Kimden: Ahmet Girgin





 Soner YALÇIN  [email protected]

Kaset komplosunu kim hazırladı


*Geçen haftanın gündeminde, Baykal'a kaset komplosu, Rusya Devlet Başkanı
Medvedev'in enerji antlaşmaları için gelmesi ve Anayasa değişiklik paketini
Cumhurbaşkanı Gül'ün onaylamasıyla yüksek mahkeme yolunun açılması vardı.*

Peki, dünyanın gündeminde ne vardı? İşte bu soruyu bilenler, Türkiye
gündemindeki bu üç olayın aslında nasıl birbiriyle ilgili olduğunu hemen
kavrar. Nasıl mı?

ÖNCE bazı sorularım var:

Hangi ülkelerin petrol rezervi ne kadar:
· Suudi Arabistan yüzde 21
· İran 11.2
· Irak 9.3
· Kuveyt 8.2
· Birleşik Arap Emirlikleri 7.9
· Venezüella 7.0
· Rusya 6.4

Hangi ülkeler yılda ne kadar petrol tüketiyor:
· ABD yüzde 23.9
· Çin 9.3
· Japonya 5.8
· Hindistan 3.3
· Rusya 3.2
· Almanya 2.8
· G. Kore 2.7
· Fransa 2.3
Bir sorum daha var...

Hangi ülkelerin gaz rezervi ne kadar:
· Rusya yüzde 25.2
· İran 15.7
· Katar 14.4
· Suudi Arabistan 4.0
· Birleşik Arap Emirlikleri 3.4
· ABD 3.3
· Nijerya 3.0...

Hangi ülkeler yılda ne kadar gaz tüketiyor:
· ABD yüzde 22.6
· Rusya 15.0
· İran 3.8
· Kanada 3.2
· Japonya 3.1
· Almanya 2.8
· İtalya 2.7
· Çin 2.3...
Hangi ülkenin ne kadar üretip ne kadar tükettiğini analiz edemeyenler,
bugün, ne Türkiye'deki ne de dünyadaki siyasal olayları değerlendirebilir.
Bir ülke için enerji hayattır, ekonomik olarak büyümedir, kalkınmadır ve
bağımsızlıktır.
Osmanlı Devleti bunu bilmediği için enerji deposu bölgelerini avucunun
içinden İngilizlere kaptırdı.
Diyeceksiniz ki, "Hadi bu tablolara bakınca Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in
gelişini, enerji antlaşması yaptığını vs. anladık da, Baykal'a kaset
komplosuyla bu enerji rakamlarının ne ilgisi var, onu anlayamadık?"
Bekleyiniz biraz...

Bu para niye harcanıyor

Berlin Duvarı'nın yıkılıp Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle, dünya tekrar
19'uncu yüzyılın ikinci yarısında başlayıp I'inci ve II'nci Dünya Savaşı'yla
süren eski kanlı paylaşım dönemine girdi.
Bugün dünyada küresel güç dengeleri enerji paylaşımı nedeniyle yeniden
kuruluyor.
Meselenin bizi ilgilendiren bölümü ise şudur:
Türkiye, dünya petrol rezervinin toplam yüzde 61'inin bulunduğu
Ortadoğu'dadır.
Türkiye, gaz rezervinin toplam yüzde 66.5'inin bulunduğu Rusya ile
Ortadoğu'nun hemen yanı başındadır.
Bugün hep sorudan gidelim:
Bu enerji kaynakları üzerinde en çok kim denetim kurmaya çalışıyor?
Yanıt basit, en az üretip en çok tüketen, yani enerjiye en çok ihtiyacı olan
ABD!
ABD enerji alanlarındaki açıklarını iyi niyet mesajları, güler yüzlü
diplomasiyle mi kapatıyor-gideriyor? Tabii ki hayır.
O halde bunu nasıl sağlıyor?
Silahla! Ya korkutarak ya da gerektiği zaman Afganistan ve Irak'ta olduğu
gibi müdahale ederek.
"Dünya jandarmalığı" da öyle kolay değil, çok para istiyor.
Bu nedenle:
ABD'nin askeri harcamaları dünya toplamı içinde 41.5'tir (607 milyar dolar).
İkinci Çin'in 5.8, üçüncü Fransa'nın 4.5, dördüncü İngiltere'nin 4.5,
beşinci Rusya'nın 4.0, altıncı Almanya'nın 3.2, yedinci Japonya'nın 3.2,
sekizinci İtalya'nın 2.8, dokuzuncu S. Arabistan'ın 2.6, onuncu Hindistan'ın
2.1'dir.
ABD'nin 60 ülkede 800 askeri üssü var.
1999-2009 yılları arasında ABD askeri harcamaları yüzde 66.7 arttı.
Yani rakamların dili diyor ki, ABD silahını gösterip korkutarak enerji
ihtiyacını gidermeye çalışıyor.
Ancak sıkıntıları var.
Birincisi...
ABD'nin bu ağır silah harcamasının altından kalkacak ekonomik gücü giderek
tükeniyor. 1980 başındaki Başkan Reagan döneminde öne çıkan finansal
piyasalar ve serbest piyasa ekonomisi 2008 finans kriziyle çöküyor.
ABD çöküşü, yıllardır karşı çıktığı kamulaştırma yaparak önlemeye çalışıyor.
Devletleştirmenin faturası sadece geçen yıl 850 milyar dolar! Neyse, sizi
rakamlara boğmayayım.
Demem o ki, ABD on yıl önceki ABD değil, hızla yoksullaşıyor.
Bu nedenle askeri müdahaleleri biraz müttefiklerinin üzerine yıkmaya
çalışıyor.
Bunlardan biri Türkiye...
ABD, aynı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi kendine gözü kapalı biat edecek
bir Türkiye istiyor.
Nasıl istediğinde, Kore'ye hemen asker gönderdi ise yine talep ettiğinde
Mehmetçik'i cepheye sürmesini istiyor.
"Netekim" istedi.
Ancak Irak Savaşı öncesi 1 Mart 2003 Tezkeresi TBMM'den geçmedi.
İşte bu tarih Türkiye için bir kırılma noktası oldu.

ABD çok kızdı. Suçlu aramaya başladı. Olağan suçlular şunlardı:
a- TSK
b- CHP, MHP gibi bazı partiler
c- AKP içindeki bir grup (ki bunlar 2007 seçimlerinde milletvekili
yapılmadı)
d- Atatürkçü Düşünce Derneği gibi bazı sivil toplum kuruluşları,
üniversiteler
e- Hepsi
Yanıtını biliyorsunuz, "e" şıkkı.
Evet, yavaş yavaş kaset komplosuna geliyoruz...

ABD çok kızdı

ABD 1 Mart Tezkeresi'nin Meclis'ten geçmemesine "haklı" olarak kızdı!
Çünkü adamlar, Saddam'a karşı yapacakları askeri müdahaleye destek
vermeyeceğini açıklayan Başbakan Bülent Ecevit'i bu nedenle düşürmüşlerdi.
Sandılar ki, yeni iktidar isteklerini kayıtsız yerine getirecek.
Aksilik. Olmamıştı. Üstelik...
Türkiye kamuoyunda ABD karşıtı sert bir hava oluşmuştu.
Toplumsal muhalefet örgütlenmeye başlamış, milyonlarca kişinin katıldığı
mitingler organize edilmişti. "Ilımlı İslam" dayatması bu muhalefeti daha da
büyütmüş, güçlendirmişti.
ABD, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'nun tam ortasındaki Türkiye'yi
kaybedemezdi.
O halde ne yapılacaktı?
Türkiye'yi Soğuk Savaş'ın başlangıcında yaptığı gibi yeniden
"kurgulayacaktı".
Yani muhalif herkes susturulacaktı.
Siyasi parti genel başkanları, üniversite sahipleri, rektörler, dekanlar,
öğretim üyeleri, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı
gibi sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, medya sahipleri, işadamları ve
askerler gibi tüm muhalifler susturulacaktı.
Bunu yaparken, dünya kamuoyunu ikna etmek için Rahip Santoro, Hrant Dink
gibi suikastlardan, darbe söylentilerinden yararlanılacaktı.
New York neolibarellerinin "papağanı" Türkiye'deki liberallerin,
cemaatlerin, yeni kurdurduğu gazetelerin ve TV'lerin desteğini alacaktı.
Ve büyük oyun tezgâha kondu.
Türkiye tarihinin en büyük cadı avı başlatıldı.
Cezaevine tıkılan, susturulan herkesin ortak noktası, ABD politikalarına
karşı olmalarıydı.

Bir adam

Bu toz bulutunun arasından bir adam çıktı.
"İnanmıyorum" dedi.
Darbeye, Ergenekon'a, Balyoz'a, Kafes'e, tertip planlarına "İnanmıyorum"
dedi.
Bağımsızlıktan, demokrasiden, laiklikten, cumhuriyetten ödün
vermeyeceklerini açıkladı.
Hep adalete güvendiğini söyledi.
Ulus-devletlerin bağımsız müdahale olanaklarını kısıtlayan neoliberal
politikalara sırtını döndü. Rant ekonomisine dönüştürülen özelleştirmelere
karşı hukuk mücadelesi başlattı.
Gerginlikler çıkaracağı belli olan ve Türkiye'yi içe döndürüp
istikrarsızlaştıracak her dayatmaya yılmadan karşı çıktı.
1990'lı yıllarda Ruanda'da 800 bin Tutsi'nin, Bosna'da 325 bin insanın
soykırıma uğramasını seyredenlerin, gündeme getirmeye çalıştıkları "Ermeni
soykırımı" iddialarını elinin tersiyle itekledi.
Çekoslovakya'nın, Yugoslavya'nın bölünmesini alkışlayanların, Kıbrıs'ın
bölünmesine şiddetle karşı çıkmalarındaki ikiyüzlülüğü suratlarına vurdu.
Kıbrıs'ın, Azerbaycan'ın yanında durdu.
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın Büyük Ortadoğu Projesi'yle 22 ülkenin
haritasını değiştirmeyi hedeflediklerini söylediğinde, Türkiye'nin bir karış
toprağını vermeyeceklerini haykırdı.
Kürt sorununu Şeyh Barzani'ye havale edenlere tepki gösterdi.
"Sizin en büyük ihraç kaleminiz Mehmetçik" deyip kapalı kapılar ardından
hükümete milyar dolarlar vermeyi teklif edenlerin oyununu bozdu.
Türkiye'nin Ortadoğu'da kanlı tezgâhlar içine çekilmesini isteyen Batılı
diplomatlara randevu bile vermedi. Bağımsızlıkçı bir dış politikadan yana
oldu.
Toplumda yaratılmaya çalışılan korkunun üzerine gitti.
Hukuk rejimini değiştirmeyi amaçlayan Anayasa değişikliklerine karşı çıktı.
Muhalefeti tekrar toplayıp CHP'yi iktidara aday parti yaptı.
Ve fakat...
Düşman hiç beklemediği bir yerden vurdu.
Şimdi siz hâlâ soruyor musunuz?
Deniz Baykal'a bu hain pusuyu kimlerin kurduğunu?
Cadı avı sürüyor...

 __._,_.___


__,_._,___



-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap