Çağımızın baskın sömürü biçimi, mal pazarlama "iş"inin çevresinde ve
çerçevesinde oluşuyor. Çağımızın emperyalizminin kökünde ister
istemez, kapitalizm olgusu yatıyor.
Malı üreteceksin ve satacaksın.
Satamazsan, yandığının günüdür... Stoklarını eritemedin mi?.. İster
istemez indireceksin fabrikanın şalterini!..
Kapitalist sistem içinde kalındığı sürece bu sonuç kaçınılmazdır...
Eskiden işçinin ve emekçinin, sermayeyi ve üretim araçlarını ellerinde
bulunduranlar tarafından sömürülmesi meselesi, kapitalist sistemin
temel çelişkisi olarak ele alınırdı.
Çünkü sözünü ettiğimiz çelişkinin yarattığı sömürü, bir tek fabrika,
bir tek üretim süreci ya da bir ülke içindeki sınıf mücadelesi
biçiminde ortaya çıkıyordu.
Patron işçiyi sömürüyor, sosyal haklarında kısıntı yapıyor, ücretini
düşük tutuyor, çalışma saatlerini en yüksek düzeye yükseltmeye
çalışıyordu.
Emekçiler ise, emeklerinin karşılığını alabilmek uğruna mücadelelerini
yükseltiyor, birleşiyor ve örgütleniyorlardı.
Oysa, şimdi durum farklı... Çok farklı.
Sözünü ettiğimiz sömürü biçimi ortadan mı kalktı?. Hayır, yine
sürüyor.
Ama, esas sömürü ve temel istismar biçimi, çok daha geniş bir alana
yayılmış ve çok daha sistemli ve örgütlü bir duruma yükselmiş
bulunuyor...
Sömürü globalleşmiş, emperyalizm faktörü dünya halklarının tümünü
yarattığı tehdidin sınırları içine almış bulunmaktadır.
Artık karşı tarafta tek bir patron değil, sınırları aşarak örgütlenen
bir patronlar birliği mevcuttur.
Sanayileşmiş ülkeler mallarını satmak zorundadırlar.
Kendi halklarının tüketim kapasitesi, büyüyen üretim tesislerinin
çarkını döndürmekten çok uzakta kalmaktadır artık.
Bir Amerika'nın, bir Almanya'nın, bir Fransa ve bir İtalya'nın kendi
ülkesinde ürettiği malı satın alacak çok daha fazla insana, daha çok
"tüketici"ye ihtiyacı vardır.
Kısaca ABD ve AB (Avrupa Birliği) ülkelerinin tüm derdi, ürettikleri
malları satın alacak tüketicilere "serbestçe" ulaşabilmektir!..
Satacaklardır... Ve kazandıkları paraları, kendi ülkelerine "özgürce"
götüreceklerdir...
Ya da parayı kazandıkları ülkelerde, siyaseti, ekonomiyi ve "bir takım
kişileri" kontrol altında tutarak, kendi çıkarlarının sürekli
kılınmasının koşullarını yaratacaklardır.
İşte yaratmak istedikleri "güvenilir ülke" imajı budur...
Kontrol altında tuttukları bir takım kişiler ise, "işbirlikçiler"
dediğimiz çıkar odaklarıdır....
Çağımızda vatan savunması, sadece hudut boylarında nöbet tutmakla
sağlanmıyor.
İktisadi bağımsızlığını savunamayan bir ülkenin vatanını savunabilmesi
mümkün değildir.
İşte bu sebeple, çağımızda milliyetçilik ya da ulusalcılık dediğimiz
şey, ülkenin ekonomik çıkarlarının, iktisadi bağımsızlığının
savunulmasının ismidir ve resmidir...
Peki... Ülkenin ekonomik bağımsızlığının karşısında yer alan kimdir;
kimlerdir?
Ürettikleri (artı) malı satmak, pazarlamak isteyen yabancı tekeller.
Uluslararası kapitalizmdir.
Uluslararası kapitalizme... Yani çağdaş emperyalizme karşı olunmadan,
milliyetçi ya da ulusalcı olunamaması işte bu yüzdendir.
Milliyetçilik, ırk esasına dayalı bir ayırımcılık değildir.
Milliyetçilik, ülke çıkarların her alanda savunulmasının adıdır.
Dolayısıyla, emperyalizme karşı olunmadan... Yani, uluslararası
düzeyde emperyalizmi üreten kapitalist sistemi ve onun ülke içindeki
yardakçılarını, karşınıza almadan milliyetçi olamazsınız.
Milliyetçiyseniz... Milli çıkarların yanında olacaksınız...
Ve o çıkarlara göz diken her şeye ve her kimseye karşı olacaksınız.
Bu güçlerle mücadele edeceksiniz. Sistemli, örgütlü ve bilinçli bir
mücadele gücü oluşturacaksınız.
Milliyetçilik, mehter marşı çaldığında tüylerin ayağa kalkması ile
değil, ulusal çıkarların etrafında bir ulusu ayağa kaldırma becerisini
omuzlamakla gerçekleşebilir...
Anlatılması ve anlaşılması gereken çağdaş gerçek, işte budur.

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap