlattı. Lafı uzatmayayım bu zat esmer, gür saçıyla tanıdığımız Savcı Bey'di. (Ertuğrul Gazi'nin büyük oğlunun adıdır.) Konuşmanın sonu çok ilgi çekici oldu. CHP'li gençlerin çadır kurması ve açlık grevi yapması konusundaki görüşler sorulunca, hanım gazeteci "biat kültürü" olarak nitelendirdi bunu. Oysa gözümde saygınlığı olan bir hanımdı, daha tatmin edici bir cevap verebilirdi. Savcı Bey'in cevabı ise, gerçekten çok hoştu. Oradakilerin kendisinden beklemediği bir hazır cevaplık ve kavrayışla: "Ne yani dedi, (lafa böyle başlamadı, ben konuşmayı yeniden tanzim ediyorum) liderimizi nasıl ve ne kadar seveceğimizi, bunu gösterirken neler yapacağımızı ve gözyaşlarımızı ne kadar ve hangi çerçevede akıtacağımızı köşe yazarları mı tayin edecek..." Saygısını ve yumuşaklığını da bu arada elden bırakmıyordu ama verdiği güzel ve anlamlı bir dersti. Onun bir taşra politikacısı değil, taşrada yetişmiş birikimli bir kimse olduğunu gösteriyordu bu. -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. http://ozkanbostanci.blogcu.com/ -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
