*04 Haziran 2010
   Yeniçağ Gazetesi*

*Sabahattin ÖNKİBAR*

[email protected]

Netanyahu-Lieberman ile Tayyip ve Davutoğlu!

Tayyip Erdoğan, Şeyhülislam değil Başbakan!
Yani fetva makamında değil!
Öyle iken Gazze'ye yardım götürürken İsrail tarafından öldürülenler için
şehittirler ifadesini kullandı!
Öldürülenler arasında Müslüman olmayan ve hatta belki ateistler de var!..
Tamam, Erdoğan onları kast etmemiş diyeceksiniz ama ölen Türklerin şehit
olduklarına nasıl hükmedebiliyor?
Recep Bey, onlar şehit dediğine göre belli ki yardım seferini gaza ve cihad
olarak mütalaa ediyor! Peki böyle bir teşebbüse insani yardım denilebilir
mi?
Siz gazaya ya da cihada giderseniz, karşınızdaki de doğal olarak kendini
savunacak!
Kastım elbette İsrail'in yaptığı haydutluğa gerekçe üretmek değil ama Recep
Tayyip Bey böyle bir jargon ile konuşursa iş oraya çıkıyor!
Sadece o, şehittirler beyanı bile pek çok şeyi ifşa etmiyor mu?
Dürüst olalım, bu yardım teşebbüsü ambalajının iki amacından biri Gazze'ye
uygulanan malum ablukayı aşmak, diğeri de bu olayı Türkiye'de iç kamuoyunun
tüketimine sunmaktır.
Peki ya Ahmet Davutoğlu'nun ABD'de ettiği *"Bu olay Türkiye'nin 11
Eylülüdür" sözüne ne demeli?* Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, Başbakan
yardım olayına gaza ve cihad derse, Dışişleri Bakanı da saldırıya 11 Eylül
diyecek tabii!
Soruyorum bu iki kafanın, bütün dünyanın aşırı ve dinci diye   hedefe
oturttuğu İsrail'in Başbakanı ve Dışişleri Bakanı olan Netanyahu-Lieberman
fanatiklerinden ne farkı var?
Maalesef bugün hem İsrail'de hem de Türkiye'de benzer kafalar  iş başındadır
ve oluşan krizin temel nedeni budur!
Öyle olmasaydı İHH adlı Hamas irtibatlı bir dinci kuruluşun koskoca Türk
Devletinin dış politikasını adeta tayin ve icra eder konumda olmasına izin
verilmez ve de  İspanyol engizisyonculardan, Hitler'den kaçan Yahudilere
kucak açan Türklere İsrail bu alçak muameleyi yapmazdı.
Altını çizerek yazıyorum, Başbakan Erdoğan'ın bilgisi ve onayı olmadan İHH
kendi başına böyle bir organizasyonu yapmaz, yapamaz. İHH, AKP'nin arka
bahçesi ve finansmanı dolaylı olarak o sağlıyor. Dolayısı ile ilk
teşebbüsten itibaren bu sürecin bütün safahatı Recep Bey'in bilgisi ve onayı
dahilindedir. Recep Bey'in amacı bu teşebbüsle biraz yüreğini kor gibi yakan
Filistin ateşini söndürmek ama fazlalıkla da yukarıda söylediğimiz gibi 'One
Minute' misali yapay bir kahramanlığa zemin hazırlamaktı, lakin bu sefer
hesap tutmadı ve tezgah başlarına çöktü!
Evet, Türkiye ile İsrail arasında oluşan krizin temel müsebbipleri iki
devleti yönetenlerdir. Birinin bilinç altında Yeni Osmanlıcılık diğerinde de
Büyük İsrail var.
*TAHVİL...*
*Çeçenler ve Iraklılar Müslüman değil mi?*
*AKP ve tayfası Filistin ve Gazze için neden ağıt yakıyor? Orada yaşayan
Müslümanlar çile çekiyor diye! İyi ama benzer çileler Rusya'nın çizmesi
altında inleyen Çeçenler için geçerli değil mi? Çeçenler konusunu Rusya'yı
kızdırmamak için ağzına dahi alamayanlar, iş Gazze ve Filistin'e geldi mi
aslan kesiliyorlar! Keza aynı şekilde Irak'ta yaşayanlar Müslüman değil
midir? ABD yüz binlerce Müslüman'ı alçakça katlederken ve hatta Hazreti Ali
Camii Şerifi bombalanırken bu İHH ve benzerleri bugünkü gibi sokaklara neden
çıkmadı?* Demek ki *temel amaç *İslâm, şu, bu değil, i*stismardır*. Türk
kamuoyunda Yahudilere ve İsrail'e karşı doğal bir karşıtlık var ya, AKP ve
güruhu onu istismar ve oya tahvil etmek istiyorlar! *Yok, öyle değilse
Müslümanlar arasında yaptıkları bu çirkin ayırımcılığı açıklamalıdırlar!
**UTANÇ...*
*İHH'nın sorumluluğu ve Fetih Ordusu karşılaması!*
Tamam, tetiği çeken İsrail askerleri de ona zemin hazırlayan ya da gerekçe
üreten İHH yönetimidir. İsrail günler öncesinden ambargoyu delmeyi amaçlayan
bu teşebbüse izin vermeyeceğini açıklamadı mı? Açıkladı... Öyle ise İHH
gemiye doldurduğu o insanları, göz göre göre ölüme nasıl sürükler? İHH kâğıt
üzerinde olsa da bir yardım kuruluşu değil mi? Öyle ise nasıl oluyor da
cihada giden sözde İslâm gerillası gibi davranabiliyor! Tablo net, bu
ölümlerden İsrail kadar İHH da sorumludur ve hukuk önünde hesap vermelidir.
Evet, Türk adaleti kişileri insani yardım argümanı ile kandırıp ölüme
sürükleyen İHH'yı yargılamak zorundadır... Tam bu noktada bir parantez açıp
şunu soralım. Önceki gece televizyonlardaki o görüntülerden utandım. Bütün
haber kanalları canlı yayında sanki fetihten muzaffer bir şekilde dönen
kahramanlarımızı karşılar gibi o malum güruhu karşıladı. Hayır onlar asla
kahraman değil, pek çoğu bezirgan!
*YARA...*
*Türkiye şamar oğlanı!*
*Kahrolsak da hakikat şudur; İsrail gerçek bir devlet gibi davranmış,
Türkiye'nin caydırıcılık imajında ise onulmaz bir yara daha açılmıştır.
Uluslararası arena laftan değil, güçten anlar*. İşte ABD ve İsrail örnekleri
ortada... *ABD binlerce kilometre öteden geldi ve olmayan nükleer bombayı
bahane edip Irak'ta bir milyondan fazla insan öldürdü.* Gıkını çıkarabilen
oldu mu? *Devletlerarası ilişkilerde hukukun gücü değil, gücün hukuku
egemendir*. Tersi olsa zaten devletler niye ordular beslesin! Evet, Türkiye,
AKP ile inandırıcılık ve caydırıcılık bağlamında artık yerlerde sürünüyor.
Çuval olayı ile başlayan bu sürece her gün yeni bir densizlik
eklenmiştir. *Düşünün
koca Türkiye, AKP döneminde Barzani gibi bir kabile reisi tarafından bile  "Ben
de Diyarbakır'a müdahale ederim ha" diye tehdit edilebilmiştir.*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap